Koronavirüs salgının nedeniyle Erdoğan'ın başlattığı 'Biz Bize Yeteriz' kampanyası tartışmayı da berberinde başlattı. Vatandaşlar zor günde devletten yardım beklerken devletin vatadnaştan yardım istemesi muhalefetin ve toplumun tepkisini çekti.

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil ise bugünkü yazısında farklı bir açıdan kampanyayı ele aldı. Türkiye'nin son yıllarda yurt dışına yönelik harcamalarına dikkat çeken Özdil, harcanan paraların dökümünü çıkardı.

Özdil'in yazısı şöyle;

Hobaraa diye memlekete doldurdukları beş milyon Suriyeli'ye şimdilik kaç para harcadılar? 52 milyar dolar harcadılar.

Filistin'e yaptıkları yardım iki milyar doları geçti.
Sudan'a 750 milyon dolar bağışladılar.
Somali'ye 750 milyon dolar verdiler.
Afganistan'a 650 milyon dolar ödediler.
Libya'ya gönüllerinden yarım milyar dolar koptu.

Şeriatçı Mursi'nin cumhurbaşkanı olması şerefine Mısır'daki müslüman kardeşler'e tiko para ne gönderdiler?

İki milyar dolarcık gönderdiler.

Afrika'ya verdikleri para yedi milyar doları aştı… Komor'a stadyum yaptılar.
Tanzanya'ya Burkina Faso'ya su kuyuları açtılar. Zimbabwe'ye pazar yeri inşa ettiler. Gana'ya Togo'ya Uganda'ya kırtasiye malzemesi gönderdiler.

Moritanya'ya ahır kurdular. Mozambik'e inek dağıttılar. Gambiya'ya dökümhane kurdular. Kongo'ya okul yaptılar. Eritre'ye Lesoto'ya üniforma hediye ettiler. Kamerun'a deterjan verdiler. Cibuti'ye ambulans verdiler.
Somali'ye Mali'ye Tunus'a Mısır'a çöp kamyonları verdiler, çöp kamyonlarını teslim töreninde konuşan şehircilik bakanımız “bu çöp kamyonları kardeşliğimizi pekiştirecek” dedi. Sierra Leone'ye vidanjör verdiler.

Arakan'a 50 milyon dolar gönderdiler.
Yemen'e 50 milyon dolar gönderdiler.
Lübnan'a 50 milyon dolar gönderdiler.
Bizzat asrın liderimiz anlattı…
“Barzani kendi memurunun maaşını ödeyemiyordu, bana geldi, iki milyar dolar verdim” dedi.

Pakistan'da köylülere keçi dağıttılar.
Yemen'e un verdiler.
Okyanusya ülkesi Palau'ya VIP minibüs hediye ettiler.
Karayip Denizi'ndeki Antigua'ya bilgisayar hibe ettiler.
Büyük Okyanus'ta sadece dokuz mercan adacığından oluşan ve nüfusu sadece 12 bin kişi olan Tuvalu'ya “size ne verelim?” diye sordular, “bizim çocuklar futbol seviyor, nizami futbol topumuz yok” cevabı gelince, futbol topu ve pompa gönderdiler.

(Bu kadar da olmaz diyenler, lütfen internete girsin, tek tek bu haberleri
okusun.)

Teee ABD'nin Oregon eyaletinde yaşayan Kızılderililere 200 bin dolar hibe ettiler iyi mi… Washington'a direkt uçuş başlatan Türk Hava Yolları'nın ilk seferinde Apaçi, Novajo, Cheyenne ve Mohikan kabilelerinden 17 şefi, İstanbul'a getirdiler, yedirip içirip, gezdirdiler.

98 ülkede 100 bin kişiye ramazan kolisi verdiler.
Kenya'da Bangladeş'te Çad'ta Nijer'de Somali'de Sudan'da Yemen'de 300 bin kişiye iftar verdiler.

Son sekiz yılda 175 ülkeye para dağıttılar.

Elaleme para saçma konusunda dünyanın en zengin ülkelerine tur bindirdiler, dünyadaki bütün yardımların üçte birini tek başına Türkiye'ye yaptırdılar.

ABD'den iki milyar dolar fazla yardım yaptılar, İngiltere'den altı milyar dolar fazla yardım yaptılar, Japonya'dan yedi milyar dolar fazla yardım yaptılar.

Böylece, Küresel Yardım Raporu'na göre “dünyanın en cömert hükümeti” ilan edildiler!

170 milyon dolar harcadılar, Rusya'ya cami yaptılar, kubbesini altın varaklarla kapladılar.

100 milyon dolar harcadılar, ABD'ye cami yaptılar.

30 milyon dolar harcadılar, İngiltere'ye, Avrupa'nın ilk çevre dostu camisini yaptılar.

35 milyon dolar harcadılar, Kırgızistan'a 50 bin metrekare, Orta Asya'nın en büyük camisini yaptılar.

Karada yer kalmamış gibi, denizi doldurdular, Cibuti'ye cami yaptılar.

Haiti'ye cami yaptılar.

Filipinler'e cami yaptılar.

Somali'ye Mali'ye cami yaptılar.

Teee elalemin ülkelerine toplam yarım milyar dolarlık cami diktiler.

Tayland'ta Etiyopya'da türbe yaptılar.

Şu anda Sudan'da Sevakin adası'nı komple inşa ediyorlar, mühendisler, mimarlar, haritacılar, şehir planlamacıları gönderdiler, 100 milyon dolar döküyorlar.

