Erdoğan, "İllerimizi Sağlık Bakanlığımızın kriterlerine göre dört gruba ayırarak Mart ayı başı itibariyle kademeli normalleşme sürecini başlatıyoruz. Buna göre illerimizi düşük, orta, yüksek ve çok yüksek riskli olarak sınıflandıracağız. Normalleşme takvimini de buna göre yürüteceğiz" açıklaması yapmıştı. 

Peki, 4 grubu birbirinden ayıracak sınırlar neler olacak? Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya bugünkü köşe yazısında uygulanacak 4 kademenin sınırlarını detaylarıyla açıkladı.

Sarıkaya, yazısında şunları kaydetti: 

KABİNE toplantısı sonrası belirlenecek kriterlere göre illerin 4 gruba ayrılacağı ve 1 Mart tarihi itibarıyla “kademeli normalleşme” sürecinin başlayacağı duyuruldu.

Böylece bilim insanlarının aylardır gösterdikleri doğru yol bulunmuş oldu.

Çünkü il odaklı, hatta ilçe, mahalle temelli vaka sayısıyla, PCR test sayısı da esas alınarak kapanmaya karar verilmesi isteniyordu.

Toptancı kapatmayla Trabzon’un yükünü Şırnak’ın çektiğine vurgu yapılıyordu.

Sonunda geçen hafta başından itibaren illerin vaka sayısının yüz binlik oranları yayınlandı.

Şimdi de bu verilere dayalı olarak yeni bir adım atılıyor…

Bundan böyle bir ilde okul, restoran veya kafelerin açılması için bu oranlar temel alınacak.

Bunun için aslında elde de önemli bir veri var.

Habertürk’teki programlarımızda Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Levent Akın, Prof. Dr. Serhat Ünal, Prof. Dr. Mustafa Hasöksüz’ün yanı sıra TED Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu da bu sisteme geçilmesi gerektiğinin altını çizdiği yönteme geçilmesi kararlaştırılmış.

Temel olarak da ilk kez Pehlivanoğlu, tarafından gündeme getirilen OECD’nin okullar için yayınladığı kriter listesindeki oranlar alınmış.

KOMPOZİT İNDEKS BELİRLEYECEK…

 

 

Bilim Kurulu’nda da bu rakamlar gündeme gelmiş ve bir ildeki PCR sayısıyla birlikte vaka ve eğilimin de dikkate alındığı bir sisteme geçilmiş.

Buna “kompozit indeks” yani çok katmanlı dizin şeklinde veri seti oluşturulmaya çalışılmış.

Aktarıldığına göre, sadece 4 kademeli sistem olmayacak, her birinin içinde farklı alt katmanları da olacak.

Yani sadece bir ildeki nüfusun, yüz bin kişiden alınan PCR testinin pozitif çıkma oranına bakılmayacak.

Bununla birlikte o ildeki vaka sayısındaki artış hızının burnunun yukarı mı aşağı doğru mu olduğu da göz önünde tutulacak…

Yapılan PCR test sayısındaki yoğunluk veya azlık da verinin bir parçasını oluşturacak.

Çünkü bir ildeki nüfusa uygulanan PCR testinden pozitif çıkanların sayısı tek başına sonuç üretmez; ne kadar nüfusa hangi sayıda yapıldığı da önem arz eder…

Çünkü bir ilde PCR testi az sayıda yapılmışsa, doğal olarak hasta sayısı da az olacağından dilediği gibi açılım yapabilir.

İşte uygulamanın kompozit indekse bağlanmasının nedeni de bundan kaynaklanıyormuş...

Yani bir ildeki vaka artış hızı yüksek seyrediyor, hastaneler doluyor ise PCR testindeki vakanın az çıkmasına bakılmayacak.

ÇİFTE DENETİM

Verilerin uygulanmasında da çifte denetim mekanizması çalışacak.

Bir hekim veya hemşire PCR testini yaptığı kişinin kaydını sonuç çıkmadan aldığı için, o kişi sisteme anında düşüyor.

Ardından sonucu pozitif geldiğinde de karşısına bu veri işleniyor.

