Onur Yaser Can davası: Sanıklardan 'hatırlamıyorum' savunması

Onur Yaser Can'ın intiharından 12 yıl sonra başlatılan yargılamanın ilk duruşması bugün görüldü. Sanıklar, "Hatırlamıyorum" diyerek soruların birçoğunu yanıtlamaktan kaçındı.

Onur Yaser Can davası: Sanıklardan 'hatırlamıyorum' savunması

Onur Yaser Can’ın intiharı sonrası dört polis ve bir bilirkişi hakkında başlatılan yargılamanın ilk duruşması bugün, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Duruşma öncesi Onur Yaser Can'ın yakınları ile basın mensupları salona alınmadı. HDP Milletvekili Ahmet Şık, duruma tepki gösterdi.

Narkotik polisi tarafından 2010 yılında gözaltına alındıktan sonra işkence görüp tehdit edilen Onur Yaser Can’ın intihara sürüklenmesiyle ilgili polisler ve bilirkişi 12 yıl sonra hakim karşısına çıktı.

Diken'den Canan Coşkun'un haberine göre, İstanbul 41’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can katıldı. Duruşmayı CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Turan Aydoğan, TİP milletvekilleri Ahmet Şık ve Sera Kadıgil, HDP milletvekili Garo Paylan da takip etti. İzleyici sayısının kalabalık olması nedeniyle duruşma İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yapıldı.

SANIK POLİSLER SALONA GELMEDİ

Sanık polislerden Yunus Başay, Muhammet Ongun ve Onur Ülker, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile, bilirkişi Zafer Kökdemir de salonda hazır bulundu. Sanık polis Hakan Aydın ise duruşmadan birkaç gün önce mahkemeye ilaç kullandığına dair belge sunarak duruşmaya katılamayacağını belirtti.

Duruşmada ilk olarak polis Başay’ın ifadesi alındı. Başay, şunları söyledi: “Çok uzun zaman geçtiği için olayı hatırlamıyorum. Daha önce verdiğim ifadelerimden anlatmaya çalışacağım. Ekip şoförü olarak çalışıyordum o zamanlar. Ekip şefimiz Soner Gündoğdu ifade tutanağında zaman hatası olduğunu fark etti. Adliyeye böyle gitmemesini, düzeltmemi istedi. İkinci kez düzenlenen belgelerde imzam var. Bu olayda sadece ekip şoförüydüm.“

"HATIRLAMIYORUM" SAVUNMASI

Polis Başay, hakimin “Almadığınız ifadenin tutanağına neden imza attınız” sorusuna yanıt veremedi. Başay, gözaltı esnasında yanlarında başka hangi polisler olduğunu da hatırlamadı. Başay, savcının Onur Yaser Can’ı gözaltına kendilerinin alıp almadığını sorusuna da “Hatırlamıyorum” diye yanıt verdi.

Başay, Can’ın yakalandığı sırada kaba aramasının yapıldığını belirterek üzerinde uyuşturucu yakalanıp yakalanmadığını da hatırlamadı. Can’ı şubede kimin aradığını da ‘hatırlamadı’.

Can hakkında soruşturma kapsamında teknik takip olduğunu söyleyen Başay, Can’ı o yüzden gözaltına aldıklarını söyledi. Başay, imzası olan sonradan değiştirilen tutanağın dışındaki belgelerden haberi olmadığını, bunlardan iddianame ile haberdar olduğunu belirterek “Ben belgeyi değiştirmedim, öyle şeyler bilmem zaten” dedi.

