İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid'in geçtiğimiz 13 Haziran'da İstanbul'u ziyaret eden yurttaşlarının 'mümkün olan en kısa sürede Türkiye'den ayrılmalarını' istemesi,  kamuoyunda endişeyle karşılanmıştı. 

Söz konusu uyarının ardından İsrail medyasında iki ülkenin birlikte çalışarak megakentte İran kaynaklı bir terör saldırısını engellediği duyurulmuştu.

T24 yazarı Tolga Şardan, yaşananların perde arkasını köşesine taşıdı.

"Ülke medyasından yansıyanlara bakıldığında; İsrail güvenlik yetkilileri, Türk makamlarına 'İran'ın ülkedeki İsrailli turistlere saldırı planı' hakkında bilgi verdi. İsrail güvenlik birimlerine göre; İran, İsrailli turistleri İstanbul'da kaçırmayı planladı" diyen gazeteci, şöyle devam etti:

'İLK İPUCU ANKARA'DAN'

"Gerek İsrail medyasının yayınları, gerekse İsrail Dışişleri Bakanı Lapid'in saldırı uyarısını yapmasının hemen ardından Ankara'da önemli bir operasyon gerçekleşti.

Lapid'in açıklama yaptığı 13 Haziran'ı 14 Haziran'a bağlayan gece yarısından hemen sonra saat 01.00 sularında Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Altındağ bölgesinde bazı adreslere baskınlar yaptı.

Başkentin nüfus bakımından en kalabalık merkez ilçelerinden olan Altındağ'da, Suriyeli mültecilerin yanı sıra IŞID bağlantılı isimler de yaşıyor.

Ankara polisi daha önce aynı ilçe sınırları içinde birçok kez Türk El Kaidesi'nin dışında IŞİD'le bağı olan şüphelilere yönelik operasyon düzenledi.

Daha birkaç gün önce polis, IŞİD adına sosyal medyadan paylaşımlar yapan ve eleman kazanma faaliyetlerinde bulunan yabancı uyruklu A.A. adlı şüpheliyi gözaltına aldı. Şüpheli A.A. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Ancak bu kez operasyonun içeriği ve niteliği farklıydı.

Adresler MİT tarafından bir süredir takip altındaydı ve söz konusu evlerde hareketlilik vardı. Bunu üzerine polis, MİT'in verdiği adreslere baskın yaptı.

Baskınlarda, haklarında Interpol'ün kırmızı bülteni olan yine yabancı uyruklu A.N. ve C.V.'yi gözaltına aldı.

İki şüpheli Ankara Emniyeti'nde sorguya alındı.

Bu arada IŞİD'de böylesi önemli konumda olan ve kırmızı bültenle aranan iki örgüt üyesinin Ankara'da yaşamalarına rağmen MİT'in tespitine kadar polisçe nasıl bulunamadıkları sorusunu ve yanıtını da akılda kalması için bir kenara koyuyorum.

İRAN GİZLİ SERVİSİ İDDİASI

MİT'in tespitleri ve polisin operasyonu ile gözaltına alınan yabancı uyruklu iki IŞİD'çinin sıradan isimler olmadığı kısa sürede anlaşıldı.

Her iki ismin örgütün Türkiye ile Ankara'daki önemli bağlantıları olduğu görüldü.

Şüphelilerden C.V.'nin Ankara bölgesi sorumlusu olduğu, A.N.'nin ise, İstanbul'da İsrail yurttaşlarına yönelik silahlı terör eyleminin organizatörü olduğuna yönelik ipuçlarına ulaşıldı.

Ayrıca özellikle A.N.'nin İran gizli servisi ile bağı olduğu iddiası gündeme gelince soruşturmanın boyutu değişti.

Soruşturmanın bir ucu İstanbul'a uzandı.

Şüphelilerden C.V. Ankara'da kalırken, A.N., yer gösterme işlemleri için savcılık talimatıyla hafta başında Ankara'ya gelen özel ekibe teslim edilerek İstanbul'a gönderildi.

İstanbul'a gönderilen şüphelinin verdiği bilgilerden sonra polisin, İstanbul'da IŞİD'le bağlantılı şüphelileri gözaltına almaya başladığı haber bültenlerine düştü.

Ayrıca önemli bir gelişme daha yaşandı, İstanbul'da. Zanlı A.N'nin verdiği bilgiler ışığında Beylikdüzü'nde IŞİD hücresinin kullandığı öne sürülen bir ev ortaya çıkarıldı.

Tabii soruşturma bununla bitmedi.

Şüphelilerin verdiği bilgiler doğrultusunda yeni operasyonların gerçekleştirilmesi muhtemel.

'İSRAİL GİZLİ SERVİSİ'NDEN GELEN BİLGİLERİN DE ETKİLİ OLDUĞUNU SÖYLEMEME GEREK YOK SANIRIM'

Bu arada söz konusu süreçle ilgili olarak kırmızı bültenle aranan iki IŞİD üyesinin yakalanmasında İsrail Gizli Servisi'nden gelen bilgilerin de etkili olduğunu söylememe gerek yok sanırım. (...)"