Yılmaz Özdil'den dikkat çeken yazı: Sakarya'daki patlamanın suçlusunu açıklıyorum

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü köşe yazısında Sakarya'nın Hendek ilçesinde bulunan havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamaya ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Yılmaz Özdil'den dikkat çeken yazı: Sakarya'daki patlamanın suçlusunu açıklıyorum

7 kişinin hayatını kaybettiği, 122 kişinin de yaralandığı Sakarya'daki havai fişek fabrikasındaki patlamanın ardında gelişenler gündemdeki yerini korurken Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil'den dikkat çeken bir yazı geldi.

Geçmişten verdiği bir örnekle, patlamayı ele alan Özdil, fabrika sahiplerinin ilişkilerine değindi. Özdil, patlamadan bir suçlu çıkarılmayacağı imasında bulundu.

Özdil, yazısında şunları kaydetti:

Sakarya'da havai fişek fabrikasında patlama oldu, yedi kişi hayatını kaybetti, 122 kişi yaralandı, çevredeki köylerde bile yıkım oldu.

Garibanlar henüz morgtayken, toprağa bile verilmemişken, henüz cenazesi bile bulunmayan işçiler varken, Müsiad yöneticileri apar topar koştu, fabrikanın sahibine moral yemeği verdi.

Fabrika sahibinin Müsiad'ın şube başkanı olduğu, bu fabrikanın son on yılda dört defa patladığı, daha önce de üç kişinin öldüğü, 59 kişinin yaralandığı, güya her patlamadan sonra kapatıldığı, ancak, her patlamadan sonra isim değiştirerek üretime devam ettiği anlaşıldı.

Aynı Sakarya'da…

Bir otomobil sollama yaptı, asfaltın kenarında yürüyen ineğe çarptı, panikle direksiyonu kırdı, sollamaya çalıştığı otomobile yandan çarptı, arkadan bir kamyonet geliyordu, önündeki trafik kazasından kaçayım derken şarampole yuvarlandı, takla attı, bir kişi hayatını kaybetti, üç kişi yaralandı, 95602 küpe numaralı inek telef oldu.

İnek gebeydi.

Ha bugün ha yarın doğum yapması bekleniyordu.

Bilen bilir, inek bağlıyken doğum yapamaz, çırpınırken ipe dolanır, yanlışlıkla kendini boğar, ya da buzağına zarar verir.

Bu nedenle bağlanmamıştı.

Nasıl becerdiyse ahırın kapısını açmış, akşam karanlığında iki kilometre uzağa yürümüş, asfaltın kenarına çıkmıştı.

Trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşın ailesi dava açmadı.

Çünkü, sürat vardı, hatalı sollama vardı, var oğlu vardı, şikayetçi olmadılar.

Ama ortada cenaze vardı.

Sayın devletimiz bu işin peşini bırakmazdı, kamu davası açıldı.

Duruşma üstüne duruşma yapıldı.

Bilirkişi üstüne bilirkişi istendi.

Trafik kazasına karışanların kimisi adam öldürmekten, kimisi yaralamadan, kimisi maddi hasara yolaçmaktan hakim karşısına çıktı.

Sigorta şirketleri devreye girdi, tazminat üstüne tazminat talep edildi.

Yedi sene sürdü kardeşim…

İşin içinden çıkılamadı.

Adli Tıp'a başvuruldu.

Bir rapor da oradan istendi.

Adli Tıp uzuuun uzun inceledi, aylarca sürdü, davanın sekizinci senesinde raporunu verdi.

“İnek suçlu” dedi!

Yanlış okumadınız, inek suçlu dedi.

Bu rapor üzerine, ineğin sahibi 74 yaşındaki gariban çiftçi Cemalettin Doğancan yargılandı, 2.5 sene hapis cezası verildi!

Geyve cezaevine tıkıldı.

Sekiz ay yatırdılar.

Sekiz ay sonra denetimli serbestlik kararıyla bıraktılar.

Ama yakasını bırakmadılar.

İki sene boyunca denetimli serbestlik kapsamında takip edilecekti.

Yani?

Haftada iki gün karakola gidecekti, “yurtdışına kaçmadım” diye imza verecekti.

Sayın devletimiz, dokuz sene önce trafik kazasına yolaçan ineğin sahibini mutlaka takip etmeliydi, her an nerede olduğu bilmeliydi.

Memlekete beş milyon Suriyeli girmiş, Afganlısı Afrikalısı, sekiz milyon kaçak mülteci girmiş, kimlikleri bile olmadan, adresleri bile olmadan dolaşıyorlar, sorun yok… Ama, 95602 küpe numaralı ineğin sahibi gariban çiftçi Cemalettin Doğancan'ın her an nerede olduğunun bilinmesi, devletimizin bekası için hayati önem taşıyordu.

Üstelik, sadece karakola giderek imza vermesi yeterli değildi…

Üç ayda bir rehabilitasyon seminerine katılmak zorundaydı.

95602 küpe numaralı ineğin sahibi gariban çiftçi, ıslah edilmeliydi!

Denetimli serbestlik kapsamında, sosyal hizmet uzmanları tarafından, bir daha sakın suç işlememesi konusunda, psikolojik ve sosyolojik olarak eğitilmeliydi.

Aksi taktirde maazallah, 95602 küpe numaralı ineğin sahibi gariban çiftçi, sayın milletimiz ve sayın devletimiz için yıkıcı tehdit olabilirdi.

Peki ya seminere katılmazsa?

Yok öyle!

Karakola imza vermeyi ihmal ederse veya rehabilitasyon seminerine gitmezse, denetimli serbestliği ihlal etmiş olacaktı, derhal yakalanıp, cezaevine geri gönderilecekti.

Kazanın üzerinden on sene geçmiş, mahkeme mahkeme süründürülmüş, sekiz ay hapis yatırılmış, 75 yaşına gelmişti ama, 95602 küpe numaralı ineğin sahibi olarak çilesi hâlâ bitmemişti.

Aynı Sakarya'da havayi fişek fabrikasında patlama olunca aklıma geldi, acaba ne durumda diye hatırını sordurdum…

Hayatı kaydırılmış bir gariban olarak nihayet ıslah olmuştu!

Bir daha asla suçlu inek beslememiş ve böylece devletimizin bekasına bir daha asla zarar vermemişti!

Havayi fişek fabrikasındaki patlamaya dönersek…

Gördüğüm kadarıyla ölen inek yok.

O halde ortada suçlu da yoktur.

Hadi dağılın.

Etiketler
Hendek Havai Fişek Fabrikası Patlama Sakarya Patlama Yılmaz Özdil