TÜİK, enflasyon oranlarını belirli bir mal ve hizmet sepeti üzerinden hesaplıyor; ancak açıklanan bu oranların gerçek hayat pahalılığını ortaya çıkamadığı görüşü toplumda giderek yaygınlaşıyor.

Birgün'ün aktardığına göre; KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) bu durumu netleştirmek amacıyla 418 maddeden oluşan resmi enflasyon sepetinin, kamu emekçilerinin yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıklarıyla ne kadar örtüştüğünü araştırdı.

Ülkenin dört bir yanından bin 300 büro emekçisinin katıldığı araştırmanın sonuçları, önceki gün Tüm Bel Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

RESMİ ENFLASYONA İNANAN YOK

‘Kamu Emekçilerinin Enflasyon Sepeti’ başlıklı araştırmanın sonuçları şöyle:

♦ Anket yapılan bin 300 katılımcının yalnızca 6’sı, enflasyon verilerinin yaşamlarındaki hayat pahalılığı ile uyumlu olduğu görüşünde. Emekçilerin neredeyse tamamı (yüzde 99,5), açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını düşünüyor.

♦ Enflasyon sepetinde olan mal ve hizmetlerin yüzde 19’u kamu emekçilerince hiç tüketilmiyor. Bunların yüzde 18’i bir yıldan daha uzun süre içerisinde, yüzde 16’sı bir yıl içinde, yüzde 22’si bir ay içinde tüketiliyor. Emekçiler, bu sepetteki mal ve hizmetlerin yalnızca yüzde 11’ini günlük tükettiklerini söylüyor.

♦ Katılımcıların en az yarısının hiç satın almadığı mal ve hizmetlerden bazıları şöyle: Motosiklet, hacca gidiş, özel üniversite, kontak lens, soba, araba kiralama, kreş ve gündüz bakım evleri, sürücü eğitim kursu.

♦ Katılımcıların aylık tüketiminde gıdanın ağırlığı yüzde 42,37, yıllık tüketimde ise yüzde 31,62. Bu oranlara göre hesaplandığında Aralık 2020 TÜFE aylık enflasyonunun yüzde 1,25 değil, yüzde 1,56 olduğu görülüyor.

ZAM ORANLARI GERÇEĞİ YANSITMIYOR

BES’ten raporla ilgili yapılan açıklamada şu değerlendirmelere de yer verildi: “Kamu emekçilerinin maaşlarına yönelik zamlarda bu enflasyon sepetiyle belirlenmiş artış oranlarının gerçeği yansıtmadığı bilinmelidir.

Sadece kamu emekçilerinin değil, kamu emekçilerine göre daha olumsuz koşullarda ve daha kötü özlük şartları ile çalışan asgari ücretliler, mevsimlik işçiler, ev kadınları ve işsizlerin de söz konusu sepet ile uyumlu bir yaşam gerçekliğinin olmadığı görülmelidir. Söz konusu sepetin kadınlar, ekonomik olarak geri kalmış iller ve toplumun en yoksulları için de bir geçerliliği yoktur. Toplumda hayat pahalılığı olarak ifade edilen ve resmi enflasyon verileri ile uyumlu olmayan zamlar, teknik olarak bu sepetle ilgilidir.

***

Dar gelirli gıdaya da ulaşamıyor

Tüketici Hakları Derneği TÜİK verilerine dayanarak halkın gerçek enflasyonunu çıkardı. Derneğe göre son bir yılda, 50’si temel gıda olmak üzere 78 gıda maddesinde tüm işçi, memur ve emeklilerin satın alma gücü düştü.

Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar’ın yaptığı açıklamaya göre Ocak 2020–Ocak 2021 tarihleri arasındaki son bir yılda çalışan işçilerin, memurların ve emeklilerin maaşlarında yüzde 13,5 ile yüzde 15 arasında artış yaşanmasına rağmen, temel gıda maddelerinde fiyat artışı ücretleri ikiye katladı.

Başkan Çakar, basın açıklamasında “Son bir yılda 78 gıdanın fiyat artış oranları çalışanların ve emeklilerin ücret artış oranlarının üstünde olması nedeniyle, tüketicilerin çoğunluğu yeterli gıdaya erişemiyor ya da erişmekte zorlanıyor. Özellikle de kirada oturan asgari ücretli ya da düşük ücretli kalabalık ailelerin yeterli gıdaya erişme olanakları kalmadı” dedi.

Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar gıda alanında yaşanan fiyat artışında yanlış tarım politikalarının da etkili olduğunu söyleyerek “Tüketicilerin büyük çoğunluğunun yeterli gıdaya erişimini engelleyen, zorlaştıran ve yüksek gıda fiyatlarının nedeni olan yanlış tarım ve gıda politikaları terk edilmelidir. Tüketicilerin evrensel haklarından olan yeterli gıdaya erişimi için tüketici ve insan haklarına uygun, toplumcu bir tarım ve gıda politikası ivedilikle uygulamaya konulmalıdır” diye konuştu.