GERÇEK GÜNDEM - Aslında Hacı Bektaş-ı Veli hakkında kendi döneminde yazılmış bir bilgiye sahip değiliz. Kendisi hakkında bilgilerin ana kaynağı ünlü tarihçi Abdülbaki Gölpınarlı’nın 1958 yılında yayınladığı Vilâyet-Nâme veya Menakıb-ı Hünkâr Hacı Bektaş Velî adlı eserde yer alıyor. Buna göre Hacı Bektaş-ı Veli, Horasan hükümdarı İbrahim es-Sânî Seyyid Muhammed ile Şeyh Ahmet adlı Nişâburlu bir âlim zâtın kızı olan Hatem (Hatme)'in oğludur. Asıl adı da Bektaş olarak biliniyor. Bektaşi Sırrı kitabının yazarı olan Ahmet Rıfkı ise, isminin Muhammed mahlasının ise Bektaş olduğunu savunuyor.

Gölbakır’ın yayınladığı eserde Hacı lakabının nasıl aldığı şöyle anlatılıyor:

‘‘Bektaş'ın hocası Lokman Perende, Horasan'dan hacca gider. Arafat'ta vakfede iken, arkadaşlarına, ‘Bugün arife günü, şimdi bizim evinizde bişi pişirilir’ der. Lokman'ın bu sözü Hünkâr'a mâlûm olur. Hemen Lokman'ın evinde pişirilen bişiden bir tepsiye koyar; göz açıp kapayıncaya kadar Arafat'a, Lokman Perende'ye ulaştırır. Orada bunu yerler. Hac dönüşü Nişâbur halkı Lokman'ı karşılamaya çıkarlar ve tebrik ederler. Lokman, o zaman, ‘Asıl hacı olan Bektaş'tır’ der ve giderek onu tebrik eder; kerametlerini bir bir sayar’’. Ancak Hacı Bektaş'ın Horasan'dan Anadolu'ya hicreti esnasında bizzat hacca gitmiş olduğu da söylenmektedir.

Vilâyet-Nâme’de Hünkar’ın 92 yaşında vefat ettiği ifade ediliyor. Ölüm tarihi olarak 1270/1271 yılı kabul edildiğinden kendisinin 1178/1179 yılında doğduğu söylemek mümkün. Bugün İran topraklarında bulunan Nişabur’da dünyaya gelen Hacı Bektaş-ı Veli, 1220-1221 yılındaki Moğol akınlarından kaçarak Anadolu’ya gelerek Suluca Karahöyük’e (bugün Hacıbektaş olarak bilinen ilçeye) yerleşti. Osmanlı tahrir defterleri ‘‘Horasan Erenler’’inden olan Hünkar’ın beraberinde Bektaşlı oymağı ile birlikte Anadolu’ya geldiğini ortaya koyuyor.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin Hazreti Muhammed ve Ehli Beyt’le bir bağı var mı?

Vilâyet-Nâme’de onun baba tarafından soyunun Hz. Ali'ye kadar gittiği savunuluyor. Kitapta verilen şecerede Hacı Bektaş Velî’nin büyükleri Seyid Muhammed İbrahîm es-Sânî, Seyyid Mûsâ es-Sânî, Îbrahim Mükerrem el-Mucâb, İmam Mûsâ el-Kâzım, İmâm Câfer esSâdık, İmam Muhammed el-Bâkır, İmam Zeyne'l-Âbidin Ali-, İmam Huseyin, İmam Emîrü'l-Mü'minin Ali şeklinde yer alıyor. Birçok tarihçi bu aile ağacının Hz. Ali’ye erişmesinin mümkün olmadığını ileri sürse de Alevi-Bektaşi inancında Hacı Bektaş-ı Veli’nin kökenin Hazreti Ali’ye dayandığı ve peygamber soyuna bağlı bir seyyid olduğu kabul ediliyor.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin hangi akıma mensup, piri kim, Bektaşiliğin kurucusu kendisi mi?

Vilâyet-Nâme’ye göre, onun feyz kaynağı ve ilk hocası Ahmet Yesevî. Ancak Ahmet Yesevî 1166'da vefat ettiğine göre onun ilk hocası olması mümkün değildir. Ancak Yesevî ocağından feyzaldığı hususuna, mevcut araştırmalar, neredeyse ittifak halindedir.

