• BIST 106.926
  • Altın 151,266
  • Dolar 3,6716
  • Euro 4,3392
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 8 °C

'Erdoğan giderken binayı da götürdü'

'Erdoğan giderken binayı da götürdü'Haberin galerisi için tıklayın!Haberin videosu için tıklayın!
CHP lideri Kılıçdaroğlu'ndan Davutoğlu'na: "Başbakanlık binası olarak yapılan binayı hangi gerekçeyle Cumhurbaşkanına teslim ettiniz?"

ANKARA (ANKA)- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bütçe görüşmelerinde Başbakan'a seslenerek, "Üstünüzdeki siyasi vesayetten kurtulacaksınız Sayın Başbakan. Sizin boynunuza davulu astılar, tokmak yukarıdaki birisinin elinde olmaz, yukarısı açıklarsa tokmak orada davul burada olmuyor, ses çıkmıyor, farklı bir ses çıkıyor, o nedenle söyledim iki koltukta boş gibi görünüyor, biri birinizin işine karışıyorsunuz, affedersiniz siz karışmıyorsunuz, o sizin işinize karışıyor" dedi.

Kılıçdaroğlu, Genel Kurul'da 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının tümü üzerinde yapılan görüşmelerde konuştu.

CHP Genel Başkanı konuşmasında Başbakan Ahmet Davutoğlu'na sorular yöneltti.

-TABLOLARLA KÜRSÜYE GELDİ, DAVUTOĞLU KILIÇDAROĞLU KONUŞUREN ZAMAN ZAMAN NOT ALDI-

Kılıçdaroğlu tablolarla birlikte kürsüye geldi.

Bakanlar Kurulu sıralarında oturan Başbakan Davutoğlu'da, CHP Genel Başkanı'nı dinledi.

Kılıçdaroğlu konuşurken zaman zaman Başbakan'a sorular yöneltti ve eliyle hükümet sıralarını gösterdi. Davutoğlu'da CHP Genel Başkanı konuşurken notlar aldı.

AEAE

-"ÜSTÜNÜZDEKİ SİYASİ VESAYETTEN KURTULACAKSINIZ SAYIN BAŞBAKAN"-

CHP Genel Başkanı konuşmasında şöyle dedi:

"Sayın Başbakan'ın başbakan olduktan sonra söylediği güzel bir cümlesi vardı, beni muhatap alın diyordu. Doğru. Biz de altına imza atıyoruz. Sayın Başbakan'ı niye muhatap almayalım, ülkeyi o yönetiyor ama kaygılarımız var, üstünüzdeki siyasi vesayetten kurtulacaksınız Sayın Başbakan. Sizin boynunuza davulu astılar, tokmak yukarıdaki birisinin elinde olmaz, siz kendiniz Başbakan olarak yetkilerinizi sonuna kadar kullanacaksınız, biz eleştiririz eleştirmeyiz o ayrı bir şey ama Türkiye'de çift başlı yönetim olmaz, iki tipik örnek vereceğim. 26 Kasım 2014 Sayın Cumhurbaşkanı açıklama yapıyor, 'Bağ-Kur'lara kredi vereceğiz', merak ediyorum, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı var mı, var, kime bağlı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı, açıklamayı yapacaksa o yapsın, hadi o yapmadı, Başbakan olarak siz yapın, siz de yapmıyorsunuz, hiç bu konularda yetkisi olmayan birisi yapıyor, o zaman bizim kafamızda kocaman bir soru işareti, bu ülkeyi kim yönetiyor?

-"YUKARISI AÇIKLARSA TOKMAK ORADA DAVUL BURADA OLMUYOR, SES ÇIKMIYOR"-

Çiftçiye kredi açılacaksa, esnafa kredi açılacaksa bunu açıklayacak olan Sayın Başbakan'dır. Yukarısı açıklarsa tokmak orada davul burada olmuyor, ses çıkmıyor, farklı bir ses çıkıyor, o nedenle söyledim iki koltukta boş gibi görünüyor, biri birinizin işine karışıyorsunuz, affedersiniz siz karışmıyorsunuz, o sizin işinize karışıyor, olmaz, olmaz böyle bir şey.

İkinci konu, Sayın Putin geldi, Sayın Erdoğan ile toplantı yaptı, doğalgaz dolayısıyla yüzde 6'lık indirimi görüştüler, bu konuda Enerji Bakanının bir açıklaması var, yüzde 6 yetmez diye, pazarlığı kim yapıyor, siz hükümet değil misiniz, neden müdahale etmiyorsunuz? Bu eleştirilerimi sakın ola ki size yönelik sizi karalamak için yapılan bir eleştiri olarak algılamayın Sayın Başbakan, bu eleştirinin temel mantığı bulunduğunuz koltuğa sahip çıkın, ben onun için eleştiriyorum sizi.

