Van’ın İran sınırında mültecilerin donarak ölme vakalarına salgın tehlikesi eklendi. Avrupa kapısı olan Pazarkule’de ise karantinaya alınması gereken göçmenlerden sağlıklı haber alınamıyor.

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını karşısında mültecilerin akıbeti merak konusu. Türkiye’nin doğu ve batı sınırı bu bakımdan çok önemli ama bir o kadar gözlerden uzak. Van’ın İran sınırında mültecilerin donarak ölme vakalarına salgın tehlikesi eklendi. Avrupa kapısı olan Pazarkule’de ise karantinaya alınması gereken göçmenlerden sağlıklı haber alınamıyor.  

Evrensel'den Ercüment Akdeniz'in haberine göre; doğu sınırındaki gelişmeleri yakından gözleyen Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu Başkanı Av. Mahmut Kaçan, “Kaçak yoldan göçmen geçişleri daha çok Başkale’de. Sınır köyleri akraba. Köylüler ihtiyaçlarını İran’dan karşılıyor. Koronavirüs salgını açısından geçişken bir tablo ile karşı karşıyayız” diye konuştu. Kapıköy sınır kapısının kapalı olduğunu söyleyen Kaçan, “Sokakta, otogarda eskisi kadar mülteci görünmüyor. Ama havalar ısınınca göç yoğunluk kazanacak. Dolayısıyla salgın tehlikesi daha da büyüyebilir” dedi.

ÇOĞU VAKADA KORONAVİRÜS KAYDI BİLE OLMAYACAK

İran üzerinden gelen göçmenlerin 2019 yılında yaşanan sosyal hareketlerden sonra artış gösterdiğini vurgulayan Kaçan devamında şunları aktardı:

“Yaygın protesto gösterilerden sonra iltica eğilimi arttı. Bahailer gibi inanç problemi yaşayanlar, din değiştirenler, gösterilere katılanlar, İran Kürtleri, kadın aktivistler politik mülteci durumuna düştü. Ekonomik göç için gelenler de oldu. Dünya koronavirüs tehdidi altında, mülteciler de öyle. Ama onlar için ayrıntılı tedbirler alınmış değil. 65 yaş üstü mülteciler tamamen korunmasız. Böyle giderse koronavirüsten ölenlerin kaydı bile olmayacak.”

SALGIN VAR, GERİ GÖNDERME OLMAZ

Alıkonan mültecilerin Van’da Geri Gönderme Merkezi (GGM) yerine Göçmen Kaçakçılık Merkezine teslim edildiklerini aktaran Kaçan, “Burada sağlık ekipleri var. Sınırdan getirilenlere 14 gün kuralı uygulanıyor. Ama bu mekanlar mültecilere uygun yerler değil.  Zaten normalde bu bina Avrupa fonu ile yapıldı ve geri gönderme değil kabul merkezi olarak projede yer aldı. Ama zamanla işlevi değişti” diye konuştu.

Kaçan devamında şu bilgileri aktardı:

“Buralar hem kalabalık hem de sağlık açısından uygun yerler değil. Düzensiz ya da düzenli göçmenler hemen kabul merkezine alınmalılar. Sınır dışı edilme psikolojisine bir de ‘korona psikolojisi’ eklendi. Temel haklarını, okuma yazma bilmeyen insanlar çoğu. Pandemi nedeniyle onların İran’a gönderilmesi zaten 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununa aykırı. 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin de ihlali bu. Kişi dönmek istese de salgın riski varsa gönderilemez.” 

KAR ALTINDAN ÇIKARILAN İKİ MÜLTECİ KOBANÊLİ

Bu arada Van’ın Çaldıran ilçesi, İran sınırında kar altından çıkarılan 7 mülteciden ikisinin kimlik tespiti yapıldı. Aileler tarafından teşhis edilen her iki cenazenin de Suriye’nin Kobanê kentinden olduğunu belirten Av. Mahmut Kaçan, “Biri 1986 Kobanê doğumlu Abdo Ahmad Abdurrahman. Diğeri de 1988 doğumlu Eli Hindrin İbish. Tipi sırasında aynı grupta kaybolduğu ifade edilen Kobanêli Azad Fethi Hamza’nın (26) babası da gelmişti teşhise. Fakat Azad’ın cenazesi bulunamadı” dedi.

PAZARKULE’DE BELİRSİZLİK SÜRÜYOR

28 Şubat’tan bugüne Edirne Pazarkule Sınır Kapısında bekleyen mülteciler koronavirüs salgını nedeniyle unutuldu. Fakat salgının da en hızla yayılacağı topluluk durumundalar. Pazarkule’yi izinle ve ayni yardım getiren vatandaşlara mihmandarlık yapmak üzere gezen Akademisyen Melek Busem Eken gözlemlerini gazetemize aktardı. Kendisini arayan İranlı bir göçmenin toplanma alanında hâlâ binlerce insan olduğunu söylediğini belirten Eken, “Biz koronavirüs nedeniyle sıcak evlerimizde korkarak yaşarken onlar ne yapıyor, bunu düşünmeliyiz” diye konuştu.

Eken devamında şu gözlemlerini paylaştı:

“Orada insanlar kendi imkanlarıyla kurdukları çadırlarda kalıyor. Ama orası kamp alanı yapısına uygun değildi. STK’ler, gönüllüler çalışsa da yeterli olmuyor. Parmak izi sistemleri yapılıyordu. Tulum ve battaniyelerle bekliyorlardı. Şimdi Karaağaç’a alışverişe gitmelerine de izin verilmiyor. Yemek sırası hâlâ çok kalabalık. Paraları yok. Bize anlatılan mültecileri ücretsiz olarak sadece İstanbul’a kadar bırakıyorlarmış. Sonrasında ne yapacakları belirsiz.”  Edirne’de konuştuğumuz hukukçular ise mültecilerin bulunduğu alandan sağlıklı bilgi alamadıklarını, bilginin şeffaf paylaşılması gerektiğini söyledi.