AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "faiz sebep, enflasyon sonuç" ekonomi modelininin Eylül ayından bu yana enflasyonda yarattığı fahiş artış neredeyse her kalemde kendini zam olarak gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu'na göre yıllık enflasyın Nisan ayında yüzde 69,97'ye yükselirken, bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise enflasyonu yüzde %156,86'ya ulaştığını duyurdu.

FİYATLARDAKİ ARTIŞ LİRADAKİ DEĞER KAYBINDAN

Londra merkezli düşünce kuruluşu Ember'in bugün yayınladığı analiz, Türkiye’de elektrik fiyatlarındaki artışın özellikle doğal gaz fiyatlarındaki artıştan ve liradaki değer kaybından kaynaklandığını gösterdi. Analize göre Türkiye'nin enerjideki en önemli sorunlarından biri ise dışa bağımlılık. 

Öte yandan rakamlar, rüzgar ve güneşten elektrik üretimi sayesinde milyarlarca dolarlık enerji ithalatına engel olunduğunu ortaya koyuyor. Elektrik faturalarını düşürebilmek için elektrik üretiminde daha fazla rüzgar ve güneş enerjisine ihtiyaç olduğu belirtiliyor.

 Araştırmanın öne çıkan bulguları şu şekilde oldu:

Gaz fiyatlarındaki bir yılda yedi kattan fazla artış, elektrik fiyatlarına altı kat artış olarak yansıdı. Türk lirasındaki değer kaybı ise gaz fiyatlarının elektrik fiyatlarına etkisini daha da artırdı.

Rüzgar ve güneş enerjisinden elektrik üretimi, son 12 ayda 7 milyar dolarlık fosil yakıt ithalatını önleyerek Türkiye'nin enerji ithalatını düşürdü. Önümüzdeki aylarda, gaz fiyatlarının aynı kalması durumunda her ay yaklaşık 700 milyon dolar tasarruf bekleniyor.

Türkiye, elektrik piyasasında tavan fiyat uygulamaları, ulusal elektrik tarifesi ve gaz tarifesi ile elektrik fiyatlarını düşürmeye çalışıyor, ancak bu uygulamalar elektrik üretim maliyetini değiştirmiyor, dolayısıyla ülkenin üstündeki maliyet yükü hafiflemiyor.

Türkiye’de rüzgar ve güneş enerjisi için kısıtlı kapasiteler ayrılırken, ihaleler ihale edilen kapasitelerden 10-15 kat daha fazla başvuru alıyor. Rüzgar ve güneşe tahsis edilen kapasitelerin yükseltilerek yatırım iştahının daha verimli kullanılması gerekiyor.

Türkiye, geçen yıl elektriğinin neredeyse üçte birini doğal gazdan ürettiği için, gaz fiyatlarındaki değişikliklere karşı kırılgan bir yapıda. 2021 yılında yıllık gaz tüketimi yeni bir rekor kırarken, gazda dışa bağımlılık ülkenin ithalat faturalarını artırdı.

Buna karşın, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen her bir birim elektrik üretimi, bir birim elektriğin fosil yakıtlar tarafından üretilmesini ve buna karşılık gelen fosil yakıt ithalatını engelliyor. 1 Mayıs 2021 ile 30 Nisan 2022 arasında rüzgar ve güneş santralleri 46,3 TWh elektrik üretti. Eğer bu elektrik doğal gaz santralleri tarafından üretilseydi 7 milyar dolarlık fazladan ithalat yapılması gerekecekti.

Enerjinin geleceği yenilenebilir kaynaklarda yatıyor. Türkiye'de elektrik üretiminde geçtiğimiz yıldaki kapasite artışının %97'si yenilenebilir kaynaklardan oluştu. Türkiye'de rüzgar ve güneş enerjisinde potansiyel yüksek ve çok daha fazla büyüme fırsatı var; ancak Türkiye, son yıllarda elektrik talebindeki artışı karşılamaya yetecek kadar yenilenebilir enerji artışı sağlayamadı.

Türkiye, yıllık 8 GW kapasite ile Avrupa'nın en yüksek güneş paneli üretim kapasitesine sahip; ancak her yıl 1 GW'tan daha az güneş santrali devreye alınıyor. Türkiye, yerli güneş paneli üretim kapasitesini tam olarak kullanarak, maliyetli fosil yakıt ithalatını ikame edebilir ve böylece elektrik faturalarını daha da azaltabilir.

"LİRADAKİ DEĞER KAYBI ELEKTRİK FİYATLARININ YÜKSELMESİNE NEDEN OLDU"

Ember Elektrik ve İklim Veri Analisti Ufuk Alparslan analizi, “Küresel doğal gaz fiyatları ve liradaki değer kaybı Türkiye'de elektrik fiyatlarının yükselmesine neden olurken, yenilenebilir kaynaklar milyarlarca dolarlık fosil yakıt ithalatına engel oldu. Doğru politikalarla yenilenebilir enerji daha çok fayda sağlayabilir. YEKDEM sonrası ülkemizde yenilenebilir enerji kurulumları serbest piyasa ve ihaleler üzerinden ilerleyecek. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için rüzgar ve güneşe daha fazla kapasite tahsis edilmesi ve yatırımları sekteye uğratacak piyasa müdahalelerinden kaçınılması gerekiyor. Enerji kriziyle mücadele, özellikle güneş enerjisi gibi çok hızlı uygulanabilen çözümlere ihtiyaç duyuyor”ifadeleriyle değerlendirdi.