GERÇEK GÜNDEM - MERVE ÇOBAN /

Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve cinsiyet eşitsizliği ile mücadelede bir zihniyet değişikliği yaşanıyor gibi görünse de yaşananlar çok iyimser olmayı mümkün kılmıyor. Kadına yönelik şiddetin medyada, sosyal medyada kendisine yer bulması, çoğu zaman, şiddet pornosunun getirdiği raitingten pay alma yarışından öteye geçemezken, kadınların hayatın her alanında var olma çabası ise her zamanki gibi görmezden geliniyor.

Kadına yönelik şiddetle mücadele üzerine tüm kamuoyunun sloganlar ile gövde gösterisi yaptığı şu günlerde Türkiye’de gerçekler durumun farklı olduğunu pazar günü oynanan Turkcell Kadınlar Süper Ligi karşılaşması ile bir kez daha gösterdi. Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak gelişmeler şiddet pornosunun katillere adeta yöntem gösterircesine reklam edildiği ekranlarda, gazetelerde ve sosyal medyada yine yok sayıldı.

TÜRKİYE’DE BİR SÜPER LİG DAHA VAR!

Pazar günü Beşiktaş Vodafone Kadın Futbol Takımı ve Konak Belediyespor, Kadınlar Süper Ligi Play-Off Çeyrek Final karşılaşması için sahadaydı. Türkiye Kadınlar Süper Ligi hafızalara kazınacak maçlarla oynanmaya devam etti.  Ancak Beşiktaş gibi köklü bir kulübün kadın futbol takımının sahada olduğu karşılaşma dahi “haber değeri” taşımadı.

Türkiye’nin “gözlerinin çevrilmediği” karşılaşmada top toplayıcılar ile birlikte onlarca kadın belki de on binlerin hayalini gerçekleştirerek şortlarıyla yeşil sahadaydı. Kıyafetlerine, bekaretlerine, gülüşlerine yönelik hiçbir eleştiri olmadan özgürce sahada koşturan kadınların gururları yüzlerinden okunuyordu.

Mor formalı top toplayıcılar kadınların aradığı özgürlüğün sembolü olarak akıllarda ve manşetlerde yer edinmeliydi. Ancak medya için bu da gelir ve reyting içeren bir görünüm anlamı taşımıyordu.

DEKOLTE YOKTU AMA YEŞİL SAHALAR ÖRNEK OLACAKTI!

Türkiye genelinde kadın futboluna yapılan yatırımların yetersizliği bilinse de Dolmabahçe’de oynanan karşılaşmada, İstanbul’un merkezinde cinsiyet eşitliği mücadelesinin adeta bir simgesi olabilecek niteliklere sahipti. Kadınların bedeninin tabulaştırılmadığı, magazin unsurlarıyla mücadelenin örselenmediği anlar…

Beşiktaşlı taraftarların ‘malum’ süper lige gösterilen ilgi kadar olmasa da sporcuları yalnız bırakmadığı maçta erkekler en ön sıralarda kadın sporcuları destekleyerek toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin neferleri arasında yer aldılar.

Vodafone Park’ta cinsiyetçi futbol ifadelerinin zihinlerden kaldırılmasına yönelik panolar yer alırken Beşiktaş’ın futbol okullarında eğitim alan çocukları ve ailelerini karşılaşmayı VIP tribünden izlemek için davet etmesi de gösterilen çabaların önemli bir örneği oldu.

Özellikle ikinci yarısının bol pozisyonlu geçtiği ve seyre doymanın mümkün olmadığı karşılaşma Beşiktaş’ın Konak Belediyespor’a karşı 4-2 üstünlüğü ile sona ererken futbolcuların aileleri mutluluğu yaşadı. Fauller, goller, kararlara itirazlar, sakatlanmalar, penaltı…

İKİ YÜZLÜLÜK GÖZLER ÖNÜNE SERİLDİ!