(Bu arada… Kendileri bi lokma bi hırka yaşıyorlar.
“İtibardan tasarruf olmaz” dediler, Buckhingham Sarayı'nın dört misli büyüklüğünde 1.150 küsur odalı saray yaptılar.

Beş tane makam uçağı aldılar, en son alınan uçaktan Trump'ta bile yok.

Vahdettin Köşkü'nü, Dolmabahçe Sarayı'nı, Beylerbeyi Sarayı'nı, Huber Köşkü'nü, Yıldız Sarayı Mabeyn Köşkü'nü, Beykoz Kasrı'nı, Savarona'yı Abdülaziz'in altın varaklı padişah koltuğunu kullanıyorlar, Marmaris'e ve Ahlat'a saray yaptırıyorlar.

Chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothie içip, starex meyvesi eşliğinde
aloevera'yla zencefilli somon suşi yiyorlar.)

Asrın liderimiz geçen seneki Kurban Bayramı'nda bağışını diyanet'e yaptı, asrın liderimizin bağışladığı kurban Afrika'da Togo'da kesildi.

Daha önceki kurban bayramlarında Kızılay'a bağış yapmıştı, kurbanları Moritanya, Çad, Etiyopya'da kesilmişti.

Kuzey Irak'a 30 bin maske hibe ettiler.

İran'a bin test kiti, 4 bin tulum, 20 bin önlük, 2 bin gözlük, 4 bin N95 maske, 78 bin maske hibe ettiler.

Bizzat sağlık bakanımız gururla anlattı, ABD'ye 500 bin test kiti verdiler.

“Biz bize yeteriz” dedikleri, işte bu.

E haliyle “size” yetebilmeleri mümkün değil tabii.

Kefen parasını yedikleri milleti, ceset torbasıyla gömüp, üste para istemeleri sürpriz değil yani!

10 gün önce, henüz iş işten geçmeden önce, başıma gelecekleri göze alarak, açıkça uyardım…

“Üzülerek söylemem gerekiyor ki, koronavirüs vakalarında İstanbul'dan sonra en büyük darbeyi İzmir yedi, virüs bulaşmış insanlarımızın sayıları ve hayatını kaybeden insanlarımızın listesi elimde var, İzmir büyükşehir belediye başkanı başta olmak üzere, topluma açıklamak zorundalar, insanların alarm durumuna geçmeleri için bu gerçeğin açıklanması şart” dedim.

Bir an önce “vaka haritası” çıkarılması için çırpındım.
“Bulaşan kişileri açıklamazsak, hayatını kaybeden kişileri açıklamazsak, bu insanlarımızla temas halinde bulunan, bulaşma riski bulunan mahalleleri, semtleri tespit edemeyiz” diye haykırdım.

Yandaş medya, derhal koro halinde saldırıya geçti.
Yalan söylediğimi yazdılar, provokasyon yaptığımı söylediler.

İçişleri bakanımız televizyona çıktı, “hem yanlış bilgi veriyor, hem yalan söylüyor, ahlaksızlığın önde gidenidir” dedi.

Akp İzmir milletvekili Atilla Kaya, kendimle alay etmek için “yozdil”i yıllardır mail adresi olarak kullandığım halde, üstün bir zeka göstererek “özdil-yozdil” dedi!

İzmirlilere çağrıda bulundu, “sevgili hemşehrilerim, korku ve panik üzerinden ticaret yapmaya çalışan bu simsarlara fırsat vermeyelim” dedi.

Akp genel başkan yardımcısı ve İzmir milletvekili Hamza Dağ, aynı üstün zekayı göstererek “özdil-yozdil” dedi. 
“Ajan” olduğumu söyledi.

“Kıymetli İzmirliler, yozdil'in provokatif söylemlerini ciddiye almayalım, bu tarz etki ajanları her türlü provokasyonu yapabiliyor, İzmir'de koronavirüs testi pozitif çıkan hasta sayısı, Türkiye ortalaması seviyesindedir, sizleri temin ederim, yozdil'in bu söyledikleri asılsız ve gerçek dışıdır” dedi.

Yine üzülerek söylüyorum ki, İzmir büyükşehir belediye başkanı başta olmak üzere, İzmir'i yönetenler, bu saldırıya sessiz kaldı.

Benim elimdeki rakamlar eminim onlarda da vardı, buna rağmen, sanki yalan söylemişim gibi, 10 gündür susarak, yandaş medya cehennemine odun taşıdılar.

(10 gün önceki vefat sayısını yazmayayım… Bu 10 gün içinde, İzmir'de hayatını kaybedenlerin sayısı üçe katlandı.)

Ve dün…

Türk Tabipler Birliği, Türkiye'nin durumunu rakam rakam açıkladı.
İstanbul'dan sonra en büyük darbeyi yiyen şehir, İzmir.
İzmir maalesef, virüs bulaşan hekim, hemşire ve sağlıkçı sayısında da İstanbul'un ardından ikinci sırada yeralıyor.

(Başta İzmir Tabip Odası olmak üzere, hem halkın sağlığına, hem de halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet eden Türk Tabipler Birliği'ne yurttaş olarak teşekkür ederim.)

Her insanın koronavirüs testi pozitif çıkabilir.
Ayıp değil, suç değil, günah değil, herkesin başına gelebilir.

Ama insanın ahlaken negatif çıkması, çok fena.