Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan, "AKP iktidarı sadece İstanbul'u değil, Türkiye'nin dört bir yanını yabancılara sattı. Satışlar hızla sürüyor! İstanbul yıllardır yağmalanıyor" görüşünü savundu.

Emin Çölaşan'ın AKP'nin İstanbul'u yabancılara peşkeş çekilmesine tepki gösterdiği "Allah'ın gazabına uğrasınlar, amin" başlıklı köşe yazısı şöyle:

"Sevgili okurlarım, İstanbul'un nasıl yağmalandığını, yabancılara ve yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğini hemen her gün izliyoruz. Türkiye'nin dört bir yanı aynı durumda ama İstanbul'un yağması daha da hızlı gidiyor!

Elimde ilginç bir kitap var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 1995 yılında yayınlanmış. Adı “İstanbul Risaleleri.

Recep Bey o sırada Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapıyor.

Milli Görüşçü Refah Partisi'nden seçilmiş durumda. Sonra saf dışı bıraktığı Necmettin Erbakan hocanın yetenekli ve nitelikli öğrencisi!

27 Mayıs 2020 tarihli yazıma bakınız, kitabın önsözünü de kendisi yazmış. Oy aldığı kitleleri küçümsüyor, suçluyor ve aynen şöyle diyor:

“Tarihi şehirlerimiz giderek asıl kimliklerinden uzaklaşıyor. Yaşanan büyük iç göç yüzünden başta İstanbul olmak üzere bütün büyük şehirlerde yerli nüfus azınlığa düşmüş, yeni sakinler ise şehrin kültürünü, tarihini ve tabii dokusunu korumak hususunda yeterli hassasiyeti göstermemiştir.

İstanbul bu manâda en çok zarar gören şehirlerin başında gelmektedir. Bu güzel şehir korkunç bir yağmaya uğramış, tarihi ve tabii dokusu, dili, kültürü ve gelenekleriyle birlikte yok olmaya yüz tutmuştur. Biz sorumluluğunu üstlendiğimiz bu şehrin kimliğini korumayı da asli görevlerimizden sayıyoruz.

Bu güzel kitabı İstanbullu hemşehrilerime sunmaktan gurur ve bahtiyarlık duyuyorum. Recep Tayyip Erdoğan. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı.”

Bu sözlerine itiraz etmek mümkün değil.

Geçmişte doğruları görüyor ve söylüyormuş.

Ama sonrasında iyice dağıttı… Olanları seyretmekle kalmadı, tam tersine hızlandırdı!

★★★

Şimdi aynı belediye kitabının 158. sayfasını okuyalım. Başlığı “Allah'ın Gazabına Uğrasınlar” olan bölüm ilginç:

“Fatih (1453 yılında) İstanbul'u alıp Ayasofya önüne geldiği zaman derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği tarafa bir adam gönderdi. Hali perişan bir keşiş (papaz) getirdiler, huzura çıkardılar. ‘Niçin hapsedildin' diye sordular.

Keşiş fala da baktığını ve kuşatma hazırlıkları sırasında (Bizans İmparatoru) Konstantin'in kendisini çağırıp İstanbul'u Türklerin alıp almayacağını bildirmek için remil atmasını (gaipten haber vermesini, bir çeşit fal bakmasını) istediğini, remilde İstanbul'un Türklerin eline geçeceğini bildirmesi üzerine Konstantin'in kızarak kendisini zindana attırdığını hikâye etti ve ‘Şimdi karşınızda bulunuyorum, demek ki falım doğru imiş' dedi.

Bunun üzerine Fatih de İstanbul'un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse ödül vereceğini bildirdi. Keşiş remil attı ve şöyle dedi:

‘İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak. Ancak öyle bir zaman gelecek ki, elinizdeki emlâk ve arazi azalacak. Bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.'

Bu falın bildirdiği neticeden üzülen Fatih ellerini kaldırarak ‘İstanbul'da edindiği yerleri yabancılara satanlar Allah'ın gazabına uğrasınlar' diye beddua etti.”

