Eğitim Sen, 2018-2019 eğitim öğretim yılına ilişkin hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı. İktidarın, eğitim alanındaki siyasal hedeflerini hayata geçiren piyasacı ve dini eğitim merkezli uygulamalarının 2018-2019 eğitim öğretim yılı boyunca da sürdürüldüğüne vurgu yapılan raporda, eğitimin temel sorunlarına çözüm olacak politikaların ise uygulanmadığına dikkat çekildi. Eğitimde yapısal hale gelen sorunların görmezden gelindiğini belirten Eğitim Sen, iktidarın eğitimin sorunlarını çözmekten çok derinleştirdiğini açıkladı.

Birgün'ün haberine göre Eğitim Sen’in, “2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılında Eğitimin Durumu” başlıklı raporunda öne çıkan başlıklardan bazıları şunlar oldu:

OKULLAŞMA POLİTİKASI

MEB’in mesleki eğitim ve imam hatip lisesi temelli olarak şekillendirilen okullaşma politikası, öğrencilerin çoğunluğunun bu okullara gideceği veya gitmesi gerektiği ön kabulü üzerinden şekillendirilmektedir. Böylece, bir taraftan sermayenin ihtiyaç duyduğu ara elemanlar ucuz işgücü olarak üretim sürecine dahil olması sağlanırken, diğer taraftan imam hatipleştirme politikaları üzerinden eğitimin dinselleştirilmesi ve siyasi iktidarın politik kitle tabanının genişletilmesi yönünde adımlar atılması hedeflenmiştir. Öğrenciler, ülkenin neresinde olursa olsun tercihlerini, iktidarın tüm çabalarına rağmen büyük çoğunlukla akademik eğitim veren okullardan yana kullanmıştır.

ÖZEL ÖĞRETİME TEŞVİK

4+4+4 ile birlikte eğitimde özelleştirmenin tarihte hiç olmadığı kadar hızlı gerçekleştiği görülmektedir. Bu durum, kamusal eğitimin hükümet ve MEB işbirliği ile çökertilerek, özel öğretimin devlet desteğiyle nasıl ihya edildiğinin kanıtıdır. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, göreve geldiği günden bu yana, özel okullarda öğrenim gören öğrencilere yapılan maddi desteğin sonlandırılacağını ifade etmektedir. Ancak MEB tarafından hazırlanan Stratejik Planın basına yansıyan bölümlerinde özel okullara dönük teşvik mekanizmasının devam edeceği anlaşılmaktadır.

KAYNAK ORTALAMA ALTINDA

Türkiye’de öğrenci başına ilkokuldan yükseköğretime kadar 4 bin 652 ABD doları harcama yapılırken, OECD ülkeleri ortalaması 10 bin 520 ABD dolarıdır. Türkiye’de eğitime yapılan harcama oranı OECD ortalamasının yarısından az olup, Türkiye OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra eğitime en az harcamanın yapıldığı ülke olmayı sürdürmektedir.

İMAM HATİBE DESTEK ARTTI

Yıllardır siyasal istismar konusu olan imam hatip okulları 2018 yılında da her açıdan desteklenirken tüm masrafları devlet tarafından karşılandı. Bu şekilde özellikle yoksul ailelerin çocuklarını bu okullara göndermeleri sağlandı. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında imam hatip ortaokullarında okuyan toplam öğrenci sayısı 94 bin 467 iken, MEB’in örgün eğitim istatistiklerine göre yaklaşık 8 kat artarak 723 bin 108 olmuştur.

DİNCİ VAKIF KUŞATMASI

MEB uzun süredir eğitimin dinselleştirilmesi hedefiyle Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak protokoller imzalanmakta, yerellerde il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin katılımıyla çeşitli adlar altında toplantılar yapılmaktadır. Bugüne kadar MEB ile dini vakıf ve dernekler arasında imzalanan protokoller aracılığıyla çok sayıda okul, dini vakıf ve derneklerin temel faaliyet alanları haline gelmiş ya da getirilmiştir.

ÖĞRETMENLER MEB’İ SINIFTA BIRAKTI

Eğitim Sen, 2 bin 326 öğretmene yönelik anket çalışması da yaptı. Sendikanın anketine verilen yanıtlar, MEB’in politikalarının öğretmenler tarafından beğenilmediğini ortaya koydu. Buna göre, ankete katılan öğretmenlerin yüzde 48’i, 2018-2019 eğitim öğretim yılının başarısız olduğunu ifade etti. Öğretmenlerin yüzde 82’si de “Eğitim sistemimizi genel olarak başarılı görüyor musunuz?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi.

Öğretmenlerin yüzde 77’si, eğitim politikaların velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiği görüşünde birleşti. MEB’in eğitimin temel sorunlarına çözüm üretebileceğini düşünen öğretmenlerin oranı ise yüzde 21’de kaldı. Öğretmenlerin büyük bölümü, MEB’in çözüm üretebileceğine inanmadığını bildirdi.

MÜLAKATA HAYIR

Eğitimde kadrolaşma aracı olarak kullanıldığı ileri sürülen mülakat sistemi de öğretmenlerden geçer not almadı. Öğretmenler, “Mülakat ile öğretmen alımının eşit, adil, geçerli ve yansız bir yöntem olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna yüzde 94 oranında, “Hayır” dedi.

Eğitim İş’in 2018-2019 eğitim öğretim yılı değerlendirme raporunda ise eğitim sistemin popülist söylemlerin oyuncağı haline geldiği vurgulandı. Eğitime, “Ben yaptım oldu” anlayışının hakim olduğunu kaydeden sendika, değerlendirme raporunda özetle şunlara yer verdi:

Dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller, eğitimin özelleştirilmesi, karma eğitim karşıtı uygulamalar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, derslik açıkları, kalabalık sınıflar, altyapısı yetersiz okullar, öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkum edilmesi, çocukların örgün eğitim dışına itilmesi, sınav sistemlerinde ve müfredattaki değişiklikler, mülakata dayalı sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik, öğretmene yönelik şiddetin sürmesi, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu gibi çok sayıda sorun maalesef bu öğretim yılına damgasını vurmuştur.

DİNSELLEŞME DEVAM EDİYOR

AKP iktidarı döneminde eğitim, siyasal iktidarın egemen ideolojisinin önemli bir bileşeni haline getirilerek en fazla yıpratılan alan olmuştur. Kindar nesil projesini her türlü hukuki, vicdani ve etik kuralı ayaklar altına alarak yaşama geçirmeye çalışan siyasal iktidar, çağdaşlaşmanın temeli olan eğitimi, kendi ideolojik amaçları doğrultusunda biçimlendirmeye çalışmaktadır.

OKULLAŞMA ORANI DÜŞTÜ

Eğitimin temel sorunlarından biri olan okullaşma oranlarındaki yetersizlik çözülememiş bir sorun olarak ortada durmaktadır. İstatistiklere göre, ilkokul ve ortaokulda okullaşma oranlarında belirgin bir düşüş yaşanmıştır. 2013-2014 eğitim öğretim yılında okullaşma oranı ilkokullarda yüzde 99.57 iken, 2018’de bu oran yüzde 91,5’e düşmüştür. 2013-2014 eğitim öğretim yılında yüzde 99.61 olarak gerçekleşen kız çocuklarının okullaşma oranı ise yüzde 91,7’ye gerilemiştir.