Terkoğlu'nun SADAT'ın eğitimleri ile ilgili yazısından bir bölüm şöyle:

Anneye mi benziyor yoksa babaya mı? Bebek büyüyor, sen anlamaya çalışıyorsun. Büyüdükçe fikir değiştiriyorsun. Oysa parmak izi daha anne karnında beliriyor. Sen değişsen de o şeklini hiç değiştirmiyor.

Günlerdir SADAT’ı konuşuyoruz. “Sedat gitti SADAT geldi” diye yuvarlıyoruz. Geçmişinde asker olduğunu bildiğimiz sakallı adamların işlerini sorguluyoruz.

Bir süredir üşenmeyip kendilerini tanıttıkları metinleri okuyorum. Türkiye’de kurulmuş bu “kamuflajlı” teşkilatın verdiği eğitimler arasında “Gayri nizami harp (GNH) kursu” var.

Diyelim eğitime kayıt yaptırdınız. Hangi kabiliyetleri kazanacağınızı merak ediyorsunuz. Onun yanıtı SADAT’ın sitesinde şöyle veriliyor:

“Kursiyerler, GNH Kursları sonucunda; başta psikolojik harp ve harekât olmak üzere, sabotaj, baskın, pusu, tahrip, suikast, kurtarma ve kaçırma, tedhiş imkân ve kabiliyetine ulaştırılır.”

Demek irticadan atılan askerlerin kurduğu SADAT sayesinde, bu kabiliyetleri kazanabiliyorsunuz! Uzağa gitmeye gerek yok, Türkiye’deki SADAT veriyor!

TERÖR EĞİTİMİ Mİ VERİLİYOR?

Bu kadar marifetin içinde en çok “tedhiş” kelimesine takılıyorum. Eski Türkçe ya, nazik bir laf gibi duruyor. “Yıldırma, dehşet verme, korkutma” diye tanımlanan sözcük, aslında bugünkü “terör” kavramının eski dildeki hali.

Sürpriz değil. Basit bir medya taramasıyla bir zamanlar “terör” kavramının yerine kullanıldığı okunabiliyor. Örnek olsun, 1970’li yıllarda elçilerimizi katleden ASALA, hep “tedhiş örgütü” olarak medyada yer almış.

BARIŞ TERKOĞLU'NUN YAZISINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN