• BIST 105.964
  • Altın 162,960
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 1 °C

Genç ve usta gazeteciler Çanakkale'de buluştu

Genç ve usta gazeteciler Çanakkale'de buluştu
Çanakkale'de Röportaj Atölyesi düzenlendi.

Çanakkale, Antalya ve Diyarbakır'ı kapsayan Röportaj Atölyesinin yerel basın atölye çalışması Çanakkale'de gerçekleştiriliyor. Diyarbakır ve Antalya'dan gelen genç kuşak gazeteciler, Çanakkale basını ile buluşarak, usta gazetecilerden bilgiler alıyorlar. Basın mesleğine ve ilkelerine dair birçok konunun işleneceği Röportaj Atölyesinde deneyimli gazeteciler Celal Başlangıç ve Ragıp Duran ile akademisyenler Dr.Ceren Sözeri, Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu ve Avukat Fikret İlkiz 'atölye yürütücüsü' olarak görev yapıyorlar.

Çanakkale Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleştirilen açılış programı ile start alan Röportaj Atölyesi’nde, “Temel Gazetecilik İlkeleri”, “Haber Toplama ve Yazma Teknikleri”, “Röportajın Tanımı, Röportaj Teknikleri, Röportaj Ustaları”, “Edebi Gazetecilik”, “Nefret Söylemi”, “Haber ve Hukuk, Kaynakla İlişkiler, Basın Yasası” konuları işleniyor. Diyarbakır ve Antalya'dan Çanakkale'ye gelen gazetecilerin katılımı ile başlayan “Yerel basın atölye çalışması” programına Çanakkale Vali Vekili Cemal Yıldızer, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Umut Vakfı Başkanı Nazire Dedeman da katıldılar.

Ropörtaj atölyesi açılış konuşmaları başladı

Ropörtaj Atölyesinin açılış konuşmasını 'ev sahibi' olarak Çağdaş Gazeteciler Derneği Çanakkale Şubesi adına gazeteci Aynur Ganiler yaptı. “Basın, toplumsal sistemler içinde önemli yeri olan kurumlardan biridir. Bu boyutuyla toplumsal sistemlerin niteliğini belirleme açısından da önemli bir kriterdir” diyen Ganiler, “Demokrasilerin kalitesi ile basın kurumları arasında kopmaz bir ilişki vardır.

Bu ilişki karşılıklı bir ilişkiyi içerir. Toplumsal sistemin, basın üzerindeki etkileri olduğu kadar basınında toplumsal sistem üzerinde etkileri vardır, olmalıdır; basın böylesi bir performansı yaratarak demokrasinin kalitesine katkı sağlar. Toplumsal sistemler sınıfsal ilişkilerin belirlediği ekonomi politikalar üzerinden konumlandıkları boyuta göre basın kuruluşları ile bir ilişki içersine girerler. Kapitalist toplumlarda bu ilişki faaliyet alanlarına müdahale ederek basın kurumlarını kendi yedeğine alıp sistemin menfaatleri gereği gerçeklerin halka ulaştırılmasını engelleme adına biçimlendirilmeye çalışılır” ifadelerini kullandı.

“Bireysel silahsızlanmaya özen gösterilmeli”

Röportaj Atöylesi çalışmalarına katılan Umut Vakfı Başkanı Nazire Dedeman ise; "Türkiye'de yerel medya seminerlerini bugüne kadar 12 il de gerçekleştirdik. Bu toplantılarımıza ortalama 1200 gazeteci katıldı. Bu yıl ilk defa seminerimiz Röportaj Atölyesi çalışmasına dönüştürüldü. Çanakkale, Antalya, Diyarbakır olmak üzere üç kentteki genç gazeteci dostlarımızın her toplantıya katılımı sağlanarak Atölye Çalışması yapılması amaçlandı. Umut Vakfı Başkanı olarak ben sadece sizlerden haberlerinizi yaparken Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde de yer alan gazeteci her türden şiddeti farklı gösteren, özendiren, kışkırtan yayın yapamaz kuralına uymanızı, haberlerinizde bireysel silahsızlanmanın yaygınlaştırılması için özen gösterirken, silah ve şiddet konusunda özendirici yayın yapılmamasına dikkat etmenizi ve duyarlı olmanızı rica ediyorum. Unutmayın ki sizler toplumu yönlendirici bir konumda bulunuyorsunuz" diye konuştu.

