Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü'nün 2 bin Selefi derneğin silahlandığı iddiaları hakkında bir yazı kaleme aldı.

Saygı Öztürk'ün aradığı Ahmet Mahmut Ünlü, ilgili makamların kendisine ulaşmadığını söyledi.

Öztürk, "Davet edilmesi halinde, 2 bin dernekten en az 150'sinin isimlerini verebileceğini, Selefi grupların mescitler açtığını, 'Dinden çıktı' diye öldürülenler olduğunu basından örneklerle vurguladı. Sonuçta, ilgili makamları tehlikeye karşı uyarmanın da vatandaşlık görevi olduğunu belirtti" ifadelerini kullandı.

Saygı Öztürk'ün Sözcü'deki yazısından ilgili kısım şöyle: 

28 Şubat 1997 tarihinde toplanan ve kamuoyuna “28 Şubat Kararları” olarak geçen Milli Güvenlik Kurulu'nun toplantısında aldığı kararların 14. maddesi şöyleydi: “Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.”

Aradan 23 yıl geçmesine rağmen pompalı silah edinimleriyle ilgili kısıtlamalar getirilmedi. Dün neydiyse, bugün de öyle. İnternet üzerinden pompalı silahların alındığı biliniyor. CHP'nin daha önce TBMM'ye verdiği araştırma önergesinde, yaklaşık 25 milyon ruhsatsız silah bulunduğu belirtiliyordu. Kaçak olduğu için kuşkusuz bunun net bir sayısı olmaz. Tıpkı pompalı silahlarda olduğu gibi ancak uzman tahminleri böyle.

O PROGRAMDA UYARDI 

Değerli meslektaşımız Didem Arslan Yılmaz'ın, Habertürk televizyonundaki tartışma programları hayli ilgi görüyordu. “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak tanınan İsmailağa Cemaati'nin sözcüsü, ekran yüzü konumundaki Ahmet Mahmut Ünlü de, kadınların yaptığı programlara katılmamasına rağmen, Yılmaz ikna etmişti. Cübbeli Ahmet Hoca'ya, Habertürk TV programcılarından Veyis Ateş, Mehmet Akif  Ersoy ile ben sorular yöneltiyorduk.

Ahmet Mahmut Ünlü, o programda 2 bin civarında Selefi derneklerinde silahlanma olduğuna, bunların yoğunlaştığı illere dikkat çekmişti. Bağlı olduğu cemaatin yurt genelinde taraftarı, sevenleri olduğu için kendilerine bazı bilgilerin gelmesi de normal karşılanmalı. Tabii şaşırdık, bu silahlanmaya karşı, başkaları da silahlanmıştır. Allah korusun aralarında bir çatışma çıkarsa bunun sonuçlarının da büyük olabileceğini düşündük. Olay öylece kaldı. Önceki hafta CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın Tarafsız Bölge programının konuğu yine Cübbeli Ahmet Hoca'ydı. Kaygılarını bu programda da yineledi.

“EVET HAZIRIM” DEDİ

Ahmet Hoca'yı telefonla aradım, iddiaları konusunda ilgili makamların bugüne kadar bilgisine başvurup vurmadığını sordum. Olmadığını söyledi. Davet edilmesi halinde, 2 bin dernekten en az 150'sinin isimlerini verebileceğini, Selefi grupların mescitler açtığını, “Dinden çıktı” diye öldürülenler olduğunu basından örneklerle vurguladı. Sonuçta, ilgili makamları tehlikeye karşı uyarmanın da vatandaşlık görevi olduğunu belirtti.

Ahmet Mahmut Ünlü'nün bize yaptığı açıklamaların basında sıkça yer alması üzerine Cübbeli Hoca, bilgisine başvurulmak üzere Emniyet'e davet edildi. Güvenlik nedeniyle bilgi vermeye gidişi gizli tutuldu. Çünkü, can güvenliğinin tehlikede olduğuna ilişkin Emniyet kendisini uyarmış, hatta dronlu saldırı istihbaratı alınmıştı.

Belki şu merak edilir? Ahmet Hoca gündeme getirinceye kadar Devlet bu konuyla ilgilenmedi mi? İlgilenmez olur mu? İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, Selefi grupların faaliyetleri, bunların eleman kazanma taktikleri, kendilerini gizleme, takip ve tarassuttan kurtulma yöntemleri, gelir kaynakları da dahil kapsamlı bir çalışma yaptırmıştı. Derneklerin bir kısmı denetlenmiş, bazıları da kapatılmıştı. Tabii ki, yeni bilgiler geldikçe bu tür çalışmalar genişletilir, güncelleştirilir.

KAYIP SİLAHLAR

Dönemin CHP Milletvekili Mehmet Tüm ve 21 arkadaşı tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan 18 Mart 2018 tarihli araştırma önergesinin konusu “Kayıp silahlar”dı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra “kayıp silahlar” hep gündeme gelmişti. O önergeden okuyalım:

“İçişleri Bakanlığı'nın faaliyet raporlarında yer alan istatistiklere göre, kayıp ve çalıntı silah sayısı 2014 yılında 14 bin 682 adet, 2015 yılında 91 bin 120 adet, 2016 yılında 107 bin 628 adet ve en son 2017 yılında 106 bin 740 adet olarak açıklanmıştır. Kayıp ve çalıntı silahların akıbetine yönelik ciddi ve derinlikli araştırmaların yapılması ve gerekli önlemlerin alınması, bu açıdan ülke güvenliğine ilişkin kamuoyundaki kaygıların giderilmesini sağlayacaktır.”

BAKANLIK GÖRÜŞÜ

İçişleri Bakanlığı bu silahların 1944'ten beri kayıp olduğunu belirtse de bakanlığın resmi internet sitesinde yer alan veriler, silahların özellikle son 3 yıllık süreçte kaybolduğunu gözler önüne seriyor.

Bu sayılar bile ülkemizde müthiş bir silahlanma olduğunu ortaya koyuyor. CHP'nin, İçişleri Bakanlığı verilerine dayanarak açıkladığı “106 bin kayıp silah” konusu öyle sıradan bir durum değildir.

Yaşanan gerilimler insanları silahlanmaya itiyor.  12 Eylül 1980 öncesi silahlanmanın boyutu a o yüzden yüksekti. 15 Temmuz darbe girişimi, günümüzde sıkça “Darbe olur mu, olmaz mı” tartışmaları bile silahlanmak için yetiyor. Cübbeli Ahmet Hoca, o açıklamayı yaptı diye kimse rahatsız olmasın. Bu açıklama belki hayırlı bile olmuştur.