Koronavirüs salgını nedeniyle gelirini kaybeden ailelere yardım yapmak için başlattığı kampanyası İçişleri Bakanlığı tarafından durdurulan ve hakkında soruşturma başlatılan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bunu üzerine yardım yapmak isteyen yurttaşlara, bakkala borç yazdıran vatadanşarın veresiye defterlerinin kapatılması çağrısında bulunmuştu.

Mansur Yavaş'ın çağrısının ardından Ankara'da pek çok hayırsever yurttaş, mahallelere giderek bakkalların veresiye defterlerindeki borçları ödemeye başladı.

Veresiye defterlerini ortaya çıkması ile maskeli balonun maskesini düştüğünü ifade eden Sözcü yazarı Yılmaz Özdil ise oldukça çarpıcı bir yazı kaleme aldı.

Özdil'in "Yaz deftere" başlıklı yazısı şöyle:

Varlığıyla onur duyduğumuz Mansur Yavaş'ın veresiye defteri kampanyası, elbette karşılıksız iyiliğin gücünü hatırlattı ama…

Aynı zamanda, milyonlarca dolar dökülerek, fiberglas dinozor heykelleri dikilen başkentimizde, evine aldığı ekmeğin bile parasını ödeyemeyip, yaz deftere diyen insanlarımız olduğunu hatırlattı.

Chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothieler içilen şatafatlı sarayların hemen arka sokağında, canı çektiği için alt tarafı bir paket puding alıp, ödeyemediği dört lirayı veresiye defterine yazdıran… Tesettür sosyetesinin
lale devri sofralarında kırk günlük bebeğe tek taş pırlantalar takılırken, bebeğine içireceği bir şişe süt için yaz deftere demek zorunda kalan anneler olduğunu hatırlattı.

Suriyeli kardeşlerine 52 milyar dolar harcamakla, Mısır'daki müslüman kardeşlerine iki milyar dolar göndermekle, Somali'deki kardeşlerine 300 bin
kişilik iftar vermekle, Cibuti'deki kardeşlerine karada yer kalmamış gibi, denizi
doldurarak cami yaptırmakla, kurbanını Myanmar'daki kardeşlerine bağışlamakla övünenlerin, Ankara'nın göbeğindeki “kardeşler bakkalı”nın
veresiye defterine yazdırılan 3.5 liralık hazır çorbadan utanmadığını hatırlattı.

Fakir fukarayı garip gurebayı dilinden düşürmeyenlerin, kendi cebini doldurunca, kendi ülkesinin gerçeklerinden nasıl uzaklaştığını… Kendi milletine, kendi insanlarına nasıl yabancılaştığını hatırlattı.

Yandaş medyanın kollektif illüzyonuna maruz kalan toplumun, aslında toplumsal hipermetropi yaşadığını, teee uzaklara baktırılırken, burnunun ucunu bile göremediğini hatırlattı.

Çocuklara bayram hediye eden dünyadaki tek meclisin… Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin enflasyonsuz lokantasında, zeytinyağlı enginarlar, kuzu fırınlar,
meksika salataları, vişneli tayfırlar gırla giderken, hemen karşısındaki mahallede, 50 kuruşluk bisküviyi veresiye defterine yazdıran çocuklarımız olduğunu hatırlattı.

Maskeli balo'nun maskesini düşürdü, veresiye defteri kampanyası.

Kazandığı gün…

“Bize Mustafa Kemal'in Ankarası'nı geri aldı, Anıtkabir'i bize geri aldı, Atatürk
Orman Çiftliği'ni bize geri aldı, Hacı Bayram Camisi'ni bize geri aldı, sadece 25 yıldır hasretini çektiğimiz şehrimizi değil, 96 yıl önce kurduğumuz başkentimizi bize geri aldı” demiştim.

Eksik söylemişim…

Bizi, bize geri verdi Mansur Yavaş.