"Bu kent özgürlüklerin kenti"

Çanakkale'de hakim olan barış ve özgürlüğe vurgu yapan Belediye Başkanı Ülgür Gökhan; "Bu kentte barış ve özgürlüğe vurgu yapıyoruz. Bu kent özgürlüklerin kenti. Hep bunu vurguluyoruz ve bilinçlere yerleştiriyoruz. Bir kentte özgürlük yoksa, o kentte gelişme, sosyal kalkınmayı beklemek son derece güç. Özgürlük kavramının sadece Çanakkale'de değil, tüm Türkiye'de gündeme taşınmasında yarar var. Özellikle kadının ve toplumun özgürleşmesi noktasında gazetecilere çok önemli görevler düştüğüne inanıyorum. Çünkü, gazeteciler çok büyük bir sorumluluk altında görev yapıyor. Gazetecilerin yazdığı haber, toplum tarafından okunuyor ya da izleniyor. Burada taraflı haber topluma yapılan en büyük saygısızlıkların başında gelir. Ve bu toplumun haber alma özgürlüğüne bir karşı duruştur. Doğru haber alma özgürlüğümüz vardır. Yani iktidara yaranacak bir yandaş medya topluma karşı yapılan hak ihlalidir. Bugünkü Türkiye'de hep basın mesnuplarına yapılan baskılar, basın mensuplarının cezaevlerinde olması yada işine gelmeyen basın mensubunun patronuna baskı yaparak işinden edilmesi gibi olayların yaşandığı bir ülkede taraflı bir haber verilmesi insanları ve toplumu olmadık yerlere götürür. Gazetecilerin hakları konusunda hassas olmalıyız" dedi.

"Korkarak gazetecilik olmaz"

"Genç gazeteci arkadaşlarımız, özellikle topluma yönelik bir işi yaparken cesaretli olmalısınız" diyen Başkan Gökhan; "Evet başımıza olmadık işler gelebiliyor ama bu konuda mücadele etmeden de olmuyor. Şehitler diyarı Çanakkale'de şehitlerimiz var. Onlarda korkabilirdi ve mücade etmeyebilirdi. Ama korkmadılar ve şehit oldular. Niçin? Bugünler için. Bu ülkede özgür yaşıyorsak, şehitlerimiz sayesinde yaşıyoruz. Dolayısıyla o süreci devam ettirebilmemiz için biz de her konuda cesur olmalıyız. Eğer cesaretiniz yoksa bu işi bırakınız ve yapmayınız. Korkarak gazetecilik olmaz. Öyle olmadığınızı da biliyorum. Basın mensuplarına yapılan her türlü baskıyı şiddetle kınadığımı bir kez daha ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.

"Kazdağları'nı üç kuruşluk altın için heba ettirmeyeceğiz"

Kazdağları'ndaki altın arama çalışmalarına karşı mücadele verdiklerini anımsatan Başkan Gökhan; "Vahşi kapitalizm denilen şeyin ne olduğunu Kazdağları'nı gezdiğinizde gözlerinizle göreceksiniz. O güzel doğa ve cennet güzeliğinde olan Kazdağları'nın üç kuruşluk altın için kazılarak siyanürlenmesi konusunu titizlikle incelerseniz sevinirim. Çünkü burada hareketle düşüncelerinizi gazetelerinizde görmek istiyorum. Tersini de yazabilirsiniz. Çünkü aksi görüşü de dinlemek isterim. Bugüne kadar duymadım ama olabilir. Kazdağları'nın korunması için mücadele ediyoruz. Bu mücadelemize katkı verirseniz memnun oluruz. Kazdağları'ndaki altın tecavüzcülüğüne karşı hepinize müteşekkil kalırız" ifadelerini kullandı.