Birisinin sizin alanınıza müdahale etmesine izin vermeyin. Verirsiniz sizin başbakanlığınız sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada tartışma konusu olur."

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın kaçak olduğunu ve ciddi yolsuzluklar olduğunu iddia ederek, Başbakan'a, "Siz bir soruşturmayı başlatacak mısınız, başlatmayacak mısınız? Biz yıkmaktan yana değiliz, onu da söyleyeyim başta ama 'Güçleri yetiyorsa yıksınlar' ne demek biliyor musunuz? Sayın Davutoğlu, size açıkça meydan okuyor" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı, Meclis Genel Kurulu'nda 2015 yılı bütçesi üzerinde konuştu.

-"NİHAT ZEYBEKCİ, ONUN BİRDEN FAZLA DAİRESİ VAR"-

Genel Kurul'da bütçe üzerinde konuşan CHP Genel Başkanı özetle şunları söyledi:

"Sayın Başbakan arada birçok güzel laflar da ediyor. 27 Ağustos 2014'te bir açıklaması var. Siyaseti erdem ve ahlak meselesidir, bunun altına da hiç kuşkusuz hepimiz imza atarız. Ve Sayın Davutoğlu şöyle söylüyor, kadim şehirlerimizde -ki bunun başında İstanbul geliyor- dikey değil yatay mimariyi geçerli kılacağız diyor. Çok güzel Sayın Başbakan. Ben şimdi size, Başbakansınız, başbakanlığınızı kanıtlayacaksınız, açık, net bir örnek vereceğim. İstanbul Zeytinburnu'nda 16, 9 kuleleri Sultanahmet Camiine bir hançer gibi saplanmış. Mahkeme kararı çıktı, tıraşlanması lazım. Bu dairelerin fiyatı 1 milyon ile 4 milyon arasında değişiyor, kimler aldı buradan daire, eski bağcılar belediye başkanı, eski büyükşehir belediyesi İstanbul büyükşehir belediyesi genel sekreteri, genel sekreter yardımcısı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi imar Komisyonu Başkanı, Zeytinburnu Belediyesi İmar Komisyonu Başkanı ve sizinle beraber görev yapan Sayın Nihat Zeybekci, onun birden fazla dairesi var. İşin garip tarafı şu, bu kadar büyük bir bedeli hiçbir yerden kredi çekmeden şak diye ödemişler.

-"DİYECEĞİM Kİ İŞTE GERÇEK BAŞBAKAN, TIRAŞLAMAZSANIZ KUSURA BAKMAYIN BAŞBAKANLIĞINIZ TARTIŞMA KONUSU"-

Benim sormak istediğim şu; siz hukuku egemen kılacak mısınız, mahkeme kararlarını uygulayacak mısınız, anayasanın 138. Maddesini gündemde tutacak mısınız, ona uyacak mısınız, onu tıraşlarsanız, diyeceğim ki işte gerçek başbakan, tıraşlamazsanız kusura bakmayın başbakanlığınız tartışma konusu...

-"SAYIN BAŞBAKAN SİZ NİYE BU KAÇAK SARAY KONUSUNDA HİÇ KONUŞMUYORSUNUZ?"-

Bir başka önemli konu, Sayın Başbakan belki de, 'ey Kılıçdaroğlu, Yalova'da ağaçlar kesiliyor, neden konuşmuyorsunuz' diye çağrı yaptı. Doğru, halbuki bir gün beklese konuşacağım. Konuştuk, doğru bulmadığımızı söylemedik. Ama Sayın Başbakan'a bir sorum var, bana sordun ben cevabını verdim, sayın başbakan siz niye bu kaçak saray konusunda hiç konuşmuyorsunuz? Niye konuşmuyorsunuz, Sayın Arınç konuştu, israftır dedi, siz niye konuşmuyorsunuz, en çok sizin konuşmanız lazım, neden biliyor musunuz, nedeni şu; Şubat 2012 üç kurum bir araya geliyorlar, Başbakanlık, Orman Genel Müdürlüğü, TOKİ bir protokol hazırlıyorlar, Başbakanlık binası yapılmak üzere protokol imzalanıyor ve uygulamaya geçiriliyor.

