Ülkedeki yüksek enflasyon sorunu giderek artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayına ilişkin enflasyon verilerini yayımladı.

Buna göre yıllık enflasyon oranı yüzde 17,14 oldu ve son 23 ayda kaydedilen en yüksek enflasyon oranı görüldü. Enflasyon en son Nisan 2019’da bu seviyeyi görmüştü. Sadece bir ayda yaşanan fiyat artışları ise yüzde 1,68’le beklentilerin üzerinde gerçekleşti.

Birgün'de yer alan habere göre; Merkez Bankası, geçen hafta yılsonu enflasyon beklentisini yüzde 12 olarak açıklamıştı. Yılın ilk dört ayında bu beklentinin şimdiden imkansız olduğu ortaya çıkmış oldu. TÜİK’in 415 malın fiyat değişiminden takip ettiği göstergelerde malların 281’inin fiyatı nisan ayında artarken, 42 malın fiyatı değişmedi, 82 malın fiyatı ise geriledi.

GİYİM VE AYAKKABI GRUBUNDA REKOR ZAM

Taze sebze ve meyvede üretici fiyatlarındaki artışın maliyetlere etkisi fiyatları belirliyor. Nisan ayı zam şampiyonu domates oldu. Ürün grupları içinde “giyim ve ayakkabı” grubunun fiyatları nisan ayında mart ayına göre rekor seviyede, yüzde 7,57 oranında arttı. Giyim ve ayakkabıda bir aylık fiyat artışını yüzde 2,13’le “Gıda ve alkolsüz içecekler” grubu takip etti.

Nisan ayı zam şampiyonu domates oldu. Fiyat artışı şöyle:

EN TEPE NOKTA HENÜZ GÖRÜLMEDİ

Nisan ayı yıllık enflasyon oranı AKP iktidarı boyunca görülen en yüksek ikinci nisan enflasyonu olarak kayıtlara geçti. Rekor ise 2019 yılının Nisan ayına ait. Böylece 19 yıllık AKP iktidarında en yüksek enflasyon oranları başkanlık sistemine geçildikten sonra görülmüş oldu. Saray Rejimi, ülkeyi sorunsuz yönetme yeteneğinden mahrum. Öte yandan beceriksizliğin bedeli geniş halk kesimlerine ödettiriliyor. Uzmanlara göre enflasyonda zirve henüz görülmedi çünkü maliyet artışları enflasyonun hala çok üzerinde. TÜİK’in dün yayımladığı Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerine göre üreticilerin yıllık maliyet artışı yüzde 35,17. Bu oran son 31 ayın en yüksek yıllık ÜFE artışını gösteriyor. Maliyet artışları bu boyuttayken enflasyonun daha da yükseleceğini öngören ekonomistler çoğunlukta. Peki ne oldu da Türkiye gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının 4 katı enflasyona mahkum edildi.

1- PARA BASIP SERMAYEDARLARA DAĞITTILAR

2019’daki yerel seçimlere ekonomik durgunlukla giren Türkiye ekonomisine, seçimleri kaybetmek istemeyen AKP tarafından para pompalanmaya başladı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDD) verilerine göre 2019 Mart ayında bankaların 2,52 trilyon lira nakdi kredi alacağı bulunurken, bu tutar 2020 Mart ayında 2,89 trilyon liraya, 2021 Mart ayında ise 3,78 trilyon liraya yükseldi. 2019-2021 Mart ayları arasında piyasaya bankacılık sistemi aracılığıyla kredi adı altında 1,26 trilyon lira para sürüldü. Üretim aynı oranda artmayınca piyasaya pompalanan paralar dolarizasyonu azdırdı, dövize talep arttı. TL’nin değerini korumaz zorlaştı.

2- REZERVLERİ SATARAK DÖVİZİ TUTTULAR

Piyasaya son iki yılda dağıttıkları 1,26 trilyon lira para dövize olan talebi artırınca, döviz kurunu tutmak zorlaştı. Faizleri artırsa inşaat sermayesine darbe vuracak olan ekonomi yönetimi, darbeyi halk kesimlerine vurmaya tercih etti. 2 yılda Merkez Bankası rezervlerinden 128 milyar dolar satılarak döviz kurunu sabit tutmayı denediler. Bu süreçte ucuz döviz kurundan sermayedarlar beslendi. Ancak bu politika beklendiği üzere sonuç vermedi. Sürecin sonunda Merkez Bankası net rezervleri eksi 60 milyar dolara kadar geriledi. TL’nin bağışıklık sistemi çöktü. Üstelik 128 milyar doların satıldığı iki yılda dolar kuru 5,5 TL seviyelerinde 8,3 TL seviyelerine yükseldi.

3- YANLIŞLARININ BEDELİNİ HALKA ÖDETİYORLAR

İki yıllık politika tümüyle iflas etti. Bankaların dağıttığı krediler, sermayedarların kasasında birikti. Merkez’in sattığı rezervlerden yine sermayedarlar beslendi. Halkın payına ise giderek yükselen enflasyon düştü. 2021 Nisan ayı enflasyonu son 23 ayın en yüksek enflasyonu. TCMB yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 12,21 ise hayalden öte bir tahmin değil. Zira maliyetlerdeki artışı gösteren Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi’ndeki (Yİ-ÜFE) yıllık artış yüzde 35,17 ile son 31 ayın rekorunu kırmış durumda. Maliyet artışlarının yakın vadede tüketici fiyatlarına intibak edeceği biliniyor. Bu nedenle uzmanlar yüzde 17,14’lük enflasyonun henüz zirve olmadığı görüşünde birleşiyor.