“Basın demokrasinin vazgeçilmezidir”

Vali Yardımcısı Cemal Yıldızer de şu şekilde konuştu: "Demokratik rejimle basın kurumu arasında iki önemli ilişki söz konusudur. Herşeyden önce işlevsel bir ilişki vardır. Demokratik sistemin bir toplumda sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için demokrasinin üç ana ilkesinin en verimli şekilde işletilmesi gerekmektedir. Basının demokratik düzene her anlamda sahip çıkması herşeyden önce kendi yararınadır. Nasıl ki, demokrasinin işlemesi basın vazgeçilmez ise gerçek anlamda bir basının varlığı içinde demokrasi kuralı vazgeçilmezdir. Bütün demokratik ülkelerde basın demokrasi açısından önemli bir kuruluş olarak kabul edilir ve demokrasiye bağlı sahip çıkan bir şekilde faaliyette bulunacağı ifade edilir" şeklinde konuştu.

“Gazetecilerden önce meslekten ilk kovulan ropörtaj oldu”

Ropörtaj atölyesi Diyarbakır, Antalya ve Çanakkale'de görev yapan genç kuşak gazetecilerin, başta özlük hakları noktasında yaşadıkları sorunlar olmak üzere, mesleki bir takım sıkıntılarını paylaşmaları ile başladı. Maaş ve örgütsüzlüğün en temel sorunlar olarak ortaya çıktığı görüşlerde, meslekteki dezenformasyon da sorunlar arasında yer aldı. Programın ilk konuşmacısı gazeteci-yazar Celal Başlanıç, “Atölye programı, röportaj atölyesi çalışmaları” ile ilgili bilgiler verdi. Konuşmasının başında daha önce yapılan Röportaj Atölyesi çalışmaları sırasında çekilen kısa bir film gösterimi de yapan Başlangıç, “Bu ülkede birçok gazeteci işinden kovuldu. Ancak bunun da ötesinde bu meslekten ilk kovulan 'röportaj'dır. Eğer siz, '20 milyon kişi yoksulluk sınırında yaşıyor' derseniz, istatistiğe dayalı bir haber yapmış olursunuz. Bu haber de neredeyse tüm gazetelere girer. Ama yoksulluk sınırında yaşayan 20 milyon insandan birinin hayatına girerseniz; 'ne yiyor, ne içiyor, nasıl yaşıyor, çocuğunu nasıl okula gönderiyor, nasıl bir evde kalıyor, barınma ve beslenme hakkına nasıl sahip oluyor?' derseniz bu da, bu ülkede işin trajedisini ortaya çıkarır. Bu da var olan bu sistemde birilerini rahatsız eder. Bu yüzden bu ülkede ilk kovulan röportaj oldu. Aslında röportaj önemli bir yazı tekniğidir. Birçok yazı türüne etki eden bir tekniktir röportaj. Günümüzde, Türkiye'nin yaşadığı baskıcı ortamda 'alternatif medya' arayışı ciddi boyutlara geldi. Türkiye'nin her yerinde alternatif medya arayışı var” dedi.

“Dördüncü kuvvet gazetecilik”

Başlangıç'ın ardından gazeteci ve akademisyen Ragıp Duran, devlet yönetiminde ve toplumların idaresindeki yasama, yürütme ve yargının ardından bu organların denetlenmesi görevini dördüncü bir kuvvet olarak medyanın üstlendiğini ifade etti. “Uzunca bir süre batıda, demokrasinin gelişmiş olduğu ülkelerde basın bu işlevini yaptı” diyen Duran, “Gazetelerde hükümetin, devletin, meclisin, mahkemelerin aksıyan yanlarını eleştirdiler. Bir ülke düşünün, herşey tıkır tıkır işliyor, olağanüstü bir cumhurbaşkanımız var, olağanüstü bir başbakan, trenler, uçaklartam saatinde kalkıyor. Böyle bir ülkede gazeteciye ihtiyaç yoktur. 8.25 treni, 8.25'te kalkarsa haber olmaz. 8.25 treni 8'de veya 9.25'te kalkarsa haber olur. Biz Türkiye'de hergün 8.25 treninin haberini okuyoruz, ki o tren hiç kalkmadığı halde! Gazeteci olarak aksayan, iyi yürümeyen işlerin, iyi yürümesi için, halk adına, yurttaşlar adına iş yapan insanlarız. Ancak, dördüncü kuvvet Türkiye'de bu üç kuvveti denetlemek yerine, onların müştemilatı gibi davranıyor” ifadelerini kullandı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.