-"HANGİ GEREKÇEYLE SİZ CUMHURBAŞKANLIĞINA TAHSİS ETTİNİZ?"-

Şimdi 8. sorum Sayın Başbakan'a, Sayın Başbakan, Başbakanlık binası olarak yapılan binayı ve protokolü hangi gerekçeyle siz Cumhurbaşkanlığına tahsis ettiniz? Hangi gerekçeyle, Başbakanlık için yapıldı, giderken binayı da götürüyor, siz demeyecek misiniz, bu bina başbakanlık için yapıldı? Protokol var ortada? Nasıl olur da siz gidersiniz?

Sayın Başbakan'a 9. soru...Bu binayla ilgili bu kaçak sarayla ilgili bazı rakamlar vereceğim, bu rakamlar bana ait değil, devletin bir denetim kurumuna ait, Sayıştay'a ait.

-"KAÇAK SARAYDA CİDDİ YOLSUZLUKLAR VAR"-

Kaçak sarayda ciddi yolsuzluklar var. Örnek; makine ile her derinlikte yumuşak ve sert toprak kazılması Çevre ve Şehircilik Bakanlığının belirlediği fiyat, metreküpüne 3 lira 10 kuruş, müteahhide verilen fiyat 37 lira 19 kuruş. Fark yüzde1120.

-"SİZ BİR SORUŞTURMAYI BAŞLATACAK MISINIZ, BAŞLATMAYACAK MISINIZ?"-

Makine ile her derinlikte yumuşak ve sert küskülük kazılması. Fark yüzde 980. El ile kum ve çakıl serilmesi. Fark yüzde 1915. Bir liste var, Sayın Başbakan, arzu ederseniz ben bu listeyi size veririm; arzu ederseniz, Başbakansınız, Sayın Cemil Çiçek Sayıştay'dan bu raporu getirir, önünüze koyar. Soru şu: Bu kadar büyük fiyat farklarının olduğu bir yerde siz bir soruşturmayı başlatacak mısınız, başlatmayacak mısınız?

Siz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyacak mısınız, üstüne şal mı örteceksiniz? Bunu öğrenmek istiyorum.

Tabii, Sayın Başbakan arada bir celalleniyor tabii, haklı. Şunu söylüyor: 'Milletin hakkına uzanacak eli kardeşimiz olsa koparırız' diyor. Eyvallah, hiç itirazımız yok. 'AK PARTİ kadroları şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele konusunda töhmet altında bırakılamaz' Eyvallah, o zaman gereğini yap. Konuşmak değil, herkes konuşur.

-"BAŞBAKANLIK MAKAMLARI KONUŞMA MAKAMI DEĞİL"-

Başbakanlık makamları konuşma makamı değil, gereğini yapma makamlarıdır. Gereğini yaparsanız size saygı duyarız. Size haksız bir eleştiri getirmek doğru değil ama gereğini yapmazsanız eleştirmek zorundayız.

-MUAVİYE BENZETMESİ-

O sarayla ilgili Ebu Zer örneğini vermiştim. Sahabedir, makamı Adıyaman'dadır. Muaviye Şam'da kendisine görkemli bir yeşil saray yapıyordu, bunun gibi. Ebu Zer gitti ve Muaviye'ye aynen şunları söyledi: 'Ey Muaviye, bu sarayı halkın parasıyla yaptırdıysan hırsızlıktır, haksızlıktır; eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır, haramdır.' Sizden sadece ve sadece Ebu Zer'in düşüncelerine tercüman olmanızı istiyorum. Bakın, Ebu Zer'in düşüncelerine tercüman olmanızı istiyorum.

Şimdi, bakın, bu sarayın kaçak olduğunu söyledik, hukuksuz olduğunu da söyledik. Bu kürsüde bu Meclise Adalet Bakanı en sonunda 'Evet, yargı kararı var' dedi. O da dedi ki: 'Burada bir hukuksuzluk var' Ne dedi Sayın Cumhurbaşkanı: 'Güçleri yetiyorsa yıksınlar.'

-"BİZ YIKMAKTAN YANA DEĞİLİZ"-

Biz yıkmaktan yana değiliz, onu da söyleyeyim başta ama 'Güçleri yetiyorsa yıksınlar' ne demek biliyor musunuz? Sayın Davutoğlu, size açıkça meydan okuyor. Çünkü onu yıkacak olan sizsiniz, ben değilim. Yargı kararını uygulayacak olan sizsiniz. 'Güçleri yetiyorsa yıksınlar' diyor. E, sizin gücünüz yeter mi? Ben şahsen yetmeyeceği kanısındayım, kimse kusura bakmasın. Bu konuda samimi düşüncemi söyleyeyim: Güçleri yetmez.

