Uzaktan eğitim geçen yıl başladığında herkes Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) bu konuda hazırlıksız oluşuna karşı anlayışla yaklaştı.

Çünkü pandemi öngörülemez bir şekilde geldi ve MEB’in de bunu öngörmemesi anlaşılabilirdi. Fakat virüsün ülkede görüldüğünün ilk kez görüldüğünün duyurulduğu 11 Mart’tan bugüne 5 ayı aşkın bir zaman geçti. Ancak MEB ne yüz yüze eğitime geçmek için ne de uzaktan eğitimi sağlıklı ve erişilebilir bir şekilde yürütebilmek için çalışmalar yaptı.

Sonuç olarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılı 31 Ağustos tarihinde uzaktan eğitim yoluyla başladı. Fakat buna gelene kadar da MEB’den ya da Bakan Ziya Selçuk’tan çok net açıklamalar gelmedi.

Okulların nasıl açılacağı hep soru işareti olarak kaldı. Önce kesinlikle yüz yüze dendi. Sonra ilk olarak uzaktan başlayacak, ardından yüz yüze olacak dendi. Önce telafi eğitimleri yüz yüze başlayacak dendi, sonra uzaktan başladı. Özetle, MEB bu süreci tamamen plansız ve hazırlıksız yürüttü. Hiçbir planlama yapılmadı.

Birgün'den Meral Danyıldız & Mustafa Kömüş'ün haberi şöyle:

Dosyamızın ikinci gününde yine iki veli ve üç öğretmenin görüşleri var. Muğla’da yaşayan bir veli bulunduğu bölgede internete erişimde yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekti. Diyarbakır’da yaşayan dört çocuklu bir veli ise yaşadıkları geçim sıkıntısını ve bu sebeple bilgisayar, tablet ve internet satın alabilecek güçleri olmadıklarını aktardı. Antep’te yaşayan bir öğretmen 105 öğrencisi olduğunu ama sadece 20’sinin derse katıldığına değinirken, İstanbul’da yaşayan bir öğretmen ise eğitimde var olan eşitsizliklerin derinleştiğine vurgu yaptı. Hopa’da yaşayan bir öğretmen ise öğrencilerin çay topladıklarını ve bu nedenle eğitimin aksadığını aktardı.

Antep’te genellikle dezavantajlı çocukların yaşadığı bölgede öğretmenlik yapan Gülfidan Özpolat, ailelerin sosyoekonomik anlamda çok ciddi sıkıntılar yaşadığının altını çizdi. Üzerine kayıtlı 105 öğrenci varken derse yalnızca 20 kişinin katıldığını belirten Özpolat, buna sebep olarak bilgisayar ve internet erişimini işaret etti. Özpolat, Antep’te yaşayan Suriyelilerin sayısının 100 bini aşkın olduğunu ve bu kişilerin eğitimden tamamen yoksun kaldığını ifade etti. Özpolat şöyle konuştu: “Bir derste üzerime 60 öğrenci tanımlanmıştı, katılım yalnızca 10’du. Bizim ulaşabildiğimiz tüm velilerimizi ders saatlerinden haberdar ediyoruz ki zaten herkesin gireceği dersin saati ve günü belli. Ancak buna rağmen katılım oldukça düşük. Çünkü internetleri yok, yeterli cihazları yok, çok çocuklu ailelerde çocukların dersleri çakışıyor, giremiyorlar. Haftada iki ders canlı ders olduğunu düşünürsek öğrencilerin sınırsız internete ihtiyaçları var ama bizim çocuklarımızın böyle bir durumu yok. Antep’te altyapının yeterli olmadığı mahalleler de var. Bizim ilimizde yaklaşık 100 bin tane Suriyeli öğrenci var, bu öğrencilerin büyük bir kısmı da derslerden çok uzak kaldı. Evinde televizyonu olmayan öğrencilerimiz var. Canlı derslere girmeyi bırakın, televizyondan bile EBA’yı takip edemeyen öğrencilerimiz var. 105 öğrenciden en fazla 20 öğrenciyle ders yapabildim. Çok ciddi bir sıkıntı var.”

