Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, Sedat Peker'in de çocukluk arkadaşı olan AKP'li başkanın fotoğraf arşivinden çarpıcı kareler paylaştı. AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş'un trajik hikayesini de yazan Pehlivan'ın çarpıcı yazısı şöyle:

13 yaşındaki Eslem Nur o gün okula gitmedi. Komşuları merak etti. Bir süre sonra evinden silah sesleri geldi. Polis kapıyı açınca anne baba ve küçük kızı kanlar içinde gördü. Bir de mektup vardı masada. “Evime haciz geldi. Hayatta başarılı olmadım. Ölümümden kimse sorumlu değildir” yazıyordu.

2007 yılıydı. Sakarya’da işadamı Orhan Kurtuluş önce eşi Saliha’yı ve çocuğu Eslem Nur’u öldürmüş, sonra da intihar etmişti. 13 yaşındaki küçük kızın organları daha sonra dört kişiye hayat verdi. 

O gün orada çocuğuna karşı tetiği çeken Orhan Kurtuluş, 12 yıl aradan sonra evinde, çocuğunun gözü önünde öldürülen Ahmet Kurtuluş’un babasıydı. 

Bilmiyordum Kurtuluş ailesindeki bu süregelen trajediyi. Bir okurum uyardı, “FETÖ Borsası dosyasında öldürülen Ahmet Kurtuluş’un babasının da böyle bir sonu var” dedi. Araştırdım, yukarıda okuduğunuz ağır satırlar çıktı. 

Hani, baba Kurtuluş “Ölümümden kimse sorumlu değildir” diye yazmıştı ya... Biliniyor ki oğul Kurtuluş’un ölümünden sorumlular çoktu. İçinde bulunduğu FETÖ Borsası örgütünün kimlere nasıl uzandığının yanıtı, evinde katledilmesinin azmettiricilerini de gösteriyordu. Ama işte şimdilik herkes suskundu. Kurtuluş, AKP İzmir İl Başkan Yardımcılığı yapmıştı ama AKP’lilerin ağzını bıçak açmıyordu. 

Sadece onlar da değil...

Bu köşede “Sedat Peker neden konuşmuyor” diye sormuş, “Tüm detayları anlatacağım” yanıtını almıştım. Gelin görün ki üç hafta geçti ama Peker halen sessizdi. “Yüksek mevkideki bürokratların ve siyasilerin kurtarılabilmesi için Ahmet kardeşimi öldürttüler” dediğiyle kaldı. 

İşte tam da bunları düşünürken, Ahmet Kurtuluş’un fotoğraf arşivinden bazı kareler elime ulaştı. Kimler yoktu ki... Binali Yıldırım da, Oktay Kaynarca da, Ali Ağaoğlu da, Galip Öztürk de ve tabii Sedat Peker de hayatının içindeydi Kurtuluş’un. 


Bir karede ise dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar ile birlikteydi. Saray’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyi bekliyorlardı. 

Şimdi bu anlar hiç yaşanmamış gibi davranıyorlardı. Ahmet Kurtuluş ile birlikte toprağın altına gömülsün istiyorlardı. 

Efsane fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson’un sözüyle bitireyim:

“Beni ilgilendiren fotoğrafın kendisi değil. Ben yalnızca gerçekliğin minicik bir parçasını yakalamak istiyorum.”