Ve işin bir başka garip tarafı, sarayın fiyatını soruyorlar; ya, maliyeti kaç? Maliyeti kaç lira bunun? Maliye Bakanı Plan Bütçe Komisyonunda bir açıklama yaptı, 1 milyar 370 milyon lira diye bir rakam yanlış hatırlamıyorsam, yani eski fiyatla 1 katrilyon 370 trilyon liraya yapıldı. Bilgi Edinme Yasası'na göre, Ankara Mimarlar Odası TOKİ'ye yazı yazıyor, diyor ki: 'Bunun gerçek fiyatları nedir, bize bildirin' Verdiği cevap ne biliyor musunuz değerli arkadaşlarım? 'Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi ve belgeler bu kanun kapsamına girmediği için size bildiremiyoruz fiyatı' Yahu, açıklanması hangi ekonomiye zarar verecek? Malı götürdüyseniz zaten yeteri kadar götürdünüz, fiyatları açıkladık. Nasıl oluyor da böyle bir şeyi siz açıklamıyorsunuz? Hangi gerekçeyle açıklamıyorsunuz?

-"METREKARESİ 8 BİN LİRAYA YAPILAN JAKUZİLER VAR"-

Neden açıklanmıyor biliyor musunuz, ben size söyleyeyim: Metrekaresi 8 bin liraya yapılan jakuziler var, biliyor musunuz? Metrekaresi 8 bin liraya yapılan buhar odaları var. Sizin vicdanınız buna elveriyor mu? Benim vicdanım elvermiyor, ben rahatsızım. Sizin vicdanınız elveriyorsa hiç itirazım yok. Ebu Zer örneğini özellikle verdim. O zaman, hepimizin oturup düşünmesi lazım. Kendi parasıyla yapsa vallahi ses çıkarmayacağım ama bu milletin fakir fukarasının parasıyla yapıldı o saray, kaçak saray; yazık, günah değil mi?

Efendim, o itibarmış. Büyük saraylar hiçbir topluma itibar kazandırmamıştır, örneği de yoktur dünyada, itibar kazandıran saray. Merkel nerede oturuyor, biliyor musunuz? Dairesinde oturuyor. Almanya'nın itibarı sıfır, böyle mi düşüneceğiz? Japonya'ya bakın veya Amerika'ya bakın, bizim kaçak saray onun yanında 3 misli, 4 misli daha büyük; gariban Amerikalı, itibarı sıfır! İtibar bilgiyle olur, itibar üretmekle olur; itibar sizin üniversitelerin yayınladığı bilgilerle, raporlarla olur; itibar ahlakla olur, erdemle olur; itibar adaletle olur. Eğer bunlar varsa itibarlısınız, bunlar yoksa itibar yoktur.

-"SAYIN BAŞBAKAN, KİMSENİN KOLUNU KOPARMAYIN"-

Ve bir başka kaçak iş: Sayın Başbakan diyor ya, 'Kolunu koparırım kim yolsuzluk yaparsa' Sayın Başbakan, kimsenin kolunu koparmayın, sadece devletin kurumlarını hareket geçirin o kadar, biz onu istiyoruz.

Size bir hikâye anlatacağım; 1,5 ton altın hikâyesi değerli arkadaşlar. 1 Ocak 2013, Gana'dan bir uçak kalkıyor, Atatürk Havalimanına iniyor. Gümrükçüler gidiyorlar, "Ne var içinde?" diyorlar, "Vallahi, içinde doğal taş var." diyorlar. "Ya, Türkiye'nin her tarafı taş, yani bizim ihtiyacımız yok. Kime getirdiniz bunu?" adres de veriyorlar, adresi okuyayım: Güzelyurt Mahallesi, Yıldırım Beyazıt Caddesi, Delta Apartmanı, A2 Blok, No:22, Beylikdüzü/İstanbul. "Buraya getirdik." diyorlar. "Açın ya, bu taşları bir görelim." diyorlar. Açıyorlar kapağı, içinden 1,5 ton doğal taş değil 1,5 ton altın çıkıyor; 1,5 ton altın.

