Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi (BİSAM) yaptığı bir araştırma ile işyerinde var olan tehlikelerin ortaya çıkarabileceği risklerden kadın ve erkeklerin farklı farklı etkilendiğini ortaya koydu. 

soL Portal'da yer alan habere göre, Ocak-Şubat 2020 arasında sistematik tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen Birleşik Metal İş üyesi 1766 işçiyle, zarf usulü gerçekleştirilen, "Metal İşçilerinin Mesleki Sağlık Riskleri ve Sağlık Durumları Araştırması"na 1374 işçi katıldı.8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla hazırlanan raporda, araştırmaya katılan işçilerin büyük kısmı mavi yakalı olarak üretimde çalışanlardan oluştu. Kadın işçilerin oranı ise yüzde 6,8 oldu.

Salgını öncesinde gerçekleştirilen araştırmadan çıkan temel bulgular özetle şu şekilde yayımlandı:

'Lisans ve üstü eğitim gören kadın işçilerin oranı daha fazla'
Araştırmaya katılan kadın işçiler ile erkek işçiler arasında erkeklerde evli olanların oranı yüzde 77,9 iken kadınlarda bu oran yüzde 54,3’tür. Bekâr kadınların oranı yüzde 32,6, eşinden ayrılmış olan kadınların oranı yüzde 12 iken, erkeklerde bu oran sırasıyla yüzde 19,3 ve yüzde 2,5’tir. Çocuğu olan kadın işçilerin oranı yüzde 62,2 iken, çocuğu olan erkek işçilerin oranı yüzde 72,3’tür.

Kadın ve erkek işçiler arasında eğitim düzeyi açısından istatistik olarak anlamlı bir fark görülmemektedir. Buna karşın gözlem sayısı düşük olsa da lisans ve üstü eğitim görenler arasında kadınların oranı daha yüksektir. Meslek liselerinde erkeklerin, düz liselerde ise kadınların oranı daha yüksek olarak görülmektedir. 
 
Kadınların mesleki eğitim alma oranı ve aldığı eğitime göre iş bulabilme oranı son derece düşüktür. Kadınların işsizlik başta olmak üzere işgücü piyasasında yaşadığı sorunlar çok açık bir biçimde görülmektedir.

'Kadın işçilerinin dörtte biri kas ve iskelet hastalığına sahip'
Kadın işçiler istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde erkeklerden daha fazla tanılı hastalığa sahiptir. Kadınlarda tanılı hastalık oranı yüzde 40 iken erkeklerde bu oran yüzde 30’dur. 

Kadın işçiler içinde doktor tanısı konmuş hastalığı olanlar için en yaygın rastlanan hastalıklar kas ve iskelet ile ilgili hastalıklardır. Yaklaşık her dört kadından birinin kas ve iskelet sorunları ile ilgili hastalığı bulunmaktadır. İkinci önemli hastalık ise nörolojik sorunlardır. Yine araştırma kapsamındaki her dört kadından birinde nörolojik hastalık görülmektedir. 

Araştırma Kapsamındaki Kadın İşçiler Arasında Tanısı Konmuş Hastalık Oranları

Kadınlarda nörolojik hastalık tanısı almış olanların oranı, erkeklere göre anlamlı derecede yüksektir. Araştırma kapsamında nöroloji ile ilgili hastalık tanısı olanların oranı kadınlarda yüzde 10,9 iken erkeklerde bu oran yüzde 3,9’dur. Meslek hastalığı tanısı almış kadın işçilerin oranı yüzde 4,4, erkek işçilerin oranı ise yüzde 3,6’dır.  

* Kadın işçilerin üçte biri montaj ve trafo ile ilgili işler yapıyor,
* Kadınların üçte ikisine yakını baş ağrısı ve göz yorgunluğu yaşıyor,
* En sık kullanılan koruyucu donanım eldivendir,
* Kadın işçiler erkek işçilere göre daha az kilo sorunu yaşıyor,
* Yaklaşık her yedi kadın işçiden birinin (yüzde 15) tanılı ya da tanısız meslek hastalığı olduğu mevcut.

'Kadınlar için düzenli, güvenceli istihdam sağlanmalı'

8 Mart dolayısıyla sendikanın Kadın Komisyonu’nun "kadına yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kalkması, eşitsizliğin sonlanması, insana yakışır bir çalışma hayatı" için talepleri şöyle:

* Ev içi işler, çocuk ve yaşlı bakımları kadınların üzerinden alınmalı, kreş ve yaşlı bakım evleri yaygınlaştırılmalı,
* Kadınlar için düzenli, güvenceli istihdam sağlanmalı,
* Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılık terk edilmeli, cinsiyetçi istihdama ve işyerlerinde cinsiyetçi iş bölümüne son verilmeli,
* Sendikalar çalışma alanlarına yönelik politikalarını oluşturulurken ve hayata geçirirken toplumsal cinsiyet eşitliğini referans almalı,
* ILO’nun 100 Sayılı Sözleşmesi’nde de ifadesini bulan “eşit değerde işe eşit ücret” uygulanmalı,
* Başta sendikalar olmak üzere, tüm demokratik kitle örgütlerinde karar mekanizmalarında kadın temsilini arttıracak pozitif önlemler alınmalı,
* İstanbul Sözleşmesi’nin tartışılmasına son verilmeli, 6284 sayılı Yasa etkin bir şekilde uygulanmalı, 
* ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesi onaylanmalı, sendikalar bu konuda ortak kampanyalar örgütlemeli 
* Evde, sokakta, işyerlerinde yaşamın her alanında kadına yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet ve tacizin sonlandırılması için önlemler alınmalı,
* Yaşanan salgın koşullarında ve ekonomik kriz dönemlerinde sermayeye değil yoksul halka, emekçiye ve kadınlara bütçe ayrılması için mücadele edilmelidir.