Gazeteci Levent Gültekin, Diken’de kaleme aldığı “Tarikat lideri ve ikiyüzlü siyaset” başlıklı yazısında, geçen günlerde hayatını kaybeden İsmailağa Cemaati’nin şeyhi mahmut Ustaosmanoğlu’nun cenazesine katılan siyasetçilere tepki gösterdi.

“ONA GÖRE BEN DAHİL ONUN TARİKATINA DAHİL OLMAYAN HERKES CEHENNEMLİKTİ”

18 yaşında Anadolu’nun küçük bir kasabasından İstanbul’a geldiğini ve İsmailağa Cemaati’ne giderek Ustaosmanoğlu’nun vaazlarını dinlediğini söyleyen Gültekin, bir vaazda yaşadıklarını şöyle aktardı:

“‘Mahmut Hoca’ kürsüye çıktı ve vaazına başladı. Vaazda, müritlerinden birinin gördüğü bir rüyayı anlattı… Söz konusu mürit rüyasında öldüğünü görüyor. Ahirete gittiğinde cehennem kapısında zebaniler, kolundan tuttuğu herkesi cehenneme atıyor. Mürit, sıra kendisine gelince, “Ben Nakşibendi tarikatının Halidi kolundanım” diyor. Bunun üzerine cehennem zebanileri büyük bir hürmet gösteriyor ve “Öyle mi, o zaman sen cennete geç” diyor. Bir anda büyük bir şaşkınlık yaşamıştım. Çünkü belli ki kendi tarikatından olmayan hiçbir Müslümanı cennete layık görmüyordu ‘Mahmut Hoca’. Üstelik cennete, mensubu olduğu Nakşibendi tarikatının tamamını da değil, sadece liderliğini yaptığı Halidi kolunu layık görüyordu. Ona göre ben dahil onun tarikatına dahil olmayan herkes cehennemlikti. Bütün vaaz bu rüya etrafında dolanıp durdu.

Anadolu’nun küçük bir kasabasında büyümüş, bu tür insanlara fazla anlamlar yükleyen bir genç olarak duyduklarım karşısında şaşkınlık yaşamıştım. Gözümde büyüttüğüm insanın bu kadar sığ ve yüzeysel olabileceğine inanamamış, “Herhalde yanlış duydum” ya da “Bir yanlışlık var” diyerek kendimden şüphe etmiştim.”

“HASTALIKLI BİR DİN YORUMU VE AÇIK BİR DİN TÜCCARLIĞI VARDI”

Ustaosmanoğlu’nun vaazını bir kere daha dinlemeye gittiğini belirten Gültekin, “Erkenden, ön safta yerimi kaptım. ‘Mahmut Hoca’ kürsüye çıktı ve aynı rüyayı bir kez daha anlattı ve bütün vaaz bir kere daha aynı rüya etrafında döndü durdu. Anlayacağımı anlamıştım. Hastalıklı bir din yorumu ve açık bir din tüccarlığı vardı. Bunu da öyle gizli saklı yapmıyorlardı. Cemaatine taraftar toplamak için insanları cehennemle tehdit ediyor, kendinden olmayanları Müslüman bile kabul etmiyorlardı” dedi.

CENAZEYE KATILAN SİYASETÇİLERE TEPKİ: “BU İKİYÜZLÜ SİYASET ANLAYIŞIYLA NEREYE KADAR DEVAM EDECEKSİNİZ?”

İsmailağa Cemaati’nin kadınların okumasına karşı olduğunu, toplumda kadınların geri planda kalması gerektiğini savunduğunu, bilim ve teknolojiye karşı olduklarını aktaran Gültekin, “Bu ve diğer birçok tarikatın Türkiye’yi getirmeye çalıştığı yer, kapkaranlık bir kuyudan başka bir şey değildi” dedi.

Levent Gültekin, Mahmut Ustaosmanoğlu’nun cenazesine katılan siyasetçilere sert ifadelerle yüklendi:

“Bu siyasetçilerin neredeyse hepsi bize tam da bu tarikatın yapmaya çalıştıklarının tam tersi bir hayat vaat ediyor. Bu siyasetçiler konuşmalarında sıklıkla laiklik vurgusu yapıyor. Çocuklarımızın okumasının ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyorlar.

Kadının toplumsal hayattaki yerine vurgu yapıp duruyorlar. Bize, ülkemizi medeni dünyanın bir parçası yapacakları vaadinde bulunuyorlar. Konuşmalarında bilimi, sanatı, felsefeyi yüceltiyorlar. Evrensel insan haklarından bahsediyorlar.

Ama gelin görün ki vaat ettiklerinin tam tersini yapan, hatta siyasetçilerin vaat ettiği o hayatı, o hayatın ışığını söndürmeyi kendine amaç edinmiş biri öldüğünde ona üzülmekten de geri kalmıyorlar.

Sevgili Deva, Gelecek, Saadet, İYİ Parti, cenazeye katılan CHP’li ve diğer bütün siyasetçilere sesleniyorum: Bu ikiyüzlü siyaset anlayışıyla nereye kadar devam edeceksiniz?”

“HANGİ SÖZÜNÜZE İNANACAĞIZ? BÜTÜN BU TUHAF DAVRANIŞLARI MUHTEMELEN ÜÇ BEŞ OY İÇİN YAPIYORSUNUZ”

“Kimse size bu insanların aleyhine konuşun, bir şekilde bu tarikatların girdabına yakalanmış insanları incitici sözler edin demiyor” diye yazan Gültekin, yazısını şöyle sürdürdü:

“Diğer taraftan asıl soru şu: Hangisi sizin gerçek yüzünüz? Bize vaat ettikleriniz mi gerçek, yoksa bu tarikat liderlerinin cenazelerinde onlara yaptığınız iltifatlar mı? Hangi sözünüze inanacağız? Bütün bu tuhaf davranışları muhtemelen üç beş oy için yapıyorsunuz. Oy için her şeyi yaparım, herkese göz kırparım, en sorunlu insanları bile gerekirse yüceltirim gibi yüzeysel tavırlardan ne zaman vazgeçeceksiniz?

Bu tür bir siyaset anlayışının toplumda artık bir karşılığının olmadığını gerçekten göremiyor musunuz? Kaldı ki tüm bunları oy için yapmanız bile akıl işi değil.

Çünkü Metropoll araştırma şirketinin araştırmasına göre “Laik, özgür ve hukuk devletinde yaşamak istiyorum” diyenlerin oranı yüzde 75. “Laiklik bizim için önemli bir değer” diyenlerin oranı yüzde 90’larda.

Niçin laiklik, özgürlük gibi değerleri önemseyen bu çoğunluğun değil de çok daha küçük bir kesimin ilgisini çekmek sizin için çok daha önemli? Kaldı ki siyasetçi toplumun peşinden koşan değil, toplumu dönüştüren kişi olmalı. Bu tarikat liderlerinin ölümüne duyduğunuz üzüntünüz kadar cesaretiniz olsaydı ülkemiz bu halde olmazdı.

Cesaret, ona buna en ağdalı sözlerle laf etmek değil, inandığı değerlere toplumu da inandıracak kararlılığı göstermektir.”