Bununla beraber yine aynı eser Hacı Bektaş-ı Veli, “Horasan erenleri” diye bilinen Kalenderiyye akımına mensup sûfîlerden biri olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle Horasan Melâmetiyye mektebinden çıktığı düşünülüyor. Aynı geleneğe mensup Yesevî veya daha kuvvetli bir ihtimalle Haydarî dervişlerinden biri olarak Anadolu’ya geldiği tahmin ediliyor. Elvan Çelebi, Ahmed Eflâkî ve Âşıkpaşazâde’nin eserleri de onun Vefâî şeyhi olan Baba İlyâs-ı Horasânî’nin halifesi olduğunu savunuyor. Bektaşîliği kuran kişi de aslında kendisi de değil. Bektaşiliğin kökleşmesi önce müridlerinden Abdal Musa sonra Balım sultan tarafından gerçekleştiriliyor.

Hacı Bektaş-ı Veli Baba İlyas ve Baba İshak’ın başını çektiği (Babai) isyana katıldı mı?

Anadolu’da yaşayan Türkmenlerin Selçuklu yönetiminin baskılarına karşı direnişe geçmesine Baba İlyas ve onun halifesi Baba İshak liderlik ediyordu.

Baba İlyas1240 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Keyhüsrev’e karşı iktidarı ele geçirmek maksadıyla hazırladığı ayaklanmanın fiilî idaresini halifesi Baba İshak’a verdi.

Ayaklanmanın ilk zamanlarında başarı kazanarak Güneydoğu ve Orta Anadolu’yu ele geçiren Babaîler Amasya’da ilk yenilgiye uğradılar. Amasya Kalesi’ne sığınmış olan Baba İlyas burada yakalandı ve idam edildi. Baba İshak yönetimindeki diğer grup Konya üzerine yürüdü. Ancak Kırşehir yakınlarındaki Malya ovasına geldikleri sırada Babaîler, paralı Frenk askerlerinin de bulunduğu Selçuklu ordusu tarafından ikinci defa ağır bir yenilgiye uğratıldılar ve Baba İshak öldürüldü. Böylece isyan bastırılmış oldu. 13. Yüzyılda Baba İlyas’la haberleştiği hatta görüştüğü bilinen Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu isyana katılıp katılmadığı net değil. Kimi tarihçiler Hacı Bektaş-ı Veli’nin Baba İlyas’ın halifesi söylese de bu sav üzerinde bir uzlaşı bulunmuyor. Evliya Çelebi ve Aşıkpaşazade, Hacı Bektaş-ı Veli’nin isyana katılmadığını dile getiriyor. Bu arada Hacı Bektaş’ın kardeşi Menteş’in isyana 1239 yılında katıldığı ve Sivas’ta Selçuklu kuvvetleri tarafından öldürüldüğü biliniyor.

Hacı Bektaş-ı Veli felsefesinin temeli nedir?

Hacı Bektaş-ı Veli felsefesinde sevgi ve barış ana temeldir. Barış, öğretinin bir eğitim ilkesi olmuş, toplumlar barış ön şartından geçirilerek yeniden yapılandırılmıştır. İnsanları iyi, doğru, sevgi kavramlarıyla yetiştiren ve yönlendirmeye çalışan Hacı Bektaş Veli felsefesinde savaş, kin, öldürme, zulüm bulunmamaktadır. "Kötülüğe kötülük", "kısas" gibi kurallar Hacı Bektaş Veli felsefesinde kesinlikle yer almamaktadır. Alevilik-Bektaşilik "sizden olmayanları öldürün" anlayışını benimsememiş, aksine "Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü" düsturunu izlemiştir. Yine Alevi-Bektaşi söylencelerinde savaş aracı olarak, simgesel anlamdaki "tahta kılıç" vardır. Tahta kılıç kötülükle savaşın sembolik ifadesidir ve bu öğretiyi benimseyenlerin savaş/barış olayına bakışının en güzel göstergesidir. Hacı Bektaş Veli öğretisi evrensel bir yaklaşımla, dünya insanının kardeşliğini, dünya uluslarının dostluğunu savunur. Bu; "yetmiş iki milleti bir tutmak"/ "yetmiş iki milleti ayıplamamak" / "yetmiş iki millet birdir bize" / "dünya içinde yaratılmış nesneler eşittir" sözleriyle dile getirilir. Bu anlatım ve bakış Alevi-Bektaşiliğin temel ilkesi olmuş ur. Bütün din, ulus, mezheplerdeki insanlar bir tutulur. Bu yanıyla çağını aşan bir düşünce ve inanıştır. Alevi-Bektaşiliğin çağdaş ve güncel kalışının nedeni bu yaklaşıma dayanmaktadır.