İzmir’de meydana gelen depremin ardından bölgede inceleme yapmak üzere heyet görevlendiren Jeoloji Mühendisleri Odası’nın Başkanı Hüseyin Alan, Türkiye’de “fay yasasının”  bir an önce çıkarılması gerektiğini söyledi.

Gazete Duvar'dan Serkan Alan'ın haberine göre; İzmir gibi fay zonları üzerinde yer alan şehirlerdeki binaların boşaltılıp kentsel dönüşüme tabi tutulması gerektiğini belirten Alan, “Yıllardır aynı şeyleri söylüyoruz maalesef bugüne kadar bu söylemlerimiz karşılık bulmadı” dedi.

İzmir Seferihisar’da meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen depremin ardından TMMOB'a bağlı Jeoloji Mühendisleri Odası heyet görevlendirdi. Bölgede incelemelerde bulunacak olan mühendisler önümüzdeki günlerde bir de rapor hazırlayacak.

Jeoloji mühendisleri olarak uzun zamandır Türkiye’de meydana gelebilecek depremlere dair uyarılar yaptıklarını fakat gerekli önlemlerin alınmadığını belirten Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan, “İzmir için yıllardır uyarı yapıyoruz. Kent ölçeğinde afet risk planlamasının yapılması, hangi bölgelerin riskli olup olmadığının ortaya çıkarılması, fay zonları üzerindeki yapıların boşaltılarak buraların kentsel dönüşüme tabii tutulması ve zayıf zemin özelliklerine sahip alanlardaki yerleşim birimlerinde onun gerektirdiği bilgi ve teknolojiyle yapıların yapılması gerekiyor” diye konuştu.

‘YILLARDIR AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORUZ, KARŞILIK BULMADI’

Türkiye’de 500’ün üzerinde 5.5 ve üzeri deprem üretme potansiyeline sahip fay veya fay zonları olduğunu belirten Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Alan’ın aktardığına göre içerisinde İzmir’in de olduğu, Bolu, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir, Manisa, Aydın, Muğla, Denizli, Eskişehir, Kütahya ve Hakkari gibi çoğu da büyükşehir olan kentler doğrudan fay zonları üzerinde oturuyor. Bu fayların kırılması durumunda doğrudan fay zonu üzerindeki yapılarda ağır hasarların meydana geldiğini ve can kayıplarının yaşandığını belirten Alan şunları kaydetti:

“Biz bu nedenle bir fay yasasının çıkarılarak öncelikli olarak fay zonları üzerinde yer alan binaların boşaltılmasını, kentsel dönüşüme tabi tutulması gerektiğini yıllardır söylüyoruz. Bunu geçmişte Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa teklifi olarak da göndermiştik. Bu değerlendirmemiz İçişleri Bakanlığı tarafından olumlu karşılandı ve bir fay yasasına dair hazırlık olduğunu biliyoruz. Ama çok geç kaldık. Amerika’da 1973 yılında çıkmış. Avrupa’daki ülkeler deprem ülkesi olmamasına rağmen 1990’lı yıllarda bu işleri halletmişler. Bakın 2020 yılındayız, yıllardır aynı şeyleri söylüyoruz maalesef bugüne kadar bu söylemlerimiz karşılık bulmadı. Bu yılın başından beri doğa kaynaklı afetler nedeniyle 120’ye yakın vatandaşımız yaşamını yitirmiş. 10 milyar lira maddi kaybımız var. 25 bine yakın konutumuz hasar görmüş. Bunun kat ve kat artacağını biliyoruz.”

‘DEPREM OLUR, YÖNETİCİLER BUNULA UĞRAŞACAK KAYNAK VE ZAMAN BULAMAZ!’

Fay zonları üzerindeki yapılar 90’lı yıllarda başlayan çalışmalarla boşaltıp yenilenseydi daha farklı bir tablonun ortaya çıkacağını söyleyen Alan, İzmir’de hali hazırda 17 fay ve fay segmenti olduğunu belirtti. Binaların yıkıldığı İzmir’deki depremin Tuzla fayı olarak adlandırılan, Samos’un batısından başlayarak İzmir Körfezi’ne kadar uzanan hatta meydana geldiğini söyleyen Hüseyin Alan, “Talep ettiğiniz fay yasası hazırlansa bugün daha farklı bir tabloyla mı karşılaşılırdı” sorumuz üzerine şunları kaydetti:

“2007 yılında burada meydana gelen depremde yine binalarda hasarlar oluşmuştu. Bu sefer yaşanan depremde ise geniş coğrafyada etkilerinin olacağını görüyoruz. Niye? Sıvılaşmayla ilgili sıkıntı olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yer altı suyunun yüksek olduğu yerleşim yerlerindeki binalarda bunun etkisinin fazla olacağını tahmin ediyoruz.  Özellikle kıyı yerleşim yerlerindeki bazı konutlarda hasarlar meydana gelecek ve kıyı erozyonları yaşanacak. Yine sıvılaşma etkisiyle yanal yayılma dediğimiz bazı bölgelerde heyelanlar meydana gelecek. Sonuç itibariyle bunlar her depremde gördüğümüz, etkilerini fark ettiğimiz konulardı. İzmir için yıllardır uyarı yapıyoruz. Kent ölçeğinde afet risk planlamasının yapılması, hangi bölgelerin riskli olup olmadığının ortaya çıkarılması, fay zonları üzerindeki yapıların boşaltılarak buraların kentsel dönüşüme tabii tutulması ve zayıf zemin özelliklerine sahip alanlardaki yerleşim birimlerinde onun gerektirdiği bilgi ve teknolojiyle yapıların yapılması gerekiyor.  Maalesef depremler olur, vatandaş unutur yöneticilerimiz de bununla uğraşacak enerji, kaynak ve zaman bulamaz. Yıllardır aynı şeyleri konuşuyoruz ama aynı şeyleri her defasında yaşıyoruz.”

‘İZMİR- BALIKESİR TRANSFER ZONU TEHLİKELİ’

Türkiye’de sismik boşluk diye adlandırılan bölgeler olduğunu, bazı fayların tarihsel süreçte kırıldığını bazılarınınsa kırılmasının beklendiğini belirten Alan, bu bölgelere dair ise şunları kaydetti:

“Bugün Marmara’nın içerisinden geçen ve bölgesel bir deprem beklediğimiz İstanbul’da Marmara Denizi içerisindeki fayın kırılmadığını biliyoruz. Yine Kuzey Anadolu fayı üzerinde Erzincan- Bingöl arasındaki bölümün kırılmadığını biliyoruz.  İki gün önce Erzincan Tercan’da 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi, kimsenin dikkatini çekmedi ama o bölge de tehlikeli.  İzmir- Balıkesir transfer zonu dediğimiz çok sayıda fayın yer aldığı bu zon içerisindeki alanların riskli olduğunu söylüyoruz. Uzun yıllardır buralarda depremler meydana gelmedi ve tarihsel olarak bu bölgenin çok aktif olduğunu, deprem beklediğimizi söyleyebilirim.”