Virüs nedeniyle İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) raporlarına göre, en az 128 işçi yaşamını yitirdi. Yüzlercesi ya çalışırken ya da işyerine giderken virüs kaptı. İşyerleri kapandığı için ya hiç ücret alamadı ya da gelirleri düştü. Dünyada salgın nedeniyle işsizlik hızlandı. 

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre de, salgın başladığından beri altı gençten biri işini kaybetti, işi devam edenlerin çalışma süreleri de yüzde 23 azaldı. SGK ise virüs nedeniyle hasta olan işçinin “iş kazası” haklarını kullanamayacağını duyurdu. Uzmanlara göre, virüs nedeniyle ölen emekçi SGK’ye bildirimin ardından gerekirse dava açmalı.

Salgınla birlikte “hiçbir şey eskisi olmayacak” savı gerçek olacak mı bilmiyoruz ama işçiler için pek çok şeyin değişmeyeceğini artık biliyoruz. Örneğin, eğer işler yavaşlayacak ve üretim azalacaksa bunun faturasını ödeyecek olan işveren değil yine işçi oldu.

Hatta kaşla göz arası ilgili ilgisiz bir dizi hak ertelendi. Hükümetin açıkladığı yardım paketlerinde öncelikli olan işçi değil işveren oldu mesela... Çarklar dönsün diye sokak yasakları yalnız hafta sonları geldi.

Hal böyle olunca da emekçinin payına çalışma saati kısaldıysa yoksulluk, işler durgunlaştıysa işsizlik, evden de çalışılabiliyor diye dibine kadar kullanılan esnek çalışma düştü.

SENDİKALAR KARŞI ÇIKTI

Tüm bunlar olurken, çalışırken ya da işe gidip gelirken virüs bulaşan ve hasta olan işçi hastaneye gidip de meslek hastalığından işlem görmek isterse diye karşı çıkıldı. Genelge yayımlandı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), genelge ile Covid-19’un iş kazası ya da meslek hastalığı sayılmayacağını, işçi ölürse iş kazası olarak kabul edilmeyeceğini duyurdu.

Sosyal güvenlik kurumu, virüsün vurduğu emekçiyi eğer ölmemişse süründürmeye karar verdi.

Gelişmeler üzerine işçi sendikaları üst üste açıklamalar yaptı. DİSK, SGK’ye bir yazı göndererek, Covid-19 için “iş kazası/meslek hastalığı” olarak değil “hastalık” olarak provizyon alınması gerektiğini bildiren SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Genelgesi’nin işlemden kaldırılmasını istedi.

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, SKG’nın genelgesi için “Tamamen işverenlerin talebi doğrultusunda hazırlanmış bir genelge” yorumu yaptı.

Çerkezoğlu SGK’yi, iş yasalarına, anayasaya ve ILO sözleşmelerine aykırı ve hukuksuz bu uygulamadan yol yakınken vazgeçmeye çağırdıklarını belirtti.

Çalışma ekonomisinin yetkin avukatlarından Murat Özveri’nin bu konuda söyledikleri, konunun emekçi açısından oldukça net olduğunu ortaya koyuyor.

Özveri durumu şöyle özetliyor: 5510 sayılı yasaya göre, “iş kazası” işyerinde, işe geliş gidiş sırasında, iş nedeniyle “sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay” iş kazasıdır.

SGK, koronavirüsün iş kazası olduğu gerçeğini değiştirebilecek bir merci değil. SGK, daha yüksek ölüm aylığı bağlamamak için işi yokuşa sürüyor. İşçi, SGK’ye bildirimini yapmalı. İş kazasının tespiti sonrası tazminat davaları açılır. Sonuçta bunun iş kazası olup olmadığına yargı karar verecektir. Daha önce de 14 Nisan 2019’daki bir grip vakasında iş kazası değil denilmişti ama yüksek yargı bunu iş kazası olarak kabul etmişti.

YOKSULLUK DERİNLEŞTİ

Metal ve otomotiv işçileri arasında yapılan bir araştırma dört metal işçisinden üçünün gelirinin azaldığını ortaya koydu. Mayıs ayının ikinci yarısında otomotiv, metal eşya, elektrikelektronik ve demir-çelik sektörlerinde çalışan, Birleşik Metal-İş sendikası üyesi 948 işçi ile yapılan araştırmanın sonuçları sanayi işçisinin Covid-19 sürecinde gelir kaybını ve borçluluk düzeyinin arttığını ve yoksulluğun derinleştiğini gözler önüne serdi.

Yüzde 88’inin 5 bin liranın altında bir hanehalkı gelirine sahip olduğu işçilerin yüzde 92’lik ezici bir çoğunluğunun borcu var. Toplamda borçlu olanların yaklaşık yüzde 97’si borçları nedeniyle zorlanıyor.

İşçilerin yüzde 10’nu gelirinin ancak yarısını alabiliyor. Bu kesim arasında işsiz kalanlar ya da zaten işsiz olanlar da bulunuyor. Kişisel borç, konut ya da araba kredisi ile kredi kartı borcu olan işçilerin önemli bir bölümünün birden fazla borcu söz konusu.

Gelir kaybı nisan ayından itibaren başlarken, faturaları ve borçları ödemekte zorlanmaya başladıklarını ifade etti. Durumu en iyi olan işçi bile gelirinin ancak yüzde 75 ile 99’u arasındaki bir geliri alabiliyor. (Olcay Büyüktaş/Cumhuriyet)