Siz kaçak televizyon getirseniz televizyona el koyarlar, bisiklet getirseniz bisiklete el koyarlar, bilye getirseniz bilyeye el koyarlar. 1,5 ton altına hangi gerekçeyle el konmadı -bir diğer soru Sayın Başbakana- hangi gerekçeyle? El konulan mallar nerede satılıyor? Ulus'ta TASİŞ mağazasında satılıyor. Merak eden milletvekili arkadaşlarım gitsinler, görsünler orada. Elbise de var onların içinde, televizyon da var, sehpa da var, her şey var. Kaçak geliyorsa el konulur. 1,5 ton altın geliyor, kaçak geliyor, el konulmuyor.

Rıza Zarraf devreye giriyor, telefon ediyor, "Rüşvet ver kurtar. Gümrük dediğin nedir?" diyor. Karşıdaki kişi diyor ki: "Teoman'a neler yaptın, ne vaatler..." Adam "Ben memuriyetimi yakmam, almam rüşvet." diyor. Bunu sonra başka yere gönderdiler, rüşvet almayan adamı, ödüllendirerek başka yere gönderdiler.

-"SAYIN BAŞBAKAN: 292 KİLO ALTINI KİM YÜRÜTTÜ, KİM GÖTÜRDÜ?"-

Şimdi, ben şu soruyu da merak ediyorum Sayın Başbakan: Mala el koymadınız. Gümrük müfettişlerinin raporu var, onu da gördünüz. Görmediyseniz ben size o raporu da göndereyim. Uçağı gerisin geriye gönderdiniz, altınla geri gönderdiniz, el koymadınız. Birinci sorum: Neden el koymadınız kaçak mala? İkinci sorum şu, daha garip bir şey: Altınlar geri giderken bakıyorlar, 292 kilo altın yok. Bir diğer soru şu Sayın Başbakan: 292 kilo altını kim yürüttü, kim götürdü? Bugüne kadar... Bakın, Rıza Zarraf hiç şikâyet etmiyor, "Ya, altınlarım gitti." demiyor, mahkemeye de müracaat etmiyor ama hakkında bir yazı çıksa koşuyor mahkemeye, doğru tekzip gönderiyor. 292 kilo altının fiyatını söyleyeyim: 14 milyon 600 bin dolar. Hangi gerekçeyle bu altın geri gönderildi? Kim 292 kilo altını aldı? Şimdi, siz Başbakansınız, emrinizde devletin bir sürü kurumları var, harekete geçirin.

Sayın Başbakan dış politikanın mimarlarından birisidir. Bu Suriyeli küçük bir kız çocuğu, İstanbul'da soğukta, trafikte, kırmızı ışıkta arabalar duruyor ve gidiyor, egzoz dumanında ısınmaya çalışıyor. Türkiye'yi getirdikleri manzara bu. Sayın Başbakan 1.5 milyon Suriyeliyi Türkiye'ye getirdiniz.

-VATANDAŞLARA SESLENDİ-

Gidin, Mısır'da taksiye binin bakayım, Türk olduğunuzu söyleyin, bakayım ne söyleyecekler size?

Buradan bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Asla karamsar olmayın. Türkiye büyük ülkedir, Türkiye güçlü ülkedir, bütün sorunlarını aşar bu hükümete rağmen.

 Meclis Genel Kurulu'nda 2015 yılı bütçesi üzerinde konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu hükûmetin burada oturacak yeri bile yoktur, yatacak yeri bile yoktur bu hükûmetin" dedi.

Bütçe üzerinde konuşan CHP Genel Başkanı, "Bir bütçeyi görüşüyoruz, yeni bir bütçe. Sayın Maliye Bakanı az önce bir sunuş yaptı. Baktığınızda, bütçenin heyecanı yok, ufku yok, amacı yok, vizyonu yok; bir savunma içgüdüsü içinde bir bütçe sunuşu yapıldı" dedi.

AK Parti sıralarından Ahmet Yeni, "Hakarete de başladınız işte" diyerek yerinden bağırdı.

-TBMM BAŞKANI, AK PARTİLİ VEKİLİ İKAZ ETTİ-

Oturumu yöneten TBMM Başkanı Cemil Çiçek de, "Sayın Ahmet Yeni, soyadın Yeni ama kendin eskisin. Oradan söz atmanın ne sıkıntılar açtığını en iyi bilenlerdensin" diye uyardı.

CHP lideri ardından konuşmasına şöyle devam etti:

"Bütçe hakkının 3 temel ayağı var. Bir, bütçenin hazırlanmasında hukuka uyuyor muyuz? İki, bütçenin kullanılmasında hukuka uyuyor muyuz? Üç, Bütçenin nasıl hazırlandığını, harcamaların nasıl yapıldığını sağlıklı değerlendiriyor muyuz?