"MAHREM BİLGİ" DİYEREK CEVAPLAMADI

Başay’dan sonra sanık polis Muhammet Ongun ifade verdi. Ongun, olay tarihinde narkotik suçlarla mücadele şube müdürlüğünün teknik kısımlar bölümünde çalıştığını söyledi. Can hakkında dinleme kararı olduğunu söyleyen Ongun şunları söyledi: “Onur Yaser Can’ın takip ettiğimiz uyuşturucu satıcısıyla görüşmeleri olunca yakalaması yapıldı. Üzerinden miktarını hatırlamadığım uyuşturucu madde çıktı. Gece geç saatlerde eve gidecektik. Onur Ülker ile birlikte üst aramasını yaptık. Sadece o belgede imzam var. Bu tutanak değiştirilmemiştir. Dosyada başka bir imzam yok. Daha önce hakkımda takipsizlik kararı verildi. Hakkımda fazladan bir delil yok, beraatimi talep ediyorum.”

Üzerinden uyuşturucu madde çıkan kişinin üzerinin daha detaylı arandığını söyleyen Ongun, ince aramada bir şey bulunduğunu hatırlamadı. Teknik takibin sahada mı emniyette mi yapıldığı sorusuna karşılık olarak “Bunlar bizim için mahrem bilgilerdir” dedikten sonra Can’ın takibinin nerede yapıldığını hatırlamadı.

Ezgi Sevgi Can, polis amiri Hakan Aydın’ın Can’ın ince aramasının şubede yapıldığına ilişkin savcılık ifadesini hatırlattı. Sanık polis Ongun da “Olay sıcakken her şeyi anlattım. Ne yaptıysam orada yazıyordur. Hatırlıyor olsam söylerim. Aramayı yapmak için talimata gerek yok” dedi. Yakalamayı yapan kişinin kim olduğuna yönelik soruya da ısrarla yanıt vermedi.

Avukat Çiğdem Şat, Ongun’a Onur Yaser Can intihar ettikten sonra avukatı Candan Kaplan’ı aramaya devam ettiğini ve neden intihar ettiğini sorduğunu hatırlattı. Ongun, aramadığını iddia etti.

SORULARA YANIT VERMEDİ

Sanık Onur Ülker de, Onur Yaser Can’ı kendilerinin yakalamadığını öne sürdü. Ezgi Sevgi Can, kimin yakaladığını sorunca Ülker “Konu başka yerlere çekilmeye çalışılıyor. Daha önceki ifadelerim geçerlidir” dedi. Can, anne ve babasıyla kamera kayıtlarına baktıklarını anlatarak Onur Ülker ve Muhammet Ongun’un Can’ın üst aramasına katıldığını hatırlattı. Ülker de Onur Yaser Can’ın üst aramasında ortaya çıkanları tutanağa yazdığını ancak aramaya katılmadığını söyledi. Ülker, bundan sonra sorulan hiçbir soruya yanıt vermedi.

Sanık bilirkişi Zafer Kökdemir de teknik dinleme odasından bahsetti. Burada gerekli incelemeleri yaptığını ve Can’a ait bilgi ve belgeleri bulduğunu söyledi. Bu bilgileri CD’ye yüklediğini söyleyen Kökdemir, davaya ilişkin bütün delillerin kendi çalışması kapsamında ortaya çıktığını belirtti. Kökdemir, CD’yi dosyaya sunduktan sonra savcının “Kır, at” dediği için elindeki CD’yi attığını söyledi. Bu talimatı sözlü olarak aldığını belirtti. Kökdemir, teknik büroda inceleme yaparken bir polisin kendisine “Buradan bir bilgi çıkarsa senden biliriz” dediğini aktardı. Bunu söyleyen polisin yargılanan polislerden biri olup olmadığını bilmediğini söyledi.

