Yılmaz Özdil: Bu kutlama kepazeliğine emeği geçen...

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, Taksim'de bayrak açan ÖSO'cuları köşesine taşıdı.

Taksim Meydanı'nda Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) ait bayrağın açılmasıyla ilgili tepkiler sürüyor. Yılmaz Özdil de köşesinden tepki gösterdi.

Özdil, "Bu kutlama kepazeliğine emeği geçen bütün “tıpkı kuvayi milliyecileri” kutlarım." ifadelerini kullandı.

Osman, Amasyalıydı, 26 yaşındaydı, sevdiğiyle resmi nikah kıymışlardı, kurban bayramı izninde düğün yapacaklardı.
Ercan, Düzceliydi, 28 yaşındaydı, iki yıllık evliydi.
Ziya, Adanalıydı, 11 aylık evliydi.
Burak da Adanalıydı, babasının hacdan dönmesini bekliyorlardı, o pazar günü nişanı vardı.
Muhammed, Bingöllüydü, henüz 21 yaşındaydı.
Halil, Tokatlıydı.
Burak, Erzurumluydu.
Akif, Adıyamanlıydı.
Bayram, Kırşehirliydi.
Ali, Mersinliydi.
Alper, yüzbaşıydı, 1.90'dı, dağ gibi delikanlıydı, bordo bereliydi, Ankaralıydı, Mustafa Kemal'in askeriydi, üç yaşındaki oğlunun adı Ata'ydı.
Melih, Eskişehirliydi, biri 16 aylık, biri 15 günlük iki bebeği vardı.
Halit, Bitlisliydi, ailece Denizli'de yaşıyorlardı, nişanlıydı.
Kader, Zonguldaklıydı, nişanlıydı.
Ahmet, Afyonkarahisarlıydı, beş aylık evliydi.
Volkan, Erzurumluydu, biri yedi yaşında, biri iki yaşında, iki kızı vardı.
Burak, Ankaralıydı.
Oğuzhan, Kocaeliliydi.
Erdal, Samsunluydu.
Osman, Kayseriliydi.
Zafer, Kırşehirliydi.
Fatih, Afyonkarahisarlıydı.
Hasan, Samsunluydu.
Bülent, Bursalıydı, binbaşıydı, bir kızı vardı.
Ali, Burdurluydu, nişanlıydı.
Mehmet, Kayseriliydi, iki yaşında kızı vardı.
Ali Sezai, Tokatlıydı, nişanlıydı.
Burak, Konyalıydı, tabutunun üstüne damatlık elbisesi konuldu.
Ferhat, Bursalıydı, henüz üç aylık evliydi.
Akın, Tekirdağlıydı, AKUT gönüllüsüydü, sivildeyken de çok can kurtarmıştı.
Oktay, Yozgatlıydı.
Furkan, İzmirliydi.
Önder, Elazığlıydı.
Ökkeş, Kahramanmaraşlıydı.
Ömercan, Karslıydı.
Okan, Konyalıydı.
Ramazan, Kırşehirliydi.
Muhammet, Bitlisliydi, henüz 23 yaşındaydı.
Göktan, Kırklareliliydi, bir ay önce evlenmiş ve hemen görev yerine gitmişti, henüz düğün fotoğraflarını bile görmemişti.
Mehmet, Yozgatlıydı, nişanlıydı, yılbaşında evleneceklerdi.
Ayhan, Kahramanmaraşlıydı, bir yaşında oğlu vardı.
Hüsnü, Malatyalıydı, vurulduğunda helalleşmek ve vedalaşmak için annesini aradı, “anne göğsümden vuruldum” dedi, son sözleri bu oldu.
Mücahit, Adanalıydı.
Hamza, Ankaralıydı.
Selçuk, Amasyalıydı.
Osman, Kahramanmaraşlıydı.
Kerem, Orduluydu.
Selim, Erzincanlıydı.
Ramazan, Samsunluydu.
Emre, Giresunluydu.
Ayhan, İzmirliydi.
Umut, Karabüklüydü.
Duran, Adanalıydı, eşi de kendisi gibi astsubaydı.
Kıvanç, Çanakkaleliydi, 15 aylık kızı vardı.
Mete, Hataylıydı, iki ay önce evlenmişti.
Bahattin, Zonguldaklıydı, iki ay önce krediyle otomobil almıştı, izin günlerinde kullanmak üzere babasının evinin önüne parketmişti.
Mahmut, Ankaralıydı, 25 yıl önce, kendisi iki yaşındayken, polis olan babası da silahlı çatışmada şehit düşmüştü.
Yahya, İzmirliydi, bir ay sonra izne gelecekti, sevdiği kızı istemeye gideceklerdi.
Tarık, Kayseriliydi.
Gökhan, Adanalıydı.
Mehmet, Kahramanmaraşlıydı.
Ömer, Sakaryalıydı.
Sedat, Erzurumluydu.
Sergen, Hataylıydı.
Furkan, Giresunluydu.
Hasan, Balıkesirliydi.
Emin, Denizliliydi, astsubaydı, en büyüğü 15 yaşında üç kızı vardı.
Murat, Kocaeliliydi, üç yaşında oğlu vardı.
Yunus, Tekirdağlıydı, 17 aylık oğlu vardı.
Selman, Kütahyalıydı.
Şahin, Nevşehirliydi, sadece 10 gün önce kızı dünyaya gelmişti.
Ahmet, Erzurumluydu, üç yaşında kızı vardı.
Bekir, Osmaniyeliydi, bir yıllık evliydi.
Selim, İskenderunluydu.
Nurullah, Konyalıydı.
Fırat, Muşluydu.
Ahmet, Hataylıydı.
Muhammet, Erzurumluydu.
Orhan, Kahramanmaraşlıydı.
Fuat, Muğlalıydı.
Cihangir, Şanlıurfalıydı, İzmir'de büyümüştü.
Uğur, Mardinliydi, İzmir'de büyümüştü.
Ali, İzmirliydi.
Burhan, Ispartalıydı.
Enes, Gaziantepliydi.
Burak, Samsunluydu.
Halis, Adanalıydı.
Koray, İstanbulluydu.
Yunus Emre, Kilisliydi.
Selim, İskenderunluydu.
Bekir, Osmaniyeliydi.
Mehmet, Kayseriliydi.
Ufuk, Giresunluydu, dört yaşında oğlu vardı.
Fevzi, Elazığlıydı, kız arkadaşlarıyla kendi aralarında yüzük takmışlardı, yaz gelince istemeye gideceklerdi.
Halil İbrahim, Çorumluydu, 22 yaşındaydı, nişanlıydı.
Ali, Burdurluydu, nişanlıydı, düğün tarihinden davetiyesine kadar her şey hazırdı.
Hamza, Giresunluydu, üç yıl önce evlenmişti.
Hüseyin, Samsunluydu, bir yıl önce evlenmişti.
Bilal, Afyonkarahisarlıydı, sadece üç ay önce evlenmişti.
Fatih, İstanbulluydu, sadece dört ay önce evlenmişti.
Mehmet, Kayseriliydi, sadece altı ay önce evlenmişti.
Taner, Orduluydu, sekiz ay önce evlenmişti.
Ali, Mersinliydi, eşi hamileydi.
Oğuz Kağan, Antalyalıydı, üç yaşındaki kızı cenaze törenine elinde bebekle katıldı.
Hasan, Mersinliydi, üç yaşında kızı vardı.
Serdar, Eskişehirliydi, iki kızı vardı.
Abdullah, Konyalıydı, 23 yaşındaydı, doğumgününde şehit oldu.
Arif, Kastamonuluydu, nişanlıydı, üç ay sonraya nikah günü almışlardı.
Mehmet, Denizliliydi, nişanlıydı, dört ay sonraya nikah hazırlığı yapıyorlardı.
Rıdvan, Vanlıydı, nişanlıydı.
Mustafa, Hataylıydı, nişanlıydı.
Oğuzcan, Hataylıydı, nişanlıydı.
Recep, Eskişehirliydi, 1.5 aylık kızı vardı.
Şafak, Samsunluydu, altı aylık kızı vardı.
İlker, İzmirliydi, helikopter pilotu kurmay yüzbaşıydı, ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümü yüksek lisans öğrencisiydi, evliydi.
Erdem, Kırıkkaleliydi, helikopter pilotu üsteğmendi, dört yıllık evliydi, iki çocuğu vardı.
Ahmet, Erzurumluydu, üç yaşında kızı vardı.
Şahin, Nevşehirliydi, on gün önce kızı dünyaya gelmişti.
Muhammed Ali, İstanbulluydu, üsteğmendi, eşi yedi aylık hamileydi, henüz dünyaya gelmemiş bebeğinin ultrason fotoğrafıyla gülümseyerek poz vermişti.

