Korkusuz Gazetesi yazarı Hüsnü Mahalli, bugünkü köşe yazısında Suriye'deki gelişmeleri değerlendirdi. 

Mahalli Suriye'de yapılan son petrol anlaşmasına yer verdiği yazısında "Suriye ve Türkiye açıklama yapıp duruyor ama her ikisinin ortak düşmanları malı götürüyor!" ifadelerini kullandı. 

Hüsnü Mahalli'nin yazısı şöyle oldu:

Geçen hafta Amerikan Delta Crescent Energy Şirketi’nin Fırat’ın doğusunu kontrol eden Demokratik Suriye Güçleri Komutanı Mazlum Abdi ile bir sözleşme imzaladığı söylendi.

Sözleşmeye göre “Şirket; Suriye’nin kuzeydoğusundaki topraklarda petrol çıkaracak, işletecek ve ticaretini yapacak”.

Biraz geriye gidelim.

19 Aralık 2018’de Başkan Trump “Suriye’de bulunmamızın amacı DEAŞ’ı yenmekti. DEAŞ’ı yendik. Artık çekiliyoruz” dedi.

PYD-YPG ve DSG ve İsrail hariç herkes sevindi.

Amerikan askerleri bölgeden çekilmeye başlamışken konuyla ilgili Washington’dan çelişkili açıklamalar gelmeye devam etti ve sonunda Amerikan askerleri bölgede kaldı.

Başkan Trump klasik olarak çelişkili söylem ve tavırlarıyla “PYD/YPG’ye desteğin sürdürüleceğini” açıkladı ve konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ağır hakaretler içeren bildik tehdit mektubunu yolladı.

Gerçek niyetini geçen 11 Ocak’ta açıklayan Trump “Türkiye ile Suriye arasındaki sınırdan askerlerimizi çektim. Bu sınırda bin yıldır savaşıyorlar. Benim için Suriye’de askerlerimizi bıraktı diyorlar. Askerlerimizi petrolü almak için bıraktım. Onlar petrolü koruyorlar. Ben de petrolü ele geçirir alırım” dedi.

Hikaye bundan ibaret.

ABD ile birlikte İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinin desteğiyle Suriye topraklarının yaklaşık % 25’ini kontrol eden PYD/YPG aynı zamanda Suriye petrolünün % 90’ı, su ve tarım alanlarının % 60’ını ele geçirmiş durumda.

Bunun sürdürülebilir olamayacağını bilen ABD bölge nüfusunun yaklaşık % 30’unu oluşturan Kürtlere destek olsun diye bazı Arap aşiretlere milyonlarca dolar dağıtarak Demokratik Suriye Güçleri diye bir milis gücü kurdurdu.

Ama komutanı PKK kökenli Mazlum Kobani Abdi.

Tüm batılı ülkeler, Rusya ve herkes onu muhatap alıyor.

ABD’nin PYD/YPG’ye verdiği desteği yüzlerce demeçle protesto eden Türkiye ise ABD ve Rusya’nın onayı ile geçen 9 Ekim’de Suriyeli silahlı militanların desteğiyle Fırat’ın doğusuna asker yollamış ve 20-30 kilometre derinliğinde 110 kilometre genişliğinde bir alanı kontrol altına almıştı.

Karşı bir hamle ile ABD geçen ay bölgede bulunan Kürt parti, örgüt ve oluşumları PYD/YPG bir araya getirerek ortak bir çatı örgütü kurulmasını sağladı ve PYD-YPG-DSG’ye olan sınırsız askeri ve mali desteğini doruğa çıkardı. Bugün bölgede üç örgüte bağlı toplam 100 bin kadar militan var ve aklınıza gelebilecek her türlü silahlara sahipler.

Bu destekten güç alan PYD/YPG de Suriye devletine bağlılığını sürdüren aşiretleri bölgeden kovmak için suikastler dahil her yola başvuruyor.

Bu durumun tek sorumlusu AKP yönetimindeki Türkiye.

Ankara’nın Şam ile dost olduğu 2011 öncesinde PYD-YPG-DSG ve elbette ÖSO-NUSRA-IŞİD ve benzeri hiçbir örgüt yoktu.

Türkiye’nin müdahalesi olmasaydı hiçbir Arap yönetimi hatta batılı ülke Suriye’ye dolaylı ya da dolaysız müdahale edemezdi.

“PKK’nın Suriye kolu” olduğunu söylediği PYD/YPG’yi Esad’a karşı ayaklandırmak için Ankara bu örgütün lideri Salih Müslim’i ikna etmek için çok uğraştı ama başaramadı.

Kobani olayları sırasında Iraklı Peşmergelerin Türkiye’ye gelip Suriye’ye geçişine izin vermek bile işe yaramadı ve Haziran 2015 seçimlerinden sonra Barış Süreci çökünce PYD/YPG Amerika’nın müttefiği oldu.

Erdoğan’ın 24 Kasım 2015’te düşürülen uçakla ilgili olarak Putin’den özür dilemesinden sonra Rusya 24 Ağustos 2016’da TSK’nın önce Cerablus’a, Ocak 2018’de Afrin’e ve son olarak geçen Ekim’de Fırat’ın doğusuna girmesine izin verdi.

Şimdi durum ortada.

TSK; Suriye’nin birçok bölgesinin yanısıra Libya’da, Irak’ta, Katar’da ve Somali’de.

Böyle giderse yakında başka yerlerde de olur!

Böyle giderse ABD ve Batı destekli PYD/YPG Fırat’ın doğusunda yerleşir ve eğer doğruysa Suriye kadar Türkiye için tehlike oluşturur.

Peki Ankara ne yapıyor ya da yapacak?

Son petrol anlaşmasına karşı tepkisinde olduğu gibi protesto etmekle idare edecek.

İyi de Şam da “TSK’nın Suriye’deki varlığı ve ÖSO ve benzeri gruplara verdiği destekle ilgili olarak” benzer açıklamalar yapıp duruyor.

Suriye ve Türkiye açıklama yapıp duruyor ama her ikisinin ortak düşmanları malı götürüyor!