Ezgi Sevgi Can, sanıkların eylemleri neticesinde bütün ailesini kaybettiğini söyledi. Olay örgüsünü anlatan Can, ince aramanın cinsel saldırı olduğu belirterek ağabeyinin yasadışı bir sorgu sürecinden geçirildiğini aktardı. Ağabeyinin ikinci defa emniyete çağrılmasının nedeninin ‘bir gün önce maruz kaldığı işkencenin örtbas çabası’ olduğunu söyleyen Can, şöyle devam etti:

“Ağabeyim 20 gün içinde intihar edecek biri değildi. Polisler, bizi suçlu konumuna sokmak için uyuşturucunun altını çiziyorlar. Ağabeyim sanıkların örgütlü suçlarının sonucunda bu travmayı yaşıyor. O nedenle evrakta sahtecilikle işkenceyi birlikte değerlendiriyoruz. Alelacele hazırlanan sahte belgelerle ağabeyim öldükten sonra hakkında dava açıldı.“

Can, polisler hakkında ‘işkence‘, ‘cinsel saldırı‘ ve ‘görevi kötüye kullanma‘ suçlarından da suç duyurusunda bulunmasını talep etti.

"CİNSEL SALDIRIYI GÖREN TANIK VAR"

Avukat Çiğdem Şat, Yaser Can’ın gözaltında tutulduğu sırada orada bulunan Yavuz Koç isimli kişinin polislerin Can’ı çırılçıplak soyarak cinsel saldırıda bulunduğunu, ona tokat attıklarını anlattığını söyledi. Avukat Şat, bu tanığın mahkemece dinlenmesini istedi.

Yaser Can’ı çıplak arayan polisler Muhammet Ongun ve Onur Ülker’in avukatı Ayhan Baykal da “Onur Yaser Can uyuşturucu kullanmasaydı bunlar yaşanmayacaktı” dedi. Salondaki izleyiciler bu sözler üzerine avukata “Uyuşturucu kullandığı için mi öldü” diyerek tepki gösterdi.

Bilirkişi Kökdemir’in avukatı da “Bu dosya bir işkence dosyası olmalıydı. Bu davalarda alınan sonuçlar demokrasinin yerleşmesini sağlayacak. Bu dosyada yargılanıyor olmaktan dolayı utanç duyuyorum” dedi.

Mahkeme, Fatih başsavcılığının polisler hakkındaki takipsizlik kararını istedi. Bugünkü duruşmaya gelmeyen sanık polis Hakan Aydın’ın gerekirse zorla getirme kararıyla duruşmaya getirilmesine hükmeden mahkeme, tanık Yavuz Koç’un bilgilerini de istemeye karar verdi. Bilirkişi sanığın duruşmalara katılma zorunluluğunu da kaldıran heyet, bir sonraki duruşmanın 2 Aralık saat 14:00’te yapılmasına hükmetti.

Ezgi Sevgi Can, duruşmadan sonra adliye önünde basın açıklaması yaptı. Duruşmada olanları anlatan Can, “Annem ve babam için, insan hakları mücadelesi için sonuna kadar mücadeleyi sürdüreceğim” dedi.

 

NE OLMUŞTU?

ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010 tarihinde İstanbul Beyoğlu’nda narkotik polisi tarafından gözaltına alındı. İfadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Bundan iki gün sonra, "Tutanaklarda eksiklik olduğu" gerekçesiyle tekrar karakola çağrıldı. 23 Haziran 2010’da tekrar ifadeye çağrılan Can aynı gün intihar etti. İntiharının ardından annesi Hatice Can, oğlunun pantolonunun arka cebinde, üzerinde çıplak aramaya maruz bırakıldığına ilişkin ifadelerin yazılı olduğu bir not buldu.

Anne Hatice Can 2014 yılında intihar etti. Baba Mevlüt Can ise sağlık sorunlarından dolayı 2019 yılında hayatını kaybetti.

Onur Yaser Can’ın intiharıyla ilgili yargılamada iki polis, “evrakta sahtecilik” suçlaması ile iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay kararı bozdu ve yargılama yeniden başladı. Polisler, ayrı ayrı altı yıl beş ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Ancak İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi, dört polis ve bir bilirkişi hakkında daha suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. İstanbul Valiliği, soruşturma izni vermedi. Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can’ın itirazı üzerine istinaf mahkemesi, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı Temmuz 2021’de kaldırdı.