Bu evlatlarımızın tek tek, hepsi, Suriye topraklarında şehit oldu.

Musa, Ankaralıydı, astsubaydı, iki yıllık evliydi, beş aylık kızı vardı, vasiyet etmişti, “şehit olursam, devletin benim için ödeyeceği parayla Telafer'deki Türkmen çocuklar için kreş yapılsın” demişti.

Mithat, Eskişehirliydi, astsubaylıktan subaylığa yükselmişti, binbaşıydı, özel kuvvetlerde tim komutanıydı, evliydi, kızı vardı, şehit olmadan önce en yakın arkadaşına vasiyet bıraktı, “kızıma anlat, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalsın diye can verdim” dedi.

Ve…
Asrın liderimizin “tıpkı kuvayi milliye” dediği Suriyeliler, yılbaşını Taksim meydanında coşkuyla kutladılar, öso bayrakları açtılar, birbirlerinin omuzlarına çıkıp “Suriye Suriye” diye halay çektiler.

Bu kutlama kepazeliğine emeği geçen bütün “tıpkı kuvayi milliyecileri” kutlarım.

Bu tıpkı kuvayi milliyeci arkadaşlara İstanbul büyükşehir belediyesi tarafından ejder meyveli smoothie dağıtsalardı, daha da güzel olurdu.

Etiketler
Taksim Yılmaz Özdil