Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, İstanbul Sözleşmesi'ni hedef aldığı yazıları nedeniyle hakkında yapılan eleştirilere tepki gösterdi. Dilipak, "İstanbul sözleşmesi'nin ayağına basıyorum, ses başka yerlerden geliyor! Bu da iyi oldu. Kim kimdir daha görünür oluyor. Benim günahımı taşıyacak hamallarım çoğalıyor" dedi.

Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni savunan kadınlara “fahişe” benzetmesi yapmasının ardından AKP'nin dava açacağını açıkladığı Dilipak, bugünkü yazısında konuya ilişkin görüşlerini ifade etmeye devam etti.

İstanbul sözleşmesi, CEDAW gibi sözleşmelerin uygulandığı ülkelerde kadın cinayetlerinin evlilik dışı çocuk sayısının yüksek olduğunu ifade eden Dilipak, şunları kaydetti:

Hem CEDAW, hem İstanbul sözleşmesi, hem Lanzarote bir işe yaramadığı gibi, yaranın daha da derinleşmesine sebeb olmuş. Cinayetlerin %85’ten fazlasının sebebi alkol. Taciz de öyle. Babayı evden uzaklaştıralım ama, alkolü değil!?. Kadın ölümlerinde %20’si daha önce şiddet görmüş. Erkekten erkeğe şiddette ölüm oranı %80. Bu o kadar tartışılmıyor. Cinsiyet üzerinden okumalar bazan gerçeği bir bütün olarak görmemizi ve çözüm üretmemizi engelliyor.

Erken evlilik, evden uzaklaştırma, kadının beyanının esas alınması, partner, nafaka, evlilik birliğinin kurulması, cinsiyet eşitliği, kadının beyanını esas alan düzenleme, birey tanımlaması, hakemliğin reddi gibi konularda mevzuat sorunun çözümüne yardımcı olmuyor, dahası yarayı daha da derinleştiriyor. Bu yapıda, fuhuş meşru hale getiriliyor ve korunmak isteniyor. Din ve ahlak, gelenek sanık sandalyesine oturtuluyor.

Bu yasayı da kaldırsanız, yerine doğru düzgün bir yasa çıkmazsa, yine sorun devam eder. Yasa da çıkarsanız, mevcut durum aile, okul, media, toplum, cemaat vakıfları, akademi hepsi birden bu alanda yeni bir çaba içine girmezse, sıkıntılar azalarak da olsa devam eder.