Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, Dünya için kaleme aldığı yazıda, cari dengedeki bozulmanın, “akıllara durgunluk veren makro-finansal politika bileşimi” ile birlikte bu yıl Türkiye’nin kredi riskindeki artışın temel belirleyicilerinden biri olduğunu belirtti.

Öncü verilerin, yıllık cari açığın ağustos ve eylül aylarında moral bozucu bir hızla artmaya devam edeceğini ve yılsonunda 30 milyar doları geçeceğine işaret ettiğini belirken Kara şunları söyledi:

“Cari dengedeki bozulmanın bileşenlerini dışsal (kontrolümüzde olmayan) ve bize özgü unsurlar olarak ayrıştırabiliriz. Temel dışsal faktör pandemiyle çöken turizm gelirleri. Net turizm gelirleri geçtiğimiz yılın tamamında 26 milyar dolarken bu yıl 6 milyar dolar civarında gerçekleşecek gibi görünüyor. Sadece bu kanaldan dış dengeye 20 milyar dolar olumsuz net etki gelmekte.

Bize özgü diye nitelendireceğimiz temel unsur ise kredilerdeki aşırı hızlı artış. Normal trendinin üzerinde seyreden kredilerin cari açığa olumsuz etkisini tam olarak tahmin etmek zor olsa da ampirik çalışmalardan elde edilen esneklikler kullanılarak bu sene için ilave etkinin yaklaşık 6 milyar dolar civarında olabileceğini kestirmek mümkün. Hem bize bağlı hem de dışsal olarak nitelendireceğimiz temel faktör ise altın ithalatı. Ülke olarak öteden beri altın cinsinden tasarruf etmeyi seviyoruz. Küresel konjonktür bu sene ilgiyi daha da artırdı. Öte yandan, kendi politikalarımızın da bu artışta katkısı var. TL cinsi yatırım araçlarının getirisini düşük tutup enflasyonda yükseliş beklentisini besleyerek hem döviz hem de altın talebini körükledik. Bu yıl net altın ithalatı tarihsel ortalamasının epey üzerine çıkarak 20 milyar doları aşacak gibi görünüyor.”

Caci açığa yol açan faktörlerin 2021 yılında nasıl bir seyir izleyebileceğini de inceleyen Kara, pandemi ile ilgili kaygıların önümüzdeki yılın ikinci yarısında kısmen yatıştığı varsayımı altında, kaybedilen net turizm gelirlerinin dört üçünün geri geleceğinin varsayılaileceğini belirtti. Kara, bunun 15 milyar dolar ilave net pozitif etki anlamına geleceğini ifade etti.

Para ve kredi politikalarının normalleşmesinin yıllık net altın ithalatını tarihsel ortalamalarına getirdiğini, kredi kaynaklı ilave diğer ithalat talebini de sıfırladığını varsayarsak bu kanallardan da 21 milyar dolar pozitif katkı gelebileceğini belirten Kara şöyle devam etti:

“Petrol fiyatlarında ortaya çıkabilecek üçte birlik artış ise dış dengeye yaklaşık 6 milyar dolar negatif etki yapabilir.

Bütün bu faktörleri netleştirdiğimizde özet tablo şöyle: Açığı artıran geçici faktörlerin normalleşmesi halinde önümüzdeki yıl cari dengede bu seneye göre 30 milyar dolar civarında iyileşme yaşanabilir. Tabi iktisadi faaliyetteki toparlanma bu etkiyi kısmen sınırlayacaktır, ama yine de dış açık probleminin büyük ölçüde gündemden kalktığı bir senaryo kurgulamak mümkün. Nitekim, yakın dönem aylık verileri altın hariç mal ihracatının ithalatı karşılama oranının tarihi yüksek düzeylerde seyrettiğini göstermekte.

Yazıyı bitirmeden önce tahminlerin şu kritik varsayımı içerdiğinin tekrar altını çizmekte büyük fayda var: Yukarıdaki projeksiyonlar, olup bitenlerden ders alacağımızı ve önümüzdeki dönemde para ve kredi duruşunu tekrar sürdürülemez bir noktada tutmayı denemeyeceğimizi varsayıyor. Eğer aynı hataları yapıp farklı sonuçlar beklersek bu hesaplamaların önemli bir kısmı havada kalacaktır.”