Ülkenin dört bir yanından kadına şiddet haberleri gelirken AKP, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye hazırlanıyor.

Şiddet gören kadınlar ise “can simidimiz” dedikleri sözleşmeden çıkılmasının cinayetlere davetiye çıkaracağını söylüyor.

Cumhuriyet Gazetesi'nden Zehra Özdilek'in haberine göre; eski erkek arkadaşı S.T’nin hakareti, tehdidi ve şiddetiyle ilgili 6 yıldır hukuk savaşı veren Münevver Kızıl, şort giydiği için darp edilen ve tacize uğrayan üniversite öğrencisi Asena Melisa Sağlam, eski eşi tarafından tehdit edilen iki çocuk annesi Seyhan Önem, eski eşi tarafından tehdide ve hakarete maruz kalan bir çocuk annesi Senem Ç., boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından hâlâ tehdide, şiddete maruz kalan ve korktuğu için gerçek ismini vermek istemeyen Ayşe’nin sesine kulak verdik. Kadınlar, yaşadıkları sıkıntıları ve İstanbul Sözleşmesi’nin hayatlarındaki önemini Cumhuriyet’e anlattı.

‘KADIN CİNAYETLERİNE DAVETİYE ÇIKARILIYOR’

Münevver Kızıl: Eğer İstanbul Sözleşmesi gerçek anlamda etkin uygulanmış olsaydı bugün birçok kadın hayatta olacaktı. İktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye yönelik konuşmaları bile temmuz ayında öldürülen kadınların sayısını artırdı. Katledilen kadınlardan biri olmamak için uzun zamandır hukuk mücadelesi verenlerden biriyim. Onlarca davaya ve uzaklaştırma kararlarına rağmen hâlâ açık telefon hatları alarak beni arama cesaretini gösterebilmektedir. Kaldı ki bu cezasızlık algısı yetmezmiş gibi, hükümetin can simidimize karşı tutumu kadın cinayetlerine davetiye çıkarmaktır. Can simidimize dokunma. İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun etkin uygulansın ve kadın cinayetleri son bulsun. Bizim de pankartımız taşınmasın. Hiçbir ana evlatsız ve hiçbir çocuk anasız kalmasın. Sen de ses ver bize.

‘SAVCI DALGA GEÇER GİBİYDİ’

Korktuğu için gerçek ismini vermek istemeyen Ayşe: Boşanma ve uzaklaştırma davalarımda bir sonuç alamadım. 9,10 tane şikâyet dilekçem var. Derdimi anlatmak için adliyeye gidip savcı ile görüştüm. Savcı dalga geçercesine beni odasından çıkardı. Her gün can korkusuyla yaşıyorum. Çocuklarım her sabah “şükürler olsun annem yaşıyor” diyerek uyanıyorlar. Ben de her anne gibi çocuklarımın mezuniyetini, düğününü görmek istiyorum. Ama görebilir miyim bilmiyorum. Hâlâ boşanamadım ve tehditler artarak devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi şu an tam anlamıyla uygulanmasa bile bizim için umut ışığı. Kendi çığlığımızda boğulmak istemiyoruz. Her insan gibi bizim de yaşama hakkımız var. Devlet tarafından korunamadığım için öldürülürsem suçlusu kim olacak?

‘CİNAYETLERE ARTIK DUR DENİLMELİ’

Seyhan Önem: İstanbul Sözleşmesi bizim için çok önemli. En azından uzaklaştırma kararı olan eski eşimi bir daha yanıma yaklaştırmayacak. Bana silah gönderen bir adamı serbest bırakamayacak bir sözleşme. Sesimi medyaya çıkmadan daha kuvvetli duyurabileceğim bir sözleşme. Kendimi deşifre etmeden kendi başına yetecek bir sözleşme. Tam anlamıyla uygulansa benim durumumda olan kadınları koruyacak bir sözleşme. Bu ülkenin artık kadın cinayetlerine bir dur demesi lazım. Evlatlarımı bırakmak istemiyorum. Arkadan vurulup bir kör kurşunla ölmek istemiyorum. İstanbul Sözleşmesi sesini çıkaramayan hemcinslerimiz için de çok önemli, onların da sesi. O yüzden İstanbul Sözleşmesi’nin bir an önce tam anlamıyla uygulanması gerektiğini düşünüyorum.

‘KAMUOYUNA YANSIMAZSA YARGI CEZALANDIRMIYOR’

Asena Melisa Sağlam: Kadına, çocuğa karşı olan şiddet, tecavüz ve taciz vakalarında en önemli sorun cezasızlık. Bu sorunlar kamuoyuna yansımadıkça yargı tarafından ceza bile verilmiyor. Kadınların, çocukların başına gelen bu olaylar sadece bizim ülkemizde gerçekleşmiyor. Bu uluslararası bir sorun. Zaten bunun için de bir uluslararası sözleşme oluşturulmuş ve çoğu ülke tarafından da imzalanmış. Bizim ülkemizin imzacı olmaktan çekilmesini düşünemiyorum. İçeriğine baktığımızda herhangi bir olumsuz madde bulunmuyor. Aksine bizi koruyup kollayan, kendimizi güvende hissettirecek bir sözleşme. Benim yaşadığım taciz davasında hâkim duruşmada çok ilgiliydi ve tavrı beni mutlu etmişti. Suçluya kanun çerçevesinde vermesi gereken maksimum cezayı verdiğini düşünüyorum. İstanbul Sözleşmesi tamamen uygulandığı takdirde bu tacizin, şiddetin, istismarın en az seviyeye düşeceğine inanıyorum.

‘TARTIŞILACAK BİR KONU DEĞİL’

Senem Ç.: Sürekli tehdit mesajları atıyor. Birkaç kere saldırmaya çalıştı. Çocuğun velayeti bende, belli günlerde alıyor. Getirmediği için ben polis ile gidip alıyorum. Şu an içimi bir nebze de olsa rahat ettiren elektronik kelepçe takılması. En azından ailem ve bana yaklaşamıyor. Onunla çok sayıda davamız var, sürüyor. Ceza almadığı için bana karşı tehdit ve hakaretlerini sürdürüyor. İşyerine, ailemin evine gelip olay çıkarıyor. Duruşmalara polis eşliğinde gidiyorum. Onların yanında bile saldırmaya çalışıyor. Eğer İstanbul Sözleşmesi kalkarsa bu gibi insanlara yol açılmış olacak. İstanbul Sözleşmesi tartışılacak bir konu değil. Kesinlikle uygulanması gerekli.

İBB’DEN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİLGİLENDİRME KAMPANYASI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İstanbul Sözleşmesi’nin detaylarını şehrin dört bir yanındaki toplu taşıma araçları ve İBB’ye ait hareketli reklam panolarında yayımlamaya başladı. Bilgilendirme kampanyası, “İstanbul Sözleşmesi nedir” sorusuna cevap vermeyi amaçlıyor ve sözleşmenin kadına yönelik şiddetle birlikte, kalıplaşmış toplumsal cinsiyet rolleri, kadın erkek eşitliği, karşılıklı saygı, şiddete tanık olan çocukların iyileştirilmesi gibi başlıkları da içeren uluslararası bir sorumluluk olduğu hatırlatılıyor. Daha önce de İzmir Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Beşiktaş Belediyesi, İzmir Buca Belediyesi ve Eskişehir Odunpazarı Belediyesi İstanbul Sözleşmesi ile ilgili çeşitli kampanyalar düzenlemişti.