Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Tuncay Özilhan, "31 Mart demokrasi sınavı oldu. Bu sınavda kimin ne not aldığını ileride tarih yazacaktır" dedi.

Sözcü'den Barış Özkan'ın haberine göre, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı bugün İstanbul'da yapıldı. Genel kurul, Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın konuşmasıyla başladı.

Sözlerine "Yıllardır seçim maratonlarından hepiniz yorgun düştük. Enerjimizi önünüzdeki 30 yılı konuşmaya derinde yatan sorunları konuşmaya ayırmalıyız. 31 Mart demokrasi sınavı oldu. Bu sınavda kimin ne not aldığını ileride tarih yazacaktır" diye başlayan Özilhan, şöyle devam etti:

"Toplumsal değişimin yakıcı olduğu mevcut iktidar ve liderlerin sorunlarla baş ettiği zamanlarda toplumun önünü açan çözümleri demokrasiler bulur. Seçimlere şaibenin zerresinin düşmemesi demokrasinin en büyük ispatıdır. Hakkaniyetli koşullarda seçim ve seçmen iradeleri demokrasilerin en temel niteliğidir. 

'HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ OLMADAN HİÇBİR ŞEY OLMAZ'

Uygulamadaki aksaklıların seçimden sonra değil önce giderilmesi idarenin sorumluluğudur. Hukukun üstünlüğü olmadan hiçbir şey olmaz. Ekonomi de olmaz. Demokrasinin ilkeleri evrenseldir. Darbeler tarihine rağmen Türkiye’de demokrasi hep çalıştı. Dilerim tekrarlanacak olan İstanbul seçimleri demokratik olgunluğumuzu sergiler.

Değerli üyeler hepimiz biliyoruz ülkemiz önemli sorunlarla karşı karşıya. Ekonomide dış ve iç siyasette sıkışmış durumdayız. Yapısal sorunlar ancak uzun vadede çözülür. Endişeler güven kaybına yol açıyor. 2023 hedeflerinden bu yüzden uzaklaştık ve konuşamaz hale geldik. Makro ekonomik dengelerde uzun süredir devam eden bir bozulma var. 2007 de başladı küresel kriz ile derinleşti.

'TÜM KESİMLER ETKİLENİYOR'

Türkiye ekonomisinin gücü sayesinde 10 yıldır tolere edilebilen zafiyet artık tüm kesinleri etkiliyor. Biz bu nedenle ekonomi derken demokrasi, yargı bağımsızlığı, insan hakları, riyakat, ifade özgürlüğü diyoruz ve demeye de devam edeceğiz. Ekonomide sıkıntıları aşmak için önce yönetim sistemindeki sıkıntıları aşmalıyız. Aksi halde pansuman niteliğinde kalır yarayı tedavi etmez.  2007’den bu yana tam 14 kez sandığa gittik. Haziranda bu sayı 15 olacak.

Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş henüz tamamlanmış gözükmüyor. Bu da her alandaki sorunların üzerine etkin biçimde gidilmesini engelliyor. Bunların yanı sıra bir de toplumsal kutuplaşma var. 

'MUHALEFET LİDERİNİN SALDIRIYA UĞRAMASI SİYASİ GERİLİMİ ARTIRDI'

Seçim sonrasında muhalefet liderinin saldırıya uğraması siyasi gerilimi daha da artırdı. İstanbul seçimlerinin tekrar edilmesi siyasi gerilimin bir süre daha devam edeceğinin göstergesi.

31 Martta insanımız ayrışma değil birlikte hareket edilmesini istedi ve talebini sandıkta verdiği oyla gösterdi.

Dışarıda Çin, Rusya ekseni giderek etkisini artırıyor. Ülkemiz de bundan etkileniyor. Küresel ekonomik dengelerin doğuya kayması ekonomik ilişkilerimizin ister istemez doğuya kaymasına yol açıyor.

Ekonomik olarak güçlenen ve siyasi istikrarı sağlayan Türkiye’nin dünyadaki konumu da sağlamlaşır. Güçlü bir ekonominin temelinde ise güven vardır. Güveni inşa etmek zordur. Biz ayrışırsak birbirimize güvenmezsek dışarı bize hiç güvenmez.

Sayın Cumhurbaşkanımızın seçimlerden sonra Türkiye ittifakı çağrısının toplumsal uzlaşı açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Hepimiz el birliği yapacağız. Bu el birliği ile hem demokrasiyi hem ekonomiyi güçlendireceğiz 

Bu ülkeyi canı gibi seven vatandaşlar olarak bunu başaracağımızdan hiç şüphem yok."