GERÇEK GÜNDEM - AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 18 Kasım 2021'de Merkez Bankası toplantısı öncesi TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Beraber yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan faizi savunanlar, kusura bakmasınlar. Bu yolda ben, faizi savunanla beraber olamam, olmam" dedi.

Erdoğan'ın bu açıklamalarıyla birlikte Merkez Bankası art arda faiz indirimi yaparak politika faizini yüzde 19'dan yüzde 14'e indirdi. Faiz indirimiyle birlikte enflasyon ve kur krizi patlak verirken, kur korumalı mevduat sistemiyle döviz kuru dizginlenmek istendi.

ENFLASYONİST BASKILAR ARTTI

Ancak enflasyonist baskıların daha da artacağına ilişkin endişelerle yükselişe geçen dolar/TL, 17 TL bandını aşarken, yıllık enflasyon TÜİK verilerine göre, yüzde 73,50'e, akademisyenlerin ve ekonomistlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu'na (ENAG) göre ise, yıllık yüzde 160,7'i buldu.

CARİ AÇIK BÜYÜYOR

Öte yandan AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomik planına göre, cari dengede fazla verilmesiyle ülkeye giren döviz miktarındaki artışla enflasyonun düşürülmesi de hedefleniyordu.

Erdoğan hükümetinin ekonomi planına göre, kronik cari işlemler açığını kalıcı fazlaya çevirmek de yer alırken, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise, ''Enflasyonist baskı oluşturmadan yatırımlara yönelik kredi kullanımını önceliklendiriyoruz. Tasarruf sahiplerini enflasyona karşı koruyacak ürünler üzerinde çalışıyoruz'' dedi.

Erdoğan'ın 'cari dengede fazla verilmesini öngören ekonomik planı' işe yaramazken, Merkez Bankası tarafından açıklanan verilere göre, nisan ayında kaydedilen açık sonrasında 12 aylık cari açık 25,71 milyar dolarla 9 ayın en yüksek seviyesine çıktı.

DIŞ BORÇ STOKUNDA REKOR

Erdoğan'ın ekonomik planı sonrası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku 181,4 milyar dolarla da rekor kırdı.

MERKEZ BANKASI REZEVLERİ ERİDİ

Bu gelişmelerle birlikte TCMB verilerine göre, net rezervler 10 Haziran haftasında 8,2 milyar dolarla ocak ayından bu yana en düşük seviyeye geriledi. Aynı dönemde swap hariç net rezerv eksi 54 milyar dolar oldu. Öte yandan ekonomistler, Merkez Bankası'nın rezervlerinin de yaşanan gerilemeyi döviz kurunu frenlemek için arka kapıdan yapılan döviz satışları olduğunu belirtiyor.

"TAZE TUTAN GELİŞMELER OLARAK KARŞIMIZA ÇIKIYOR"

Erdoğan'ın ekonomik planı işe yaramazken, Türkiye ekonomisine ilişkin Doğan yayınlarından çıkan 'Ekonominin Pusulası' adlı son kitabında Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye'nin yer aldığı 'Kırılgan Beşli' tanımı üzerinden durumu özetleyen Ekonomist ve ENAG kurucusu Prof. Dr. Veysel Ulusoy, "Grubun temel özellikleri arasında cari açığın dış borç ve sermaye akımlarıyla nasıl finanse edildiği göstergesi yanında, düşük merkez bankası rezervleri, dış borç ve herhangi bir dışsal şok sonucunda ekonominin edilgenliğini ortaya koyan birkaç ek gösterge vardır. Aslında Türkiye’de yaşanan ekonomik krizler ya da dışsal şoklarda tüm bu göstergelerin inanılmaz bir oynaklığa neden olduğunu görmekte ve günlük hayatta tecrübe etmekteyiz. Bu süreçte ticaret açığından yüksek petrol ithalatı faturasına, yüksek enflasyon oranından dış borçların ulusal gelir içindeki payına kadar birçok faktörün ortak hareketi, ekonominin kırılganlık yapısını çoğu zaman taze tutan gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerine yer verdi.

"PİYASAYA DÖVİZ SATMA ÇOK BÜYÜK BİR ETKEN OLMUŞTUR"

'Kırılgan Beşli' içinde Türkiye'nin konumunu özetleyen Ulusoy, "belki de görünümü en kötü olan ülke Türkiye’dir. Örneğin Türkiye’nin rezervleri, yani merkez bankasında bulunan toplam altın, döviz ve benzeri varlığın sadece üç aylık ithalat miktarını karşılayacak bir seviyede olması sanırım durumun vahametini ortaya koymaktadır. Bu istatistiğin 2013 yılına göre 5 ay yeterlilik seviyesinden bu seviyeye gelmesi rezervlerin bu dönemde inanılmaz şekilde eridiğinin de kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Esasında olan tam da budur. Üç aylık ithalata yeterli bir rezerv kompozisyonunun dahi çok iyimser gözüktüğü bu halde bile ilgili erimenin nedenlerini, uygulanan ya da açıkçası uygulanmayan ekonomik politikalara bağlamamız gerekiyor. Bazı durumlarda, özellikle seçim dönemlerinde dövizi baskılamak için kullanılan yöntemlerden biri olan piyasaya döviz satma kolaycılığı bu erimede çok büyük bir etken olmuştur" dedi.