2006 yılından bu yana Orta Vadeli Plan, Orta Vadeli Mali Program zamanında ilan edildi mi? Edilmedi.

-"949 MİLYON LİRA PARLAMENTODAN GEÇİYOR, 36 MİLYAR LİRA KULLANIYORLAR"-

Bütçeye yüzde 2 ödenek koyuyoruz Maliye Bakanlığı için. Niye koyuyoruz? Olur ya deprem olur, sel olur, bir felaket olur, dolayısıyla Maliye Bakanlığı süratle müdahale etsin diye. Doğru mudur? Uygulama doğrudur. Olması gerekir mi? Elbette olması gerekir. Peki, ödenek kaç liraydı? 949 milyon liraydı, 949 milyon lira. Ne kadar kullandılar biliyor musunuz? 36 milyar lira. 949 milyon lira Parlamentodan geçiyor, 36 milyar lira kullanıyorlar, eski parayla 36 katrilyon lira.

Ben 900 milyon ödenek ayıracağım kullanabilirsin diye, 36 milyar lira harcayacak, buraya gelecek hesabını vermeyecek.

-"KAYIT DIŞI BÜTÇE VAR"-

Kayıt dışı bütçe var, bu 36 milyar bunlardan birisi. Döner sermayeler, döner sermayede para veriyor mu vatandaş? Veriyor. Harcanıyor mu? Harcanıyor. Kaç lira biliyor musunuz? 35 milyar lira. Bu bütçede var mı? Hayır, bu bütçede yok. Niye yok, hangi gerekçeyle yok, neden koymuyor?

-"SİZ BÜTÇEYİ BABANIZIN ÇİFTLİĞİ GİBİ KULLANAMAZSINIZ"-

Size yetki veriliyor bütçeyi kullanın diye. Siz bütçeyi babanızın çiftliği gibi kullanamazsınız. Hesap verilmiyor. Sonra da burada bütçeyi kabul edeceğiz. Özellikle de TOKİ, Toplu Konut İdaresi, hesabını bilen var mı? Niye gelmiyor buraya, neden çıkardılar bütçeden, hepimizin sorması gerekiyor.

Paranın nasıl harcandığını da bizim bilmemiz lazım. Yasalara uygun olarak para harcanıyor mu, harcanmıyor mu? Kim denetleyecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Sayıştay denetleyecek. Dilimizde tüy bitti raporlar gelsin diye, en nihayet 157 rapor geldi bu sene, 157 rapor geldi.

-MECLİS BAŞKANI'NA SESLENDİ-

Bu raporlar Sayıştay tarafından kuşa çevrilerek geliyor buraya. Sayın Cemil Çiçek'e sesleniyorum. Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına kamu harcamalarını denetleyen kurum özel bir çalışmayla denetçilerin raporlarını kuşa çeviriyor, buna engel olun, buna engel olun. Milletvekillerinin, denetim elemanlarının raporlarını görme hakkı vardır. Makaslanıyorsa, düzeltiliyorsa hangi gerekçeyle düzeltildi bizim bilmemiz gerekir. Hangi gerekçeyle düzeltiliyor, hangi gerekçeyle belli bölümler çıkarılıyor benim bilmem gerekir.

Eğer Sayıştay'ın üzerinde bir vesayet varsa, bir siyasi baskı varsa o kurum Türkiye Büyük Millet Meclisi adına sağlıklı denetim yapamaz ve bunun sorumlusu da Sayın Başkan, başta sizsiniz, Sayın Cemil Çiçek'tir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın bütçesi denetleniyor, millî parkların kiralanmasıyla ilgili büyük olaylar var, denetim raporu geliyor, denetim kurulundan da geçiyor -raporları denetleyen bir kurum var, oradan da geçiyor- Parlamentoya gelecek fakat bir karanlık el tekrar devreye giriyor; aynı kurul tekrar raporu yeniden incelemeye alıyor, rapor gerçek anlamda kuşa çevriliyor ve bizim önümüze geliyor.

-TBMM BAŞKANI'NA SORDU-

Bunun muhatabı Hükûmet değil, onu da söyleyeyim, Hükûmetin burada bir kabahati yok. Sayıştay'a sahip çıkmayan Parlamento, asıl sorun orada. Şimdi Sayın Cemil Çiçek'e soruyorum: Hangi gerekçeyle Orman ve Su İşleri Bakanlığının millî parklarla ilgili raporu ikinci kez Komisyona gelip makaslanıyor, bunun bilgisini istiyoruz biz, bu bilgi gelmelidir.

