33 kişinin öldürüldüğü, onlarcasının yaralandığı Suruç Katliamı’nın bugün 6’ncı yıl dönümü.

Birgün'den Dilan Esen'in haberine göre; Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015’te Kobani’deki çocuklara oyuncak götürmek için Amara Kültür Merkezi’nin önünde bir araya gelenlere yönelik IŞİD tarafından gerçekleştirilen katliamın davasında hâlâ adalet bekleniyor.

Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları, hem 33 kişinin hayallerini gerçekleştirmek hem de adalet için mücadeleyi sürdürdüklerini söylüyor.

BOŞ SANDALYEYE CEZA İSTEDİLER

Suruç Katliamı davası ise Şanlıurfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Yıllardır sanık sandalyesine oturtulamayan davanın tek tutuklu sanığı Yakup Şahin hakkında 19’uncu duruşmada, 34 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Dava avukatlarının tüm talepleri mahkeme heyeti tarafından reddedilirken ya da bir türlü gerçekleştirilmezken sanık hakkında mütalaa verilmesi davanın, hızlıca bitirilip diğer sorumluların bulunmamasına neden olacağı yorumlarını da beraberinde getirdi.

Dava avukatlarından Serdil İzol da yargılamadaki soru işaretlerine dikkat çekiyor.

Mahkemenin tüm taleplerini reddettiğine dikkat çeken İzol, şöyle konuştu: “Yakup Şahin’in mahkeme huzuruna getirilmesini istedik. Yakup Şahin kabul etmiyor ama onun keyfiyetinde olan bir durum değil. Aslında getirilmesi yönünde bir karar çıktı ama heyet yine de getirmedi. Burada adil bir yargılamanın olmadığı açık. İnsanların vicdanının rahatlaması ve adil bir yargılamanın çıkması için tüm faillerin ortaya çıkması, cezalandırılması lazım.”

ELİMİZDEN NE GELİRSE YAPACAĞIZ

Sadece sanığın cezalandırılması yönünden mütalaa hazırlandığını hatırlatan İzol, şunları dile getirdi: “İçişleri Bakanı el Agral diye bir şahsın yakalandığını söyledi. Basına Suruç Katliamı’na bombayı temin eden kişi olarak lanse edildi. Ama ifadesinde Suruç’a ilişkin bir bilgi yok. Dosyaya baktığınızda sadece giden gelen evraklar var. Mesela Davutoğlu’nun seslenişi, açıklamaları var.

En basit talebimiz bildiklerini anlatması ama bu talebimiz bile reddediliyor. Eğer siz adalet istiyorsanız bütün yönleriyle açıklanması lazım. Dosyayı bu şekilde kapatmak demek sadece tutuklu sanık üzerinden kapatmak demek oluyor.

Bu katliamın gerçekleşmesine olanak sağlayanların hiçbiri yok. Soruşturma aşamasında verdiğimiz dilekçeler dikkate alınmış olsaydı, Gar Katliamı olmayacaktı. Eğer araştırılmış olsaydı bugün bunlar olmazdı. Son duruşmada muhtemelen karar verme yoluna gidilecek ama biz tüm yönleriyle soruşturulmasını istedik. Biz dosyanın bu şekilde kapatılmasını istemiyoruz, elimizden ne gelirse yapacağız.”

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR

Suruç’ta 22 yaşındaki oğlu Vatan’ı kaybeden Murat Budak, “Ateş düştüğü yeri yakıyor” diyerek başlıyor sözlerine. Hiç kimsenin çocuğunun öldüğünü görmemesi gerektiğini söyleyen Budak, “Yıkılan bir kentin inşası için yola çıkmışlardı. Kobani’de çocuklar gülüyor. Onlar gidemedi ama hayalleri gerçekleşti. Gençlerimiz şimdi yoldaşlarının yürüdüğü yoldan yürüyor” dedi.

Özgürlük ve barış gelene kadar mücadele edeceğini söyleyen Budak, şunları dile getirdi: “Adalet mücadelemiz devam ediyor. Oradaki mahkeme bir tiyatrodan ibaret. Sivas Katliamı, Gezi… Hiçbirinden bir şey çıkmadığı için buradan da çıkmayacağını biliyoruz. Düğmeye basanlar belli. Davutoğlu resmen ‘Biz yaptık’ dedi. Aslında katillerin azmettiricilerini hepimiz çok iyi tanıyoruz. 17 duruşmadır karşımızda bir tane muhatap yok. Bir katil SEGBİS’le bağlanıyor. Mahkemeye katili buraya getirin, dediğimizde ‘Ona katil diyemezsiniz’ diyor. Ama biz mücadelemize devam ediyoruz edeceğiz de.”

Katliamda yaşamını yitiren Cemil Yıldız’ın eşi Sultan Yıldız ise “Yıldönümü geldiği zaman daha yeni yaşamışız gibi geliyor” dedi. Adalet mücadelesinin mahkemede devam ettiğine değinen Yıldız, “Bizim için Suruç’un tek kelimesi bile çok önemli. Suruç, Türkiye tarihinde çok büyük bir kara lekedir. Biz katilleri bulunana kadar asla ve asla peşini bırakmayacağız. Aslında katilleri açık ama yakalanmıyor. Bir gün gelecek hesap verecekler” diye konuştu. Acıların ortak olduğunu söyleyen Yıldız, Ankara, Diyarbakır, Çorlu, Roboski katliamlarını hatırlattı. Ankara Katliamı’nda yitirilenlerin aileleriyle bi araya gelmek istediklerini fakat polis müdahalesine uğradıklarını hatırlatan Yıldız, “Korkuyorlar. Suruç’u tehlikeli görüyorlar. Anıt dikmek istedik yasakladır. Yürüyüşü yasakladılar. Foyaları ortaya çıkacak diye korkuyorlar” dedi