Televizyonu olmayan öğrenciler var

EBA destek merkezlerine de değinen Özpolat, bu noktalara gidecek öğrenciler için yeterli cihaz da sağlanması gerektiğini ifade etti: “Orada kuracakları cihazlar yeterli olacak mı? Benim çalıştığım mahallede bütün veliler neredeyse asgari ücretle çalışıyor. İki çocuğunuz olduğunu düşünün, hem onlara yetecek internet, derslere katılacak yeterli cihaz gerekli. Bu çok ciddi bir maliyet. Velilerimiz çok üzgünler. Mesela benim 34 kişilik sınıfımda evinde televizyon olmayan iki öğrencim var. Cihazı, interneti ve akıllı telefonu olmayan öğrencilerim var. O çocukların özel ders alabilme, dershaneye gitmek gibi koşulları yok. Sadece okuldan bir şeyler öğrenebiliyorlar. Ama okulla aralarında duvar örülmüş durumda.”

Eşitsizlik derinleşiyor

İstanbul Gaziosmanpaşa Ertuğrul Gazi İlkokulu’nda görev yapan ve aynı zamanda Eğitim Sen 4 No’lu Şube Başkanı da olan Yurttaş Yıldırım ise, 33 mevcutlu sınıfta online derslere katılan kişi sayısının en fazla 14-15 olduğunu belirtti. Yıldırım şöyle konuştu:

“Çocukların evlerinde internet olmaması, internet olsa bile uygun altyapı olmamasından dolayı birçok öğrencimiz canlı derslere katılamıyor. Ben ilkokul üçüncü sınıf öğretmeniyim, liselerde bu oran çok daha düşüyor. Meslek liselerinde bu oran yüzde onlarda kalabiliyor. Evlerinde tablet, bilgisayar, internet erişimi yok. Telefon üzerinden girmeye çalışıyorlar. Evde sadece babanın telefonu varsa o da işe giderken yanında götürmek zorunda kalıyor. Bu nedenle hiçbir şekilde erişim olmuyor. Evlerde telefon çekmediği durumlar oluyor. Kaldı ki öğrencilerin telefonla yazıları görme şansları az, çok sağlıklı bir erişim olmuyor. Mutlaka tablet ya da bilgisayar edinilmesi gerekiyor. Bakanlığın koyduğu EBA destek noktaları var. Bunlar da her ilçedeki belirli noktalarda. Buralara özel bir yatırım yapılmamış, var olan bilgisayarlar buralarda kullanılıyor. Ancak oradaki bilgisayar sayısı da 6‘yı, 7’yi geçmiyor ve işleyiş çok da sağlıklı değil. Çocuğun oraya erişmesi sıkıntılı, görevlendirilen öğretmenler hakkında net bir bilgi yok. Özel okullardaki erişme yüzdesi devlet okullarında giderek azalıyor. Özel okullarda 6 saat canlı ders yapılıyor, çoğu öğrencinin bilgisayar ve tableti olması üzerinden yürütülüyor. Devlet okullarında ise bilgisayarı olmayan öğrenciler uzaktan eğitime ulaşamıyor. Bu da haliyle öğrenciler arasındaki eşitsizliği daha da derinleştiriyor. Özellikle yoksul ve dezavantajlı öğrencilerin bulunduğu bölgelerde uzaktan eğitim oldukça düşüyor” dedi.

Hopa’da görev yapan Öğretmen Zeliha Yıldırım da çay sezonunun sonunda olduklarını ve bu esnada çocukların aileleriyle çay toplamak için köylere gittiğini söyledi. Köylerde teknik altyapı olmadığı için öğrencilerin derse katılamama durumları da olduğunu belirten Yıldırım, “Biz bazı velilerimize ulaşıp, pandemi döneminde köyde yaşamaya devam edeceklerse, köye bir şekilde internet çekilmesini talep etmelerini söylüyoruz. Ancak şu anda onlarında yapabileceği bir şey yok” şeklinde konuştu.

