Nagehan Alçı: Dünyada fırtına var, bizde yaprak kımıldamıyor

Habertürk yazarı Nagehan Alçı , Gilette reklamından yola çıkarak erkek egemen dünyasını anlattı.

Nagehan Alçı: Dünyada fırtına var, bizde yaprak kımıldamıyor

Nagehan Alçı, bugünkü "Erkeklerin karşı devrim teşebbüsü" başlıklı yazısında, "Erkek egemen kültürün çok güçlü olduğu bir ülke burası. Her yerde neredeyse sadece erkeklerin sesi çıkıyor. Kelimeler onların, tepkiler onların, biz kadınların içindeki sesleri bile ele geçirmişler sanki." ifadelerini kullandı.

İŞTE O YAZI:


Gillette’in hazırladığı reklam filmi ABD’yi alt üst etti. Filmde erkeklerin “zehirli erkeklik”ten (toxic masculinity) kurtulmaları gerektiği teması işleniyor. İşyerinde altında çalışan kadını dokunarak taciz eden, evdeki hizmetçiyi cinsel obje olarak gören, sokakta beğendiği kadının peşine takılan, itişip kakışan ve tüm bu saçmalıkları erkeklik zanneden adamlara “Bunları yapmayın. Bu devir geçti” diyor reklam. İzlemeyenler için linkini buraya koyuyorum…

Bu küçük filmin mesajları “erkek dünyasını” adeta ayağa kaldırdı. Gillette bunu nasıl yaparmış? Erkeklik saldırı altındaymış. Her şey “Liberalizmin ortamında yetişen üniversitelilerin” kafalarından çıkıyormuş. Bu vesileyle erkek-egemen zihniyet de liberalizmi düşman kabul ederek işten sıyrılmaya çalışıyor. Zaten şu sıralar dünyada trend liberallere ve liberalizme saldırmak. Batı toplumlarında da otoriter ve totaliter eğilimler güçleniyor…

Dün sevgili Ayşe Özek Karasu köşesinde geniş bir şekilde ABD’deki tepkileri özetlemiş. Zamanın ruhu gereği yapılmış ve sadece sosyal medyada tıklanma sayısı 25 milyona yaklaşan reklamı beğenmeyenlerin oranı beğenenlerin 10 katı. Tahmin ettiğiniz gibi “gururu kırılan zavallı erkekler” “dislike”ları patlatıyor.

Ben son derece olumlu bir çaba olarak gördüm Gillette’in yaptığını. “Erkeklik hallerini” az bile anlatıyor üstelik. Tabii Amerikan kültürü üzerinden. Barbekü yapan adamlar, bahçelerinde tepişen oğulları vs. Esas damardan bir “erkek problemine” temas edilmesi için sadece iş yerinde taciz ya da sokakta peşine takılma değil, gerçek şiddetin de işlenmesi gerekir. Dövülen, öldürülen, ilişkiye zorlanan kadınlar, taciz edilen çocuklar, aile içlerinde yaşanan tecavüzler, rutin zorbalıklar…

Bütün bunların tek ve temel sorumlusu erkekler. Bir de bu erkek-egemen zihniyetten tahrik olan maalesef akılsız demek zorunda olduğum kadınlar. “Zehirli erkeklik” yalnızca reklamdaki “testosteron kontrolsüzlüğünü” değil, aynı zamanda şiddet eğilimini ve şiddet üretimini de bünyesinde barındırıyor.,

Dünyada fırtına var, bizde yaprak kımıldamıyor

Gillette reklamının çok tepki çekmesi biraz da MeeToo kampanyasına yönelik erkeklerin biriktirdiği öfkenin bir patlaması. O kampanyayı eleştirmeyi “şık” bulmayan birçok kişi hıncını Gilette’ten çıkarıyor.

Ancak çok tuhaf bir şekilde MeeToo ve Time’sUp kampanyalarının ruhu dünyada kasırgalar estirirken Türkiye’de yaprak bile kıpırdatmıyor. Bırakın onu, son aylarda taciz ve şiddete uğrayıp konuşma cesareti gösteren kadınların üzerine nasıl gelindiğini hem Sıla, hem de Talat Bulut tarafından taciz edildiğini iddia eden genç kız örneğinde gördük.

Erkek egemen kültürün çok güçlü olduğu bir ülke burası. Her yerde neredeyse sadece erkeklerin sesi çıkıyor. Kelimeler onların, tepkiler onların, biz kadınların içindeki sesleri bile ele geçirmişler sanki.

“Ev hanımlığı” olgusunu reddetmeliyiz!

Kadınlar olarak yapmamız gereken iki temel şey var. Birincisi hangi siyasi görüşten olursak olalım sonuna kadar dayanışma içinde olmak. İkincisi de sadece tepkisel olmamak ve kendi entelektüel dünyamızı inşa etmek.

Mesela öncelikle erkek-egemen zihniyetin bizleri boyunduruk altına almak için uydurduğu bir kurum olan , “ev hanımlığını” reddetmeliyiz. Erkeklerin baskısıyla ev hanımı olmak zorunda olan annelerimiz de kızları için bu kimliği reddetmeli.

O PROGRAMLARIN TEMEL İŞLEVİ EV HANIMLARININ BEYNİNİ ÇÜRÜTMEK

Hangi eğitim ve gelir seviyesinden olursa olsun ev hanımlığı denen kurum biz kadınların beynini kesinlikle çürütmek için planlanmış. Erkek zihniyetinin yönettiği medyanın, sabahları ev hanımlarına layık gördüğü televizyon programlarının başka hiçbir işlevi yok. Bizleri tam olarak erkeklerin köleleştirmek istedikleri kıvama getiriyor.

Ev hanımlığı erkek-egemen döngünün sürdürülmesine de yardım ediyor. Biz çalışan kadınlar üzerinde bile Demokles’in kılıcı gibi bir vesayet unsuru adeta. Türkiye için kadınların özgürleşme mücadelesinde en acil konu bu.

“Erkeğin içindeki parayı görüyoruz”

Gilette’in reklamı hem tepki hem de büyük ilgi çektiği için fırsat bu fırsat deyip Egart adlı saat markası da karşı atak bir reklam filmi hazırladı. “Biz erkeğin içindeki iyiyi görüyoruz” sloganı ile savaşta ölenlerin tamamına yakınının, evsizlerin önemli bir kısmının, birçok zor işte çalışanların ağırlıklı olarak erkek olduğu vurgulanıyor. O reklamı da buradan paylaşıyorum.

Bu mantıkla gidecek olursak doğumda ölenlerin, aile içi şiddet kurbanlarının, ofiste taciz mağdurlarının da tamamı kadın. Ancak ben bu saat markasını da anlıyorum. “Erkeğin içindeki iyiyi görüyoruz” diyerek “Erkeğin içindeki parayı görüyoruz” mesajı veriyor.

Etiketler
Nagehan Alçı Habertürk