Birgün gazetesi, koronavirüs nedeniyle ara verilen okulların tekrar kısıtlı imkanlarla, kısmen yüz yüze kısmen uzaktan eğitim olarak başlamasıyla ilgili detayların yer aldığı sorunlara değindi. 

Gazetenin haberi şu şekilde:

Koronavirüs pandemisinin en çok etkilediği alanlardan biri eğitim oldu. Hem ülkede hem de dünyada yüz milyonlarca öğrenci okullarından uzak kaldı. Evlerine kapanan öğrenciler eğitimlerini de online olarak devam ettirdi. Bu durum Türkiye’de halihazırda var olan imkan eşitsizliklerini daha da gün yