Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Nuriye Ortaylı, Sağlık Bakanlığı’nın Koronavirüs pandemi süreci yönetimini eleştirdi.

T24'te yer alan habere göre; “Sağlık Bakanlığında salgını yöneten ekibin teknik kapasitesi yeterli değil” diyen Ortaylı, “. Stratejisiz, eksikleri tespit etmekte yetersiz, bunları gidermek yerine hatada ısrar eden, elindeki verileri paylaşmadığı gibi, üstüne oturduğu verileri analiz edip buna göre çözümler üretemeyen bir yönetim. Durum biraz da bu yüzden kötüleşiyor” değerlendirmesine bulundu.

Günlük vaka sayısı 55 bine dayanırken, “Gidişat daha da kötüleşiyor, gözüne far tutulmuş tavşan gibi felç olmuş şekilde avcıyı beklemekten vaz geçmemiz lazım” diyen Dr. Ortaylı, şu eleştiride bulundu:

“Durum kötüleşiyor ve çıkış yolu da görünmüyorsa, tehdidi yok var saymak insanların doğal savunma mekanizmalarından biridir. Toplum şimdi bu savunma mekanizmasını kullanıyor. Salgın hakkında konuşmak bile istemiyor. Krizlerde yılgınlığı yenmek liderliğin işidir. Ama görünen o ki salgını yönetmesi gerekenler de tıpkı toplumun geri kalanı gibi paralize olmuş durumdalar. Salgın yokmuş, her şey yolundaymış gibi davranıyorlar.”

Mart 2021’in ikinci yarısında Avrupa ülkelerindeki yeni vaka oranlarının grafiğini paylaşan Oratylı, şu çözüm önerilerinde bulundu:

Yetersiz salgın yönetim kapasitelerini arttırmak gerekiyor. Bunun için, akademiden, meslek örgütlerinden, bağımsız araştırma gruplarından ekipler bir araya getirilebilir. Eğer verilere de -sansürsüz- ulaşırlarsa, hangi tedbirlerin etkisinin ne olacağı, her bir tedbirin topluma ve devlete maliyetinin ne kadar olacağı gibi sorulara çok kısa sürede cevaplar üretebilirler.

Salgın kontrolü bu tür bir çalışmanın üzerine kurulmalıdır. Hedef günü kurtarmak değil, bulaşma hızını bir an önce düşürmek, ölümleri önlemek olmalıdır. Bundan sonra da kaç turistin geleceği belli olmayan otelleri değil, okulları bir an önce açmak ve açık tutmak amaçlanmalıdır.

Toplumun mücadeleye katılımını sağlamak için doğru düzgün bir iletişim stratejisi geliştirilmeli. Belediyeler (evet, muhalifler dahil) ve sivil toplum kuruluşları rakip değil, ortak olarak görülmeli, öyle davranılmalı.

Bu tür adımlar, doğru tedbirlerin saptanması ve uygulanmasını kolaylaştırır. Hem de kaybedilen güvenin yeniden inşasına katkıda bulunur. Bu bir savaş ve ancak topyekûn seferberlikle yenebiliriz.