Tarikatlar ekonomik eşitliği, sosyal dokuyu ve bilimsel eğitimi tehdit eder bir güç haline geldi. Bu yüzden tarikatlar bir milli güvenlik meselesidir ve derhal bu konuda tedbir alınmalıdır. Aksi takdirde çok geç olacak

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının 99’uncu yılı geçen günlerde geride kaldı. Bu kararla birlikte genç Cumhuriyet tarikatlara son verdi. Fakat kararın ardından tarikatlar o kadar çok güçlendi ki içlerinden birisi ülkede darbe yapmayı bile denedi. Bu yapıların en çok yöneldiği alan ise eğitim oldu. Birgün gazetesinden Meral Danyıldız tarikatların eğitimdeki örgütlenmelerine yönelik en kapsamlı çalışmalardan birini hazırlayan Prof. Dr. Esergül Balcı ile konuştuk.

► Tarikatlar nasıl bu kadar güçlendi? Bu süreç nasıl başladı, nasıl gelişti?
Cumhuriyet devrinde tarikatların güçlenmesi dört ana bölümde gerçekleşti; Birinci dönem; Türkiye’nin NATO’ya girişinden hemen sonra oldu. Buna çok partili hayata geçişle diyebiliriz. Siyasi partiler iktidara gelmek ya da iktidarda kalmak için tavizler verdiler.

İkinci dönem; 12 Mart sonrası dönem. Siyasi partilerin verdiği tavizlerin kurumsal yapıya büründüğü, belli tarikatların belli partileri desteklediği; hatta milletvekili kontenjanlarının verildiği bir dönemdi.

Üçüncü dönem; 12 Eylül sonrasında ‘Siyasal İslam’ın ‘Ilımlı İslam’ adı altında bizzat devlet tarafından desteklendiği dönemdi. 1979’da Ruslar Afganistan’ı işgal edince ABD bu modeli Türkiye üzerinden Sovyetlere karşı kullanmaya başladı. 12 Eylül’ü yapan zihniyet, ekonomideki neoliberal politikalarla birlikte ‘Türk-İslam Sentezi’ adı altında bunu yarı resmi politika haline getirdi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ayetli ve hadisli bildirileri laik diye eleştirilen Türk Ordusu dağıttı.

Dördüncü dönemi ise AKP ile birlikte tarikatların iktidarı paylaştığı dönem olarak hala yaşıyoruz. AKP, 11 Eylül sonrası dünya düzeninde İslam’ı kullanan emperyalizmin bir izdüşümü olarak iktidara getirildi. Aslında AKP bir tarikatlar koalisyonuydu. Belli alanları belli tarikatlar aralarında paylaştılar. Bakanlıkların bölüşümünde, üst düzey bürokrasinin paylaşımında, adliyedeki atamalarda, Milli Eğitim’de ve askeriyede belli tarikatların etkinliğini görüyoruz, duyuyoruz ve artık aralarındaki kavgalardan öğreniyoruz.

► Şu an ne durumdalar?
Az önce bahsettiğim gibi, halen iktidar partisinin bakanları, bakanlıklardaki üst düzey bürokrasi, atamalar ve rant paylaşımında tarikatların ciddi bir ağırlığı var. Adliyede, mülkiyede, askeriyede ve yurtlarda bunları açık ve net biçimde görebiliriz. 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün tasfiyesiyle açılan alan, tarikatlar arasında ciddi bir güç mücadelesi başlattı. Yakın gelecekte bu mücadelenin farklı boyutları ortaya çıkabilir.

► FETÖ, eğitimde ciddi bir yapılanmaya sahipti. Şu anda günümüzde bu ve buna benzer tehlikeler söz konusu mu?
Her zaman şunu söylüyorum. Ben bir tarikat uzmanı değilim. Eğitim politikaları alanında neredeyse 40 yıldır çalışıyorum. Ancak bu alanda yaptığım tüm çalışmalarda tarikatlarla karşılaştım. 15 Temmuz’dan önce de durum aynıydı, bugün de durum aynı. Veriler ortada. Tarikatlar, eğitimin bir rant haline dönüştüğü, 12 Eylül sonrası dönemde katlanarak büyüdüler. Yoksul halk kesimlerinin çocukları üzerinden hem büyük kazançlar elde ettiler, hem de insan devşirdiler. Her biri birer holding haline geldiler.

Tarikatlar; okullar, yurtlar ve dershanelerle hem rant elde etti hem çocuklarımızın beynini yıkadı ve bunu yapmaya devam ediyorlar. Soruları çaldılar, dershaneleri ve yurtları aracılığıyla kendi adamlarını devlete, üniversitelere, harp okullarına yerleştirdiler.

► Eğitimin gidişatını bu tip yapılanmalar nasıl etkiledi?
15 Temmuz’dan sonra tarikatların eğitimde ve devlet kurumlarında etkinliği arttı. Okul, yurt ve tarikatlardaki çocuk sayısı arttı. ‘Şu bakanlıkta şu tarikat, bu bakanlıkta bu tarikat hakim’ sözlerini artık herkes konuşuyor. Bir tarikat şeyhi hastane denetliyor. Görüntülerini hepimiz izledik. Doktorlar karşısında el pençe divan duruyor. Böyle bilim, böyle hekimlik, böyle sağlık, böyle hastane olur mu?

Öte yandan Yükseköğretim Kurumları Sınavı YKS’nin Temel Yeterlilik Testi’nde 14 bin 971 üniversite adayı sıfır çekti. PİSA sıralamasında sonlardayız. Tarikatlarla geldiğimiz nokta bu.

Ayrıca iletişimin gelişmesiyle biz tarikat yurtlarında ve okullarında yaşanan tecavüzleri ve istismarları öğrenebildik. İslami burjuvazinin ele geçirdiği rantla beslenen bir tür Vatikan benzeri ‘Sapkın Kardinaller’ ortaya çıktı. Özel uçakla Umre’ye giden, Rus kızlarla özel eğlenceler düzenleyen, televizyonlarında müritlerini dansöz gibi oynatanları gördük. Sonuçta tarikatlar ekonomik eşitliği, sosyal dokuyu ve bilimsel eğitimi tehdit eder bir güç haline geldi. Bu yüzden tarikatlar bir milli güvenlik meselesidir ve derhal bu konuda tedbir alınmalıdır. Aksi takdirde çok geç olacak.