Demet Akalın'ın 2 saatte İzmir'e gittiğini öne sürdüğü video tartışmalara yol açtı. Mahmut Tanal'ın gündeme getirdiği ihlal cezaya dönecek mi?

Can Ataklı bugünkü yazısında dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı. 

Demet kızımızın aracı kaç kilometre ile gidiyordu?

Önce Mahmut Tanal'ın söylediğine espri dedim.
Tanal Erdoğan'a yalakalık olsun diye İzmir Otoyolu'ndan görüntü paylaşan Demet Akalın'ın yasal hız sınırının çok üzerine çıktığını bu nedenle cezalandırılması gerektiğini ileri sürmüştü.

Tanal Erdoğan'ın Akalın'a arayarak teşekkür etmesini “Suçu ve suçlu övmek” olarak nitelendirmişti.

İlk başta gerçekten espri gibi gözüküyor.
Ben de bu konudaki yazımda “Demet Akalın 2 saatte İzmir'e gittiğini söylemiyor ki, dünya kadar yol gittiğini söylüyor. Erdoğan'a yaranıyor ama o kadar” demiştim.
Ancak bu sosyal medya müthiş bir şey.

Bir okurum Demet Akalın'ın paylaştığı videoya otopsi yapmış.
Okurumun hesabı şöyle; Yol çizgileri ara boşluklarıyla beraber 15 metre. Demet Akalın'ın çektiği videoda 10 saniyede 45 çizgi geçiliyor. Yani 10 saniyede 675 metre yol alıyor. Dakikada 4 bin 50 metre eder. Bir saatte ise katedilen yol 243 kilometre olur. Yeni çıkan kanuna göre 180 kilometre hızı aşanların ödeyeceği ceza 1002 lira. Bu aracı ille de polisin durdurmasına gerek yok, çünkü zaten kullanıcı suç kanıtını bizzat ortaya koymuş.
Kısacası Demet Akalın ağır bir trafik suçu işlemiştir.

Erdoğan da Cumhurbaşkanı sıfatıyla bu suçu ve işleyeni övmüştür.
Durum budur.

Haydi gelin dokunun bakalım, var mı bu cesaretteki bir trafik polisi?

YENİ ÖĞRENDİM

İzmir Otoyolu müteahhitlere daha hızlı para ödenmesi için alelacele açıldı

Sarayın övünç kaynaklarından İzmir Otoyolu'nun bir bölümünü kullanmıştım biliyorsunuz.
İlk bakışta elbette çok güzel, ama İstanbul- Ankara, Çeşme- Aydın veya Pozantı- Adana- Gaziantep otoyolundan bir farkı yok. Sadece İzmir pahalılıkta hepsinden on kat fazla.
Tabii ben otoyolun sadece yol kısmının kısa bir bölümünü kullandım.
Mühendis bir dostum paraya kıymış; başından sonuna kadar kullanmış bu yolu. İzlenimlerini anlattı bana.

BİRİNCİSİ; Yol kaplama açısından iyi denecek düzeyde. Ancak yolun yeni olduğu dikkate alındığında zemindeki yer yer ondülasyonun (dalgalanma) çok iyi bir şey olmadığı söylenebilir.

İKİNCİSİ; Yol kenarlarındaki çelik bariyerlerin tamamlanmamış olmasına karşın yolun açılmış olmasını doğru karşılamak mümkün değil.

ÜÇÜNCÜSÜ; Servis istasyonlarının büyük bir kısmı inşa bile edilmemiş. Bursa şehir içine denk gelen servis istasyonundan İzmir' e kadar sadece Balıkesir Kuzey ve Akhisar'daki servis istasyonunun sadece benzinlik kısmı açık. Pompalar çalışıyor. Bu hem yolcuların konforu hem de güvenliği açısından çok sakıncalı. Bu kadar uzun ara servis istasyonu olmaz, açılamamışsa yol da açılmaz.

DÖRDÜNCÜSÜ; Bu otoyol üstünde iki yerden bahsetmek gerek. Bunlardan biri Bursa çevre yolu ve diğeri İzmir Çevre yolu. Bu bölümler aslında otoyola dahil olmasına karşın o bölgede yaşayanlar için bedava. Otoyolu kullananlar tüm otoyolun paralı olduğunu yani bu nedenle de tenha olacağını düşünerek giriyor. Ama bu bölgeler parasız olduğu için (özellikle Bursa kesimi) oldukça kalabalık yani yoğun.

BEŞİNCİSİ; Hız ve seyahat süresine gelelim. Otoyollarda hız sınırı binek araçlar için 120 km/saattir. Ceza sistemindeyse yüzde 10 kadar tolerans tanınmaktadır. Yani 132 km/saat hıza ceza uygulanmayıp 133 km/saat hıza ceza uygulanmaktadır. Yani 132 km/saat X 3.5 saat = 462 km olmaktadır ki bu yolun bundan daha fazla olduğunu siz de defalarca dile getirdiniz. Dolayısıyla İstanbul- İzmir yolunun 3.5 saat olduğu bir palavradır. Ayrıca bu dile getirenler 3.5 saatte nereden nereye gidilebileceğini de söylemeli.

Mühendis dostumun anlattıklarını dinledikten sonra kendime şu tahlili yaptım; “Bu otoyol acele ile açıldı, aslında biraz daha beklenerek tüm eksikler giderilebilirdi. Demek ki müteahhitlere hızla para ödenmesi gerekiyor. Erdoğan'ın söylediğine göre “devletin cebinden bir kuruş çıkmayan” bu otoyolun parasını biz cebimizden ödemek zorundayız.”