Erişim sıkıntısı

Muğla Ula’da altıncı sınıfa giden bir çocuğu olan ismini vermek istemeyen bir veli, bulundukları yerde herhangi bir operatör sistemi olmadığını ve telefonların çekmediğini söyledi. Veli konuyu CİMER’e de taşıdıklarını ama çözüm bulamadıklarını aktardı. Velinin ifadeleri şöyle: “Çocuğum televizyondan erişebiliyor ama televizyondan da pek bir şey anlamıyorlar. Biz bunu CİMER’e bildirdik. Ancak herhangi bir yazı gelmedi. Köyde okuyan ailelerin çocukları internet üzerinden eğitimden yararlanamıyor. Hastalıktan dolayı Muğla’dan köye gittik. EBA’ya televizyondan bakabildi sadece. İnternet üzerinden hocaların gönderdiği ders notlarına bakamıyoruz. Böyle olunca sınavlara da hazırlanamadı. Yalnızca kitapları geldi. Kitaplar üzerinden çalışıyor çocuğum ama internet üzerinden eğitim alamıyor. Bir tane ufak oğlum var. Kardeşine bazen izletmediği oluyor. Ufak olduğu için çizgi film izlemek istiyor. Çocuğum canlı bağlantılara katılamıyor.”

"Abimin ders saatiyle çakışıyor!"

Gülfidan Özpolat’ın derse katılımla ilgili soruya öğrencilerin verdiği cevaplar şöyle:

♦ Bilgisayarımız var ama çalışmıyor, bozuldu. Annemin telefonu da eski model olduğu için EBA indirilmiyor.

♦ Tabletimiz yok. Annemin telefonundan da kardeşim ve ben birlikte çalıştığımız için biraz zor oluyor.

♦ Biz maddi olarak zor durumdayız. Evde televizyon, bilgisayar ve internet yok.

♦ Biz 4 kardeşiz. Evde bir telefonumuz var ama o da bozuk.

♦ Bazen komşunun bilgisayarından giriyorum. Liseye giden abimin ders saatiyle çakışıyor. Bu eğitimden hiçbir şey anlamıyoruz.

EBA’ya çocuklar hiç giremedi

Diyarbakır Silvan’da yaşayan 40 yaşındaki ismini vermek istemeyen bir başka veli ise yine bilgisayarı olmayan binlerce aileden yalnızca bir tanesine örnek. Görme engeli bulunan veli, dört çocuğu ve eşiyle altı kişilik bir aile olduklarını aktardı. Ayda 850 TL’ye karınlarını doyurmaya çalıştıklarını belirten veli, bilgisayar alacak durumunun da olmadığını söyledi: “İnternete erişimi geçtim, bilgisayar alacak durumum da yok. Başvurduğum yerlerden bir sonuç alamadım. Biz köyde ikamet ediyoruz ve eğitimden dört dörtlük faydalanıyoruz desek yalan söyleriz. Okul da yok. Çocuklarıma ne defter ne de kalem alabildim. Eğitimin belirsizliğinden dolayı hiçbir şey yapamadım. Artık ne şekilde eğitim alacaklarını bile bilmiyorum. EBA’ya çocuklarım hiç giremedi. Girebilmeleri için en azından bir bilgisayarın olması şart. Televizyondan kısmen bakabildiler. Herhangi bir kaynağa erişemiyorlar ki. Televizyondan çocuğun rahat alabileceği bir şey yok. Ses oluyor, gürültü oluyor. Ama bilgisayar olsa girip herhangi bir yayınevinin sayfasına istediği kitaba veya kaynağa erişebilecek, test çözebilecek. Bu şekilde giderse çocuklarımız hiçbir şey öğrenemeyecek ve öğrendiklerini de unutacak. En azından bir internet ağı olsa veya çalışabilseler istedikleri testi çözüp kendilerini geliştirebilecekler.”