Çorlu tren katliamında oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden ve koronavirüsü atlatan Mısra Öz, "Çorlu davasından bir sonuç almadan hiçbir zaman rahat etmeyeceğim. Çorlu davası haricinde gerçekten yaşamadığımı fark ettim. Biraz da yaşamam gerektiğini, hayatımdaki bazı şeylerin kıymetini bilmem gerektiğini fark ettim." dedi.

Cumhuriyet gazetesinden Hilal Köse'ye konuşan Öz, "Arda’nın gidişiyle hayatımdaki birçok şey değişti ama şimdi şunun farkına vardım: Yaşamak dediğimiz şey ne bir saniye öncesi ne bir saniye sonrası. Şu an içimize çektiğimiz nefes. O nefes varsa varsınız, sonrasının garantisi yok. Bu, inanılmaz bir ders oldu, ertelemem gereken, sahip çıkmam gereken şeyleri fark ettim. Bu, bir hayat mücadelesi. Çorlu davasından bir sonuç almadan hiçbir zaman rahat etmeyeceğim. Çorlu davası haricinde gerçekten yaşamadığımı fark ettim. Biraz da yaşamam gerektiğini, hayatımdaki bazı şeylerin kıymetini bilmem gerektiğini fark ettim." ifadesini kullandı. 

Öz şunları kaydetti: 

"Bir süredir İstanbul’da yaşamıyorum, dava için İstanbul’a geliyorum. Çeşme’ye sakin hayatıma dönmeyi çok istemiştim. Oğuz Arda’yı anlattığım bir kitabım var, onu yazmaya devam edeceğim... Kontrollerden sonra Çeşme’ye gideceğim... Bu acı hafiflemez, geçmez. Ben onun fotoğrafına bakınca “Su gibi çocuğum gitti” diyorum. Onun özlemi, onun sıcaklığı, onun yeri hiçbir şeyle doldurulamaz. İnsan acıya alışmıyor, ilk günkü gibi taze. 40 mumun 40’ı da içimde yanıyor. Çocuklarıyla bol bol vakit geçirsinler, anı biriktirsinler. Fotoğraflar, videolar, çeksinler. Evlatlarını kaybedecekler diye değil, ilerleyen zamanlarda bir araya gelince paylaşmak için... Ben iyi ki o anıları biriktirmişim Arda ile... O kadar çok ki anlatamam size. Anneler daha anlayışlı olsunlar, kıymetini bilsinler çocuklarının... 

Öncelikli davam Çorlu, birbir hesabı sorulduktan sonra, bu süreçte bize vicdansızca, merhametsizce insanlıktan yoksun şekilde davranan herkese de bunun hesabı sorulacaktır. Ben unutmadım Ankara’da üzerime yürüyüp beni yolun ortasına fırlatan bana “Şov yapıyorsun” diyen polis amirini, hâlâ gözümün önünde, o dava eylül ayında. Ben unutmadım, hâkimlerin 25 kişinin öldüğü bir katliamda 4 alt düzey memura 3 yıl vererek geçiştirip, en ufak bir eleştiriyi kaldıramayıp, “üç maymunu oynuyorlar” dediğim için bana açtıkları davayı... Yapılan hiçbir şeyi unutmuyorum. Zaman üstünü örtmeyecek, içimdeki öfke daha da yükseliyor. Zamanı geldiğinde bütün hesaplar görülecek."