Kan, gözyaşı, kadınların, çocukların vurulma, bıçaklanma ve darp edilme anlarından; özetle dehşetten beslenen medya ailelere örnek olacak, çocuklara umut verecek, cinsiyet ayrımcılığı kaynaklı sorunların çözümünde önemli gelişmeler sağlayacak anların bir parçası olmayı bilinçli olarak tercih etmedi.

Erkek futbol liginde Türkiye ile sınırlı kalmayarak dünyaya açılan haber siteleri karşılaşmaları toplu sonuçlar ve kısa haberler ile geçiştirmeyi seçti.  İkinci ligde forma giyen erkek futbolcuların özel hayatı kadar dikkat çekmeyen bu maçlar ekranlarda yayımlansaydı kısıtlı coğrafyalarda hayaller kuran çocuklar için yeni ufukları beraberinde getirecekti.

Mor formalı ve gözlüklü top toplayıcı genç kadınların devre arasında sahanın kenarında oynadıkları futbol tribünlerin ilgi odağı olurken bütçeleri bu karşılaşmayı görüntülemek için fazlasıyla yeterli olan “ana akım medya” ortalarda yoktu. Kadınların kahkahaları “vurulma anları, katliamlar” kadar ilgi çekmedi.

Kadınların sosyal hayata daha fazla dahil olması üzerine her gün yeni kampanyalar düzenlenirken medyanın odağı son haftalarda oyuncu Melis Sezen’in giydiği kıyafeti ‘suç’ olarak niteyelen eski MHP İstanbul milletvekili Ahmet Çakar olmuş ve bu haberler günlerce manşetleri süslemişti. Emine Bulut’un uğradığı vahşet ise aylarca ekranlarda yer aldı ve şiddete karşı kampanyalarda dayanılmaz çığlıklara yer verildi. Ekranlarda kan ve vahşet çağrıları böylelikle “normalleştirilmiş” akışlar olarak kalıcılaştı. Medyanın beden merakı dekolteyle sınırlı kalmayarak korku filmlerini aratmadı.

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ DİLDE BAŞLAR…

Dilin bilinçaltında oluşturduğu ve çocukluktan itibaren davranışları şekillendirdiği bilgisi ile hareket ettiğimizde günlük kullanılan cümle prototiplerini değiştirmek toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde büyük önem taşıyor. Beşiktaş’ın sponsoru Vodafone’un desteği ile #Benvarım sloganıyla yürüttüğü ve bu karşılaşmada da tabelalarda yer alan kampanyada bu çerçevede önemli etkiye sahip.

Erkek ve kadınlara biçilen roller ile yaşamın sınırlandırılmasına yönelik mücadelede değişen ifadeler siyasilerin ekranlarda boy göstermesinden daha fazla etkili olurken cinsiyetsiz davranış kalıplarına yönelik cümlelerin her yerde görünür olması savaşın en önemli cephesini oluşturuyor: Ve kampanya ile “En çok gol atan oyuncu” söylemini kullanılırken “Top geçer, adam geçmez” kalıbındaki eril dili hafızalardan silmek için çaba gösteriliyor.

KADINLARIN KURTULAMADIĞI TRAVMA

Ajanslarda şiddet haberleri art arda akarken Türkiye’de futbol sevdalısı çocukların ve kadınların “Kız çocuğu şort mu giyer, futbol mu oynar?” ön yargılarıyla mücadelesi de akışlarda yerini aldı. Z kuşağı sosyal medya ve teknoloji aracılığıyla engelleri bir ölçüde aşabilirken bugünün Y kuşağı olan 1990’lı yılların kadınları için şort ile yeşil sahalara çıkabilmek sadece bir hayaldi.  Milyonlarca kadının cinsiyet üzerinden uğradığı şiddet ve kısıtlamalar hayatlarını on yıllarca olumsuz biçimde etkilerken; pek çok birey toplumun yaşattığı travmalarla mücadele etmeyi hala sürdürüyor.