Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye'deki seyriyle ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu. Ceyhan, "Bu virüsün ek tedbirler almadan, kendi kendine azalma şansı yok" dedi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, okulların açılması ve vaka artışlarıyla ilgili olarak Haber Global'de açıklamalarda bulundu.

Okulların açılmasının kesin kriterlere bağlanması gerektiğini vurgulayan Ceyhan, "(ABD örneği) Biz de hiç değilse okulları daha güvenli ortamda açabilmek için günde 100 bin test yapalım. Kesin bilgiler ve tarihler vermek durumundayız. Okulları açalım, hangi durumda kapatırız bakarız, şeklinde bir yaklaşım güven vermeyecektir" dedi.

Farklı ülkelerdeki kriterleri örnek veren Ceyhan, "Bazı ülkeler bunu 'R' değeri olarak belirliyor. Bizde 'R' değeri 1'in üzerinde. Almanya böyle olunca kapatacağım diyor. 100 binin üstüne çıktığı anda kapatacağız gibi kesin kriterler koymamız lazım" ifadelerini kullandı. 

Vaka sayıları hakkında tespitler yapan Ceyhan, "1000'den 900'e inmek ne kadar önemli değilse 900'den 1000'e çıkmanın da çok bir önemi yok. Görünen bir olay var, son zamanlarda Türkiye'de vakalar artış eğiliminde. 'Sürekli 1000 civarında vakalarla götüremeyiz bu işi' demiştim. Ne sağlık personeli bu kadar uzun süre bu yükü taşıyabilir ne ekonomi taşıyabilir ne de halk taşıyabilir. Başka tedbirler almadığımz için, ki almamız gerekirdi, vakaların azalmaması ve arada 1500'lere çıkan dönemde, ek tedbirler gerekirdi, almadık. Bu virüsün ek tedbirler almadan, kendi kendine azalma şansı yok" dedi. 

"Bizim çok kısa süre içinde bu vaka sayılarını 0'a yakın değerlere indirmemiz lazım" görüşünü dile getiren Ceyhan, şöyle devam etti:

"Yoksa ne ekonomi istediğimiz gibi yürür ne sosyal yaşam ne de sağlık sistemi yürütülebilir. (Bugünkü denetimler) Bu önemlidir. Önemsemek lazım. Bir şekilde uyum oranını artırmaya yönelik önlemdir bu ama bu olayı çok değiştirecek bir durum değil. Kalıcı olmayacaktır. Kalıcı olması için sokağa çıkma yasağı olmaksızın, iş yeri kapatmaksızın uygulanabilecek bazı önlemler var. Yoksa biz bu tabloyu ciddi bir şekilde değiştiremeyeceğiz."

Alınabilecek önlemleri sıralayan Ceyhan, şunları söyledi:

"İspanya 100'lere indi ama normalleşme başladı, 5000'lere çıktı vaka sayısı. İngiltere 1000'in üzerine çıktı. Her yerde vaka artışları var. Bu tip normalleşmenin kaçınılmaz sonudur. Bunu zaten biliyorduk, anlatıyorduk. Biz de bir çok ülke gibi aç-kapa yöntemiyle normalleştik, hatamız şu oldu, açtık ama kapatmadık. Tedbirleri kaldırdığınızda vaka artışları beklenir ama bu dönemde ek tedbirler gerekir. Bizde yapılmayan açıkçası bu oldu. Çok büyük yasaklamalar olmaksızın yapılacak tedbirler var.

Mesai kademelendirmesi, iller arası dolaşımın kontrol altına alınması, 65 yaş üstünün güvenli olabileceği bölge ve saatlerin belirlenmesi gibi. Bir yerden bir yere giden insanın bir hafta kendini izole etmesi gibi, daha çok belirtisiz virüs bulaştıran kişinin saptanması gibi. 8 aydır ulaşamadığımız, tedbirlere uymayan gruplara ulaşmak için yeni yöntemler gibi birçok önlem sayılabilir. Bu artış devam ederse maalesef tekrar iş yerlerinin kapatılması, sokağa çıkma yasağı gibi durumlarla karşılaşabiliriz." 

Kurban Bayramı'nda kurallara uyulmaması ve bunun olası sonuçlarına değinen Ceyhan, "Aslında 11 Mayıs'ta biz 1000'li rakamlara inmiştik, bu taraf o rakamlarda sayıyoruz. İş yeri kapatmaların gerektiği bir dönemde değiliz henüz. Millet zannediyor ki, Kurban Bayramı vakalarının etkisini bir hafta sonra göreceğiz ve patlama olacak. Halbuki öyle görünmüyor. Bayramdaki yanlış davranışın sonuçlarını biz önümüzdeki birkaç aya yayılmış olarak göreceğiz. 15 gün sonra birdenbire vakalarda artış gibi görmeyeceğiz, bunun etkilerini 3 ay sonra da görebiliriz. Birçoğu genç yetişkinler bunlar belirtisiz pozitifleşiyor. Biz birkaç döngüden, kuluçka süresinden sonra kalp hastasına bulaşıyor o kişide ciddi hastalık ortaya çıkıyor, biz onu yakaladığımızda ancak fark ediyoruz" ifadelerini kullandı.