Dolayısıyla eksik veya farklı gösterilmesi mümkün gözükmüyor.

Bu veriler il pandemi kurullarıyla eş zamanlı olarak Sağlık Bakanlığı’nın güçlü bilgisayar sisteminde tutulduğu için iller arasında kayırmacılık yapma olasılığını da bırakmıyor.

 

 

ORANLAR BELLİ

Hangi oranda hangi yasağın kaldırılacağına yönelik çalışma dün itibarıyla tamamlanmamıştı.

Ancak kıstas alınacak kademe değerleriyle ilgili olarak OECD verilerinin temel alındığına vurgu yapıldı.

OECD verilerinde yüz binde 5 altında okullar ve restoranlar dahil her yer açık ve sokağa çıkma kısıtlaması olmazken, yüz binde 50 üzerinde kontrollü kısıtlamaya gidiliyor.

Türkiye’de bu oranların biraz yukarı çekilebileceğine vurgu yapıldı.

Yani yüz binde 200 çok yüksek risk, yüz binde 100 orta düzeyli risk, yüz binde 50 alçak düzeyli risk ve yüz binde 20 altı da risksiz grup olarak değerlendirilebilir.

Amaç, iller arasında rekabete dayalı bir davranış geliştirip, illerin rahat ortama kavuşmak için yarış içine girmeleri.

Ancak bir noktanın altını çizmem gerekir…

Vaka sayısının aşağıda kaldığı vilayetlere bakılırsa, yıllardır devletin uyarısıyla yüksek oranlı karşılaşıp bunu alışkanlık haline getirmiş iller olduğu anlaşılır.

Yüksek olanların ise devletin uyarı baskısının çok görülmediği iller olduğu görülür.

Dolayısıyla rekabetin yaratılmasında illerde oluşacak söylemin ve kamu görevlilerinin nasıl davranacağının da önemi var.

NEDEN MART AYINDA?

Uygulamanın Mart ayına ötelenmesinin gerisinde masa başında yapılan indekslerin, sahada etkili olup olmadığını görmeyi amaçladığı belirtildi.

Amaç hastalığın insidansının, yani belirli bir nüfusta, belirli bir zaman dilimi içinde virüsün yayılma hızının nasıl seyrettiğini görmek olduğunu vurguladılar.

Burada amaç 4 kademenin alt katmalarını belirlemekmiş.

Yani A, B, C, D alanında faaliyet gösteren işletmeler varsa, bunun ilk aşamada hangi katmanda hangisinin açılacağına veya yeniden yasağın hangi kademeye geçişte olacağı belirlenecekmiş.

 

 

ESKİ AÇILMA LİSTESİ TEMEL ALINACAK…

Örnek olarak okulları gösterdiler; ilkokullar haftanın iki günü açıldı, ancak bir hafta boyunca gidilmesine geçilmedi.

Bazı sınıflar da hala kapalı…

Eğer binde 20 altında ilkokulların ilk 4 sınıfı 2 gün açılacaksa, yüz binde 15 altında bir hafta boyunca, yüz binde 12 altında 5-6-7’nci sınıflar, yüz binde 10 altında da tüm okullar ve üniversitelerin açılması gibi bir düzenleme olabilir.

Hemen uyarıda bulunayım, bu rakamlar sadece örnekleme için…

Aynı durum lokanta, kafe ve barlar için de geçerli olacak onlar da kademelenecek.

Bunun için uzun bir liste hazırlanmış.

Temel aldıkları belge de geçen Nisan ayındaki kapanma ve açılma sürecinde Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan liste…

Bu listede işletmeler gruplanmıştı…

Burada aynı yöntem uygulanıp, belirlenen 4 kademeden, alt, orta, yüksek ve çok yüksek seviyelere göre hangi işletme gruplarının açılıp kapanacağına karar verilecekmiş.

Aylardır önerilen yönteme nihayet gelindi.

Umarım sağlıklı bir şekilde uygulanır.

Unutulmaması gerekir ki yasağının ilinde kalkmasını isteyen de tedbirini baştan alır…

Bu uygulamanın büyük şehirlerdeki ilçelerde de geçerli olması gerekir...