Sözcü yazarı Murat Muratoğlu, bugünkü "Sebze kuyruğunda sen bekle, meyveye çocuğu yolla!" başlıklı yazısında, ülkenin geldiği ekonomik durumu yazdı. 

Muratoğlu, "Bu ülke insanı daha önce de kuyruklara girdi. Biri İkinci Dünya Savaşı, diğe­ri Kıbrıs Barış Harekatı… Ülke ambargo yemişti. Sahi şimdiki sebep neydi?" diye sordu.

İŞTE MURAOTOĞLU'NUN YAZISI:

Devlet nasıl terö­ristlerin Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te mağaralarda işini bitirdiyse, sebze halinde terör estirenlerin işini bitiririz” dedi… PKK ile kabzımalı eşitledi. “Terö­rist” kavramını bayağı bir basite indirgedi.
Seçim öncesi yurtdışından mihrak bulamayınca iç kay­naklara yöneldi. Yerli ve milli kabzımalları terörist ilan etti.

Çok yakında ana haber bültenlerinin “son dakika­sı”! Sebze halinde bir grup teröristle sıcak temas sağlan­dı… “Dur!” ihtarına uyma­yan kabzımallar çok sayıda kasayı bıraktı kaçtı.

★★★

Marketçi terörist, kabzımal terörist, pazarcı terörist… Herkes vatan haini… Yazık değil mi? Fırsatçı diye suçla, kazıkçı olduğunu söyle, vur­guncu damgasını yapıştır. Ne bileyim spekülatör deyiver… Terörist biraz ağır olmadı mı?

Oysa devletin görevi serbest piyasada ticaretin güvenliğini, işleyişini, düzgün yürütülmesini düzenlemektir. Piyasayı, yasalarla regüle etmesi gerekir. Yapamıyorsa bırakır, yapan gelir.

★★★

Zira iktidar ne yaptı? Gitti, devlet manavları açtı. Savaş yok, kıtlık yok; millet sebze, meyve sırasında… Sebzeyi sen bekle, meyveye çocuğu yolla… Darısı doğal­gaz ve elektriğin başına… “Kriz yok” dersiniz soran olursa… Bu yaşananlar Tür­kiye Cumhuriyeti tarihinin en acıklı manzaraların­dan biridir. Ülkeyi 17 yıldır yönetirken bu hale getiren acaba kimdir?

★★★

Bu ülke insanı daha önce de kuyruklara girdi. Biri İkinci Dünya Savaşı, diğe­ri Kıbrıs Barış Harekatı… Ülke ambargo yemişti. Sahi şimdiki sebep neydi?

Kim diyordu; “Eskiden kuyruklar vardı, çok şü­kür artık yoklar.” Tanzim satıştan alışveriş yapanlar acaba hiç düşünüyorlar mı kimdir onları bu kuyruğa sokanlar? Bu hale nasıl düştüler? Neden sıradalar? Hem de kota ile satıyorlar. Kişi başı en fazla 3 kilo sınırı var!

★★★

Sahi ne yapacak manav ve pazarcılar? Bu iş piyasadaki rekabeti yok edip, devletin bu piyasada tekelleşmesini ve zararına satış yapma­sını sağlar. Esnaf zamanla topu atar, iflaslara yol açar.

Diğer açıdan devlet vergi kazandığı işten, üzerine para verir duruma gelir. Nitekim Venezuela ekono­misi buna örnektir. Sonuçta yanlış politikalar yüzünden en temel gıdalara ulaşmak bile güçleşir.

★★★

Milletin fabrikalarını satıp, sonra da çadır açıp sebze satmak nedir yahu? Orduya tankı Katarlılar üretsin, biberi, patlıcanı kamu satsın. Bizim millet de Türkiye'yi dünya devi sansın!

Her seçim öncesi yerli araba, yerli uçak yapı­yorlardı. Bu seçimde kamu yönetimi gitti manav açtı. Kesmedi… “Gıda ile sınırlı kalmayacak. Temizlik malzemelerinde de buna gireceğiz” dedi…

Tam olarak çıkartamadım şimdi… AKP mi? Süper­market işletmecisi mi? Cep telefonu aksesuarı ve çiğ köfte işine de girerse kesin tutturur bütçeyi!