★★★

Sevgili okurlarım, özellikle İstanbul'un bu Recep Bey iktidarı döneminde yabancılara yıllardır nasıl peşkeş çekildiğini bilmeyen var mı?

AKP iktidarı sadece İstanbul'u değil, Türkiye'nin dört bir yanını yabancılara satttı. Satışlar hızla sürüyor! İstanbul yıllardır yağmalanıyor.

Arap prensleri, Dubai, Katar ve Suudi Arabistan şeyhleri, Suriyeli, İranlı, Uzak Doğulu, Afrikalı, İsrailli iş adamları, Yunan bankacıları, İtalyan tüccarları…

Ve bunlar yetmiyormuş gibi yerli yandaşlar, müteahhitler, büyük iş adamları…

Sayın sayabildiğiniz kadar…

İstanbul'un her şeyi, en değerli arazileri, arsaları, limanları, yalıları, binaları bunlara satılıyor.

İmar planları rüşvet karşılığında değişiyor, kamu arazileri peşkeş çekiliyor, o güzelim camilerimizin yanı başında gökdelenler fışkırıyor ve mülklerin yeni sahiplerine inanılmaz kıyaklar sağlanıyor.

Sadece İstanbul mu? Hayır, vatanın her yeri elden gidiyor…

Ve bu peşkeşlerde Katar hep ilk sırada!

Bu listeye İstanbul ve ülkenin dört bir yanındaki limanları, fabrikaları, rafinerileri, Telekom ve haberleşme sistemlerini, madenleri, otelleri, okulları, hastaneleri, bankaları, sanayi tesislerini, AVM'leri, Kanal İstanbul'u da ekleyin.

Son olarak birkaç gün önce İstanbul Borsası'nın yüzde 10 payını da Katar'a sattılar. Ama kaça satıldığı bilinmiyor, özellikle gizli tutuluyor.

★★★

Geçmişte önsözünü yazıp yayınlattığı kitapta bu tehlikeyi gören zamanın Belediye Başkanı, şimdiki dünya liderimiz (!), günün birinde Başbakan, sonrasında Cumhurbaşkanı oldu ve devletin bütün yetkilerini elinde topladı…

Ve “Biz pazarlamacıyız” diyerek yerli yandaşlara ve yabancılara satmadık yer ve tesis bırakmadı. Örneğin ulusal savaş kuruluşumuz olan tank palet fabrikası bile Katar'a armağan edildi, elimizde çıktı.

Geçmişteki o iddialı sözlerini artık unutmuştu!

O kuruluşların ve arazilerin tamamı, başında bulunduğu iktidardan onun kararıyla, kendisinden onay alınarak satıldı. Daha da çoook satılacak.

Devletin ve milletin satılacak malı mülkü maşallah ne kadar çokmuş ki, henüz bitmedi!

Niçin sattılar ve satmayı sürdürüyorlar?.. Çünkü devlet bütçesinde para yok! Ekonomiyi duvara toslattılar.

Hırsızlar ve vurguncular ülkesi Katar bu peşkeşlerde niçin en önde yer alıyor, bunun da bir izahı olması gerek!

★★★

Ne demişti remil atan papaz!

“Öyle bir zaman gelecek ki, elinizdeki emlâk ve arazi azalacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.

Ne demişti Fatih!

“İstanbul'da edindiği yerleri yabancılara satanlar Allah'ın gazabına uğrasın.

Fatih bugün yaşıyor ve şu olanları görüyor olsaydı acaba “Satanlar gibi, satılmasını sağlayanlar ve buna göz yumanlar da Allah'ın gazabına uğrasın” der miydi!

Yok canım, bence tam tersini söylerdi!

“Az kaldı evlatlarım. Siz Allah'ın gazabını falan boşverin, dünyalığınızı kurtarmaya bakın! Allah'ın gazabı üzerinizde olsa bile peşkeşlere devam edin!”"