-KANUŞMASINDA BAŞBAKAN DAVUTOĞLU'NA DA SORULAR YÖNELTTİ-

Sayın Davutoğlu'na birinci sorum: Hangi bakanlıkların mali tabloları denetim elemanlarına ibraz edilmedi, hangi gerekçeyle ibraz edilmedi? Cevabını bekliyorum.

-PES YAA-

Hükûmet, bakın on iki yıl geçmiş yapısal reformlardan söz ediyorlar. Pes ya, on iki yıldır sanki başka bir Bakanlar Kurulu vardı, başka bir siyasi iktidar vardı, on iki yıldır hiç yönetmiyorlar; şimdi, yapısal reformlardan söz ediyorlar. Başka? Efendim katma değeri yüksek ürün üretmekten söz ediyorlar. On iki yıldır bu ülkeyi kim yönetiyordu? Hangi politikayla yönettiniz siz?

-RAKAMLAR VERDİ VE BAŞBAKAN'A SESLENDİ-

Bir büyüme masalıyla on iki yıl bu milleti uyuttular. Şimdi size rakamları vereceğim, rakamlar yanlışsa Sayın Başbakan gelsin desin ki: Ey Kılıçdaroğlu, senin verdiğin rakamlar yanlıştır. O zaman ben de gider ilgili kamu kuruluşuna sorarım, neden siz bunları yayınladınız diye.

1946-2002, kırk üç yılda ortalama büyüme yüzde 5,1.

2003-2014 ortalama büyüme yüzde 4,7; yüzde 4,7.

2008 yılını veriyorum: Kişi başına millî gelir 10 bin 444 dolar. 2014'ü veriyorum: 10 bin 537 dolar. Kaç lira artmış biliyor musunuz dört beş yılda? 93 dolar.

-"BÜTÜN CUMHURİYET HÜKÛMETLERİNİN HARCADIĞI PARADAN 1 TRİLYON DOLAR DAHA FAZLA HARCADILAR"-

Bütün cumhuriyet hükûmetlerinin harcadığı paradan 1 trilyon dolar daha fazla harcadılar.

Kredi kartı borçlarını size söyleyeyim. Eğer yanlışsa verdiğimiz rakamlar, Sayın Başbakan gelir düzeltir, biz de memnun oluruz. 2002, hani bu yazar kasanın atıldığı, gecelik faizlerin yüzde 1.500'lerde olduğu dönemler kredi kartı borcu 4,3 milyar, 4,3 milyar lira yani eski parayla 400 katrilyon 300 trilyon lira. Ekim 2014; 4 milyar kaça çıkmış biliyor musunuz? 73,9 milyar liraya çıkmış. Artış ne kadar biliyor musunuz? Yüzde 1.604. Hangi refahtan söz ediyoruz?

-"VATANDAŞ BORÇ BATAĞINDA, NEFES ALAMIYOR"-

2002'de 2,3 milyar lira, tüketici borcu 2,3 milyar lira. Ekim 2014, 2 milyar kaça çıkmış biliyor musunuz? 273 milyar liraya çıkmış, 2 milyar 273 milyar liraya çıkmış, vatandaş borç batağında, nefes alamıyor, ülkedeki gelişmeleri izleyemiyor. Akşam eve nasıl gideceğim? Diye düşünüyor.

-"EMİN OLUN ÇIKACAĞIM ÖZÜR DİLEYECEĞİM"-

Eğer bu tablo doğru bir tablo değilse, bu rakamlar yanlışsa emin olun çıkacağım özür dileyeceğim. Doğruysa, hükûmet çıksın bu milletten özür dilesin.

-"SARAYDA OTURANLARA SORUN, ONLAR SARAYIN PENCERESİNDEN BAKINCA GÜLLÜK GÜNEŞLİK GÖRÜYORLAR"-

Dolar milyarderi fazla, birileri köşeye dönüyor, malı götürüyor ama vatandaş perişan. Esnafa sorun ah işitirsiniz, sarayda oturanlara sorun, onlar sarayın penceresinden bakınca güllük güneşlik görüyorlar. Sanıyorlar bütün Türkiye böyle, bütün Türkiye böyle değil.

-KONUŞMASINI YAPARKEN TABLOLAR GÖSTERDİ-

Size bir tablo göstereceğim. Bu belediye başkanı Adalet ve Kalkınma Partili bir belediye başkanı. Önündeki dosyalar da kendisine iş için başvuranların dosyaları. Özellikle iktidar kanadından birisini getirdik ki, CHP'li olsa diyeceksiniz ki 'Ya, CHP'liler hep muhalefet ediyorlar' diye. Ben değil, Adalet ve Kalkınma Partisinden bir belediye başkanı, kendisine yapılan başvurular dolayısıyla dosyaları görüyorsunuz. Rakam ne biliyor musunuz? Altı ayda 9 bin kişi iş istiyor. Altı ayda 9 bin kişi. Niye işsizlik bu noktada? Yüzde 10'u aştı işsizlik. Genç işsizlik yüzde 20'lerde, üniversite mezunlarında yüzde 20-25'lerde. Niye işsizlik var?

-ELİYLE BAKANLAR KURULU SIRALARINI GÖSTERDİ, "BUNLARIN BİR ELİ YAĞDA, BİR ELİ BALDA" DEDİ

Beyefendilerin çocukları işsiz değil. Bu Hükûmet kanadını görüyorsunuz ya, bunların hiçbirisinin çocuğu işsiz değil. Bunların bir eli yağda, bir eli balda. Sorun nerede biliyor musunuz? Sorun Ermenek'teki Recep Usta'da, Recep Amca'da sorun; onun ayakkabısında sorun, onun çocuğunda sorun. Kahvede oturan Mehmet Efendi, onun çocuğu işsiz.

-"SAYIN BAŞBAKAN, BURAYA GELDİĞİNİZDE SİZE İKİNCİ SORUM OLSUN; BONZAİ TÜKETİMİ NİYE BU KADAR ARTTI? SİZ Mİ TEŞVİK EDİYORSUNUZ"-

Bu Hükûmete sorar mısınız veya ben sorayım: Sayın Başbakan, buraya geldiğinizde size ikinci sorum olsun; bonzai tüketimi niye bu kadar arttı? Siz mi teşvik ediyorsunuz? Niye arttı? Boşanmalar niye arttı? Aile yapısı niye bu kadar derinden sarsılıyor Türkiye'de? "Maneviyatçı" diyorsunuz kendinize. Aile yapısı neden bu kadar derinden sarsılıyor Türkiye'de? Uyuşturucu bataklığına, fuhuşa Türkiye neden sürükleniyor? Hani siz para pul peşinde değildiniz, huzur getiriyordunuz memlekete?

Sayın Başbakan, siz akademisyensiniz, Anayasa'nın 73'üncü maddesi var, der ki: "Vergi kanunla konulur, kanunla kaldırılır." Vergi konusunda kanun hükmünde kararname bile çıkarılamaz. Siz kalktınız -yüzde 1'i- kanun bile çıkarmadınız, "Ben el koydum, alıyorum." dediniz. Hangi gerekçeyle siz yüzde 1'leri alıyorsunuz, hangi gerekçeyle? Hangi gerekçeyle siz vergi koyuyorsunuz?

-"BU HÜKÛMETİN BURADA OTURACAK YERİ BİLE YOKTUR, YATACAK YERİ BİLE YOKTUR BU HÜKÛMETİN"-

Havuz medyası başta, bir de yandaş iş adamları var. Bunlar yandaş iş adamlarına her türlü cezayı değil, her türlü övgüyü, her türlü imkânı sunuyorlar. Tuttular, bu şirketlere dediler ki... Bir kararname çıkardı, Sayın Davutoğlu'nun ilk kararnamesidir bu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez, Türkiye Cumhuriyeti devleti yandaş iş adamlarının tahsilatçısı konumuna getirildi. Bu Hükûmetin burada oturacak yeri bile yoktur, yatacak yeri bile yoktur bu Hükûmetin.

Soru 3, Sayın Başbakan, soru 3: İki Trakya büyüklüğünde alan hangi gerekçeyle ekilmiyor?

Soru 4, Tarım Kanunu çıktı, Tarım Kanunu. 21'inci maddesi diyor ki: 'Millî gelirin en az yüzde 1'i oranında çiftçiye destek verilir' Bugüne kadar hiç yüzde 1'i bulmadı. Hangi gerekçeyle siz çiftçinin hak ettiği teşviki ona vermiyorsunuz?

Soru 5: Sayın Başbakan, hangi gerekçeyle siz yaş üzümde 5 liralık fiyatı 2,5 liraya indirdiniz? Ne ucuzladı? Neyi ucuzlattınız siz?

Soru 6: Sayın Başbakan, Ekonomik ve Sosyal Konseyi Parlamentonun iradesine rağmen -çünkü yasa çıkardı Parlamento- neden toplamıyorsunuz ve hangi gerekçeyle toplamıyorsunuz?"

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.