"YERİMİZİ SAĞLAMLAŞTIRDI"

"Rezervlerin bu derecede erimesi, sadece yalın haliyle kırılmaya neden olan etkenleri tetiklemekle kalmadığını belirten Ulusoy, " Türkiye’nin uluslararası finansal piyasalarda risk primini artırıcı etkisiyle dışsal şokları destekler niteliğe sahip bir ortam yaratır. Özellikle son 10-15 yılda yaşanan bu durum Kırılgan Beşli grubunun içindeki yerimizi sağlamlaştırmıştır" diye belirtti.

"CARİ AÇIK, YAPISAL BOZUKLUĞA NEDEN OLMAKTADIR"

"Borcun ve borç oranının artmasında ayrıca iki temel noktayı daha tartışmak yerinde olacaktır" diyen Ulusoy, "Bunlardan ilki döviz gelirlerinin çok kısıtlı olduğu ve özellikle turizm alanında yaşanan büyük sıkıntıların önümüzdeki dönemde de süreceği ve döviz kuruna baskı yapacağı gerçeğidir. İkincisi ise, aynı çizgide, cari açıktaki kararlı artışın yapısal bir bozukluğa neden olarak yine döviz piyasasını ve merkez bankası faiz kararını önemli ölçüde etkileyeceğidir. Örneğin cari açığın arttığı dönemlerde döviz kurunda yaşanan baskıların enflasyonu ne kadar artıracağını söylemeye gerek bile yok. Ayrıca maliyet baskısıyla oluşacak fiyat artışlarının
işsizlikle beraber hareket etmesi halinde durgunluğun ve onun yarattığı toplumsal sorunların ortaya çıkması da kaçınılmaz olacaktır. Bundan dolayı Kırılgan Beşli içinde yaşanan tüm sorunların bir yapısal bozukluk çerçevesinde kabul edilerek yapısal reformlarla çözüme kavuşturulması ve kalıcı olarak toplumsal refahın yukarılara taşınması zorunludur" dedi.

"KIRILMALARI DAHA DA ARTIRMAKTADIR"

'Ekonominin Pusulası' adlı kitabında 'Kur Korumalı Mevduatı'da yorumlayan Ulusoy, "Bir yandan dolarizasyonla boğuşurken diğer yandan tasarruf sahiplerinin getirisini etkileyen mevduat faiz oranlarının enflasyonun altında kalması, sorunları azaltmamakta, hatta onlara doğrudan katkıda bulunmaktadır. Hele de son dönemde kur korumalı mevduat adıyla ortaya çıkan ya da çıkartılan bir finansal ürünün politika faizine ek olarak kur değişim değerini garanti etmesi, Kırılgan Beşli ülkelerindeki en büyük yapısal bozukluk olan mali ilişkiler zincirinde kırılmaları daha da artırmaktadır" ifadelerine yer verdi.

"FAKİRLEŞTİREN TOPLUM DÜZENİ YARATAN CİNSTENDİR"

Son olarak 'Kırılgan Beşli'yi özetleyen Ulusoy, "Bu durumda artık ithal ürünler çok daha pahalıdır ve ithalata sıkı bir şekilde bağlı olan bizim gibi ülkelerin üretim yapısı da bundan olumsuz etkilenmektedir. Temel gösterge olan faiz oranından etkilenen küresel yatırım hacmi de en başta Kırılgan Beşli ülkelerini üretim ve dış ticaret hacmi yönünde daha aşağılara çeker. 'Kırılgan Beşli'yi toplam rezervler, dış borç ve cari açık yönünden değerlendirdiğimizde ise, rezervlerin diğer ülkelere göre çok daha hızlı azaldığı, dış borç ödeme kabiliyetinin erozyona uğradığı ve bazı durumlarda da serbest piyasada belirlenmesine rağmen döviz kurlarının şok yaratıcı etkilerinin sıkça yaşandığı dönemleri tecrübe ederler. Öyle bir tecrübe ki, çoğu zaman kazanımları önemli ölçüde azaltan, fakirleştiren ve kaybedileni yerine koymak için daha çok çalışılması gereken bir toplum düzeni yaratan cinstendir" diye belirtti.