Uşşaki tarikatından Eyüp Fatih Şağban'ın istismar ettiği 12 yaşındaki kız çocuğunun babası F.A., Fatih Nurullah'ın gözaltına alınırken Jandarma aracında jandarmaların yanında kendisine para teklif ettiğini ve 'bu olayı kapatalım' dediğini açıkladı.

Baba F.A'nın açıklaması şöyle oldu:

Evet orada saldırdılar. Sonra biz oraya gittik. O villanın karşısında bir tane camii vardı. Camiye doğru sürdük. Villayı görüyorduk. Jandarmanın oraya gelip gelmediğine baktık. Jandarma oradaydı zaten. Bizde girdik oraya. Jandarmanın arabasının yanına arabamızı park ettik. Yukarıya çıktık.

Orada 3 tane aile kapıya durmuşlar. Efendinin evde olmadığını söylüyorlar. Ben de dedim. Efendi ile konuştuk bizi beklemesi lazım şu anda. O arada bu Fatih Nurullah beni aradı. Konuşması şu şekilde: Jandarmalar geldi siz mi haber verdiniz dedi. Oraya sürekli jandarma gidip geliyordu zaten.Mahalle halkı da biliyor onlar da biliyor.

Rahatsız oluyor, ses oluyor orada sürekli ziyaret olduğundan dolayı. 
Ben de dedim. Biz jandarmayı aramadık, neredesiniz siz? Önce Altınşehir'de olduğunu söyledi. İstanbul Altınşehir'de. Sizi ziyarete geldik, konuştuk ya dedim elinizi öpmeye gelecektik diye. Ha tamam ben yukarıdayım iniyorum şimdi aşağıya dedi. 

Jandarma dedi ki, astsubay vardı bir tane. O zaman yanlış anlaşılma var dedi. Bir saniye dedi. Yanımıza geldi. Ben o ses kaydını açtım. Biraz sardırdım. Hassas noktaya geldiğimizde dibime kadar sokuldu. 

Şöyle elini hafiften kaldırarak oğlum bunda büyütecek bir şey yok bak, aramızda hallederiz demesi üzerine benim elimde telefon vardı. Ben telefonla bir tane buna vurdum. Sonra da telefon elimden düştü. İşin püf noktası şurası: Telefonumu eşim almasa onlardan biri alsa bu ses kaydı çöpe gidecekti. Hiçbir delilimiz kalmayacak ortada.

Telefon düştükten sonra bir boğuşma oldu. Zaten ben orada güzel bir dayak yedim. Kaçarak ellerinden kurtuldum. Kaçmama yardımcı olan jandarma biber gazı sıktı da kurtuldum. Yoksa yine kurtulamazdım. 4 kişilerdi. 4 aile vardı zaten onun özel hizmetinde bulunan.

Sonra biz kaçtık. Aslında şurada o jandarmanın, bilmiyorum şahitliğimi yapar mı? "Para veririm sus" diye karakola giderken yalvarıyordu adeta. Ben dedim şahitlik, "Yok dedi, bizim şahitlik yapma gibi bir şeyimiz yok." Bana diyor ki jandarma bunu duyuyor, ikisi de üçü de duyuyor jandarmaların.

Benim elimi kelepçelediler, Arkada bir kafese oturttular. Onları ön tarafa oturttular. Camda tel örgü var. Bana bağırıyor. "Bak, aklına gelmeyecek bir servetle karşı karşıyasın şu anda. Sakın bir şey söyleme. İki dakika bir özel konuşalım seninle."diyor. Ben de dedim bak: "Kolumu kırdınız.". "Sen de benim gözüme vurdun" dedi. "Senin bu dünyada gözüne bir şey olmayacak ama mahşerde Allah seni kör edecek."