İktidara yakınlığıyla bilinen Cengiz İnşaat’ın İyidere Liman Projesi için Rize İkizdere’de yapmak istediği taşocağına karşı yöre halkının başlattığı direnişte 100 gün geride bırakıldı.

Bölgede doğa talanının her geçen gün gözle görülür şekilde arttığı görülürken, köylüler yaşam alanlarının yok edilmesine; ormanların, suların, hayvanların yaşadığı zulme tepkililer.

Cumhuriyet gazetesinden Leyla Kılıç'ın haberine göre; Cengiz İnşaat’ın ve liman projesi sahibi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın geç olmadan geri adım atması gerektiğini kaydeden köylüler, “Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” diyor.

Son günlerde Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan afetlerin bir sonraki durağının İkizdere olmasından kaygı duyan direnişin sembolü kadınlar açıklamalarda bulundu. 

“Ormanlar çocuklarındır, İkizdere’nin sesini duyun!” diyen kadınlar özetle şunları söyledi:

Ayşe Albayrak: Devletle karşı karşıya gelme niyetimiz yok, yapacakları limana karşı da değiliz. Ama limanın taşını halihazırda olan ocaklardan alsınlar. Bir daha bir daha yeni ocaklar için doğa talanına nasıl göz yumarlar! Bakan iki sene içinde işlerini bitirip çıkacağız dedi. Lafına inanmıyoruz. Sularımız çamur akıyor. Biz direnişimize devam ediyoruz. Etmeye de devam edeceğiz. Onlar geri adım atacak, biz değil. Bize ne olsa dediler... Gelip bizimle yaşasınlar. Biz kimiz görsünler. Doğduk doğalı aynı insanlarız biz. Bize terörist diyerek bu işlerden sıyrılmasınlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek istiyorum. O da bu toprağın insanı. Gelsin buraya görsün. Biz kimiz baksın! Burayı ne hale getirdiklerini görsün istiyoruz. 

‘BİZ BU TOPRAĞIN İNSANIYIZ’

Zeynep Baş: 100 gündür doğa talanına karşı mücadelemizi sürdürüyoruz. Direnişimizin 100. gününde olmayı istemezdik. Keşke ilk günden taşocağı ısrarlarından vazgeçseydiler. Sesimiz yeterince duyulmuyor ya da duymak istemiyorlar. Bizler doğa için hayvanlar için geleceğin sahibi çocuklar için taşocağına karşı çıkıyoruz. Son zamanlarda Karadeniz’de yaşanan afet olayları neden taşocağına karşı çıkmamız gerektiğini bir kez daha gösterdi. Ellerinde tekrar kullanabilecekleri atıl taşocakları varken, yenisi için doğayı talan etmek, bizim yaşam kaynağımız olan ormanları, sularımızı yok etmek en büyük ihanet.

Bizi görmezlikten geliyorlar. Türkiye’nin her yerinde doğaya müdahale var. Biz bunların tamamına karşıyız. Yanı başımızda Haçapit örneği var. Biz ormanlarımızın o hale gelmesini istemiyoruz. Bize marjinal dediler, terörist dediler. Ben terörist değilim. Türkiye’de ne zaman ağaca çıkmak suç oldu? Bahçemizde gezdiğimiz için cezalar yazıldı. Bize hâlâ protestocu diyorlar. Ötekileştiriyorlar. Biz bu toprağın insanıyız. Toprağımız için bu mücadeleyi veriyoruz. Vermeye de devam edeceğiz.

Pervin Baş: Biz yaşam alanlarımızı 100 gündür savunuyoruz. Onlar vazgeçmeden biz vazgeçmeyeceğiz. Evimize baskın yaptılar, sularımızı kestiler, sularımıza çamur bulaştırdılar, ağaçlarımızı kestiler, her yere jandarma koydular. Bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Yılmayacağız. İş makinelerinin çıkardığı toz öyle az bir toz değil. Dışarıda durulmuyor. Suyumuz çamur akıyor. Benim evime örgütle bağlantılı olduğumuz gerekçe gösterilerek baskın yapıldı. Bizim örgütle, terörle ne ilgimiz olabilir? Çocuğum Ali’nin o gün sınavı vardı. Bilgisayarını alıp gittiler. Ben çay toplayıp satıyorum, ne imkânlarla çocuğumu okutuyorum. Onlar bilgisayarını alıp gittikleri için oğlumun 1 senesi gitti. Hakkımı helal etmiyorum. Biz sonuna kadar mücadelemize devam edeceğiz. Herkes gelsin, bize destek olsun. Birlik olursak bunu durdurabiliriz. İkizdere’yi kurtarmak için herkes bir şey yapsın!

‘CEHENNEMİ YAŞATTILAR’

Sevim Tozkoparan: Bize bu 100 günde cehennemi yaşattılar. Suyumuz yok. Çamaşır yıkayamıyoruz. Elimizi yüzümüzü yıkayamıyoruz. Bu iş başladığından beri rahat bir çay içmiş değiliz. Her yer toz. Ağaçlarımızı her gün kesiliyor. Bu ormanlar çocuklarındır. Herkes gelsin, geleceğimize sahip çıksın. Devlet büyükleri de gelsin. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşini de burada görmek istiyoruz. Nasıl yaşıyoruz, ne yiyip içiyoruz, çamaşırımız bulaşığımız nasıl yıkanıyor, deremiz nasıl akıyor, gelsin görsünler. Hastalanacağız. Derelerimize artık çamur bulaştı. Bizi bu rezilliğe mahkûm ettiler. Ayıların yuvaları bozuldu, kendilerini çaylıklara attılar. Yavruları ile çaylıklarımıza geliyorlar. Bundan dolayı da tedirginiz ama onların da yaşam alanları ellerinden alındı. Buna dur demek için İkizdere’nin sesini duyun!

Funda Baş: 100 gündür nasıl mücadele ettiysek, Cengiz İnşaat iş makinelerini alıp gidene kadar mücadelemize devam edeceğiz. Evlerde su yok. Banyo yapamıyoruz, dişimizi fırçalayamıyoruz. Suları çamur akıyor. Yeme-içme için taşıma su kullanıyoruz. Cumhurbaşkanı burada ne olup bittiğini gelip görsün. Rize’de onca afet yaşandı. Bir sonraki burada olabilir. Bakın bu bölgede ağaçların kesilmesi ciddi bir tehlike. Heyelana açık bir nokta. Cengiz İnşaat çalışmalar başladığında heyelan yaşandı. Ağustos sonrasında çok yağmur yağar buralarda. O yağmurlar gelecek ve derelerin yönü değiştiği için taşacak, sele neden olacak. Bizim başka bir yere gitme şansımız yok. Annemi götürürüm buradan ama babamın mezarını taşıyamam. Yaşam alanlarımızı özgür bıraksınlar.