Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 5. Kez Toplandı: Cumartesi Anneleri Söz Aldı
"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında 5. kez toplandı. Bu toplantıda Cumartesi Anneleri söz aldı. 1980'de gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren, yaptığı konuşmada, "Bu komisyonun çözüm odaklı olduğuna inanmak istiyorum” dedi.
"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında 5. kez toplandı. Bu toplantıda 'Cumartesi Anneleri' ve 'Barış Anneleri' talep ve görüşlerini dile getirdi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Geçmişte yaşadıklarımızı bir daha yaşamamak üzere kardeşlik içerisinde yürümektir. Dün ifade ettim bu süreci zehirlemek isteyen grupların varlığını biliyoruz. Dünkü bir-iki gelişme uyarımızın haklılığını ortaya koydu. Açık bir provokatörlüktür. Mesele milletin yaşadığı acıları bir daha yaşamaması içerisinde adaletle yarınlara taşımaktır. Komisyon üzerine düşeni yerine getirmektedir. Barışa huzura hizmet ederek komisyon çalışmalarını bugüne getirdik" açıklamasını yaptı.
'KOMİSYONUN ÇÖZÜM ODAKLI OLDUĞUNA İNANMAK İSTİYORUM'
Komisyonda söz alan 1980'de gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Yarıcı, şunları söyledi: "Hayrettin Eren'i hep canlı bekledik, annem yıllar sonra karanfil koyabileceği mezara razı oldu. 2011 yılında Erdoğan anneleri kabul etmişti, o görüşmeden sonra annem 'oğlumun bir kemiğine razı oldum' dedi. 95 yılına kadar aile olarak mücadele ettik sonra Galatasaray meydanında güçlendik. anne ve babam iki gözü açık olarak bize veda etti. Bir suç işlediyse kolluğun görevi yargıya teslim etmekti. yargılanır aramıza dönerdi. Hayrettin Eren ve kayıplar faili meçhul değiller. Devlet gözaltında kaybetmeyi ülkenin her tarafına yaydı. Bu komisyonun çözüm odaklı olduğuna inanmak istiyorum."
'YAŞAM HAKKI ELİNDEN ALINDI'
Yargılanma hakkı, yaşam hakkı ellerinden alındı. Hayrettin Eren kaybolduğunda Şükrü Balcı, Mehmet Ağar ve Tayyar Sever görevdeydi. Ağabeyim faili meçhul değildi. Ağabeyimin akıbetinin sorumlular tarafından açıklanmasını bekliyorum. Devlet, gözaltında kaybolma politikasını sistematik olarak uyguladı ve devam ettirdi.”
'30 YILDIR BEYAZ TOROS’UN PEŞİNDEN KOŞUYORUZ'
Cumartesi Annesi ve insan hakları savunucusu Besna Tosun ise gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alamadıkları babası Fehmi Tosun’un başına gelenleri ve ailesinin adalet mücadelesini şu sözlerle anlattı: "Babasının, evlerinin önünden bir araç ile zorla kaçırıldığını ifade eden Tosun, “Beyaz Toros’un arkasından koştuk ve 30 yıldır halen bu aracın peşinden koşuyoruz."
'EKEN, AĞAR, ÇİLLER'İN İFADELERİ ALINMADI'
Cumartesi Anneleri’nden Maside Ocak Kışlakçı ise gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alamadığı ağabeyi Hasan’ın yaşadıklarını ve adalet mücadelesini komisyonda paylaştı. Kışlakçı, ağabeyinin kaybedilmesinde Korkut Eken, Mehmet Ağar ve Tansu Çiller’in sorumluluğu bulunduğunu savunarak, “Bu kişilerin ifadeleri dahi alınmadı” diye konuştu.
Ağabeyinin bir ormanlık alanda köylüler tarafından bulunduğunu ve vücudunda işkence izleri bulunduğunu kaydeden Kışlakçı, şu ifadeleri kullandı:
“Köylüler jandarmaya haber vermişler, jandarma abimi bulduğunda ayakkabı bağcıkları, kemeri yokmuş. Ellerinde parmak izi alınırken kullanılan boya varmış. Tanıklar da zaten abimi gözaltında gördüklerini söylüyordu. Ağabeyimin izleri, devletin kurumlarından geçirilirken silinmek istenmiş. Dönemin insan haklarından sorumlu devlet bakanı, devlet adına bizden özür dilerken kandırıldığını itiraf etmiştir. Abimin kaybedilmesinde sorumluluğu olanların yargılanması için başvurularda bulunduk. Başvurularımız takipsizlikle sonuçlandı. AİHM, ‘Yaşam hakkı ihlaline’ ve ‘Etkin soruşturma yürütülmediğine’ karar verdi. Abimin soruşturma dosyası halen Beykoz Adliyesi’nde. Yaşananlarda sorumluluğu bulunan Korkut Eken, Mehmet Ağar, Tansu Çiller ve yöneticilerinin ifadeleri alınmadı.
'CEZASIZLIK BARIŞIN ÖNÜNDE ENGEL'
Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdiğimiz barışçıl buluşmalarımız, polis şiddetiyle engellendi. Galatasaray Meydanı, demir bariyerlerle kapatılarak, ağır silahlı polislerin konuşlandığı bir polis noktasına dönüştürüldü. AYM, meydanın derhal açılmasını söylese de Galatasaray Meydanı halen yasaklı bir meydan. AYM kararını tanımayan, yurttaşın hak ve özgürlüklerini kullanmasını engelleyen kamu görevlilerinin tutumu, uluslararası kamuoyunun da tepkisini çekti. İnsanlığa karşı suçlara yönelik cezasızlık, barışın önünde engeldir.”
BARIŞ ANNELERİ: İMRALI DA İŞİN İÇİNDE OLMALI
Barış Anneleri'nden Nezahat Teke ve Türkiye Bozkurt ise komisyonun PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesi gerektiğini savundu. Teke, Öcalan’ın serbest bırakılmasını ve komisyon çalışmalarına destek sunmasını istedi.
Çatışmanın sone ermesi gerektiğini belirten Teke, “Çocuklarımızı değil silahları toprağa gömelim. Bu komisyona çok büyük görevler düşüyor. İmralı da işin içinde olmalı” yorumunu yaptı.
Türkiye Bozkurt ise, Öcalan ile birlikte cezaevlerindeki hasta tutsakların da bırakılması gerektiğini kaydederek, özetle şunları dile getirdi:
"Biz istiyoruz bir adım atılmalıysa önce Öcalan’ın, sonra cezaevlerinin koşulları sonra hasta tutsakları bırakmalı ama kanun altına alınmalı. Yoksa bugün bırakırsın yarın geri alırsın olmaz bu. Biz anneler olarak bunu istiyoruz ölene kadar da barış için devam edeceğiz.”
CUMARTESİ ANNELERİ'NİN TALEPLERİ
Cumartesi Anneleri komisyona, taleplerini içeren bir rapor sundu. Raporda, şu talepler sıralandı:
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları uygulansın.
- Galatasaray Meydanı’ndaki keyfi yasaklama son bulsun.
- Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun alt komisyonu olarak gözaltında kayıpları araştırmak üzere “Hakikat Komisyonu” kurulsun.
- Devlet, gözaltında kaybetme suçundaki sorumluluğunu kabul etsin.
- Gözaltında kaybedilenlerin akıbeti açıklansın, kalıntıları ailelerine teslim edilsin.
- Gözaltında kaybetme suçunun fail ve sorumlularını koruyan cezasızlığa son verilsin ve adalet sağlansın.
- Gözaltında kaybetme fiilinin insanlığa karşı işlenen suç olarak düzenlenmesine, önlenmesine ve cezalandırılmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılsın. Zamanaşımı kurumu cezasızlığın aracı olmaktan çıkarılsın. Bir daha hiç kimse gözaltında kaybedilmesin.
- Türkiye, imzalamaktan kaçındığı, BM Tüm Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme ile Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni Kuran Roma Statüsü'nü imzalasın, onaylasın ve uygulasın.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 4. Kez ToplandıGüncel
Kurtulmuş'tan 'Beyaz Toros' Yorumu: 'Tarihte Kalmasını Umduğumuz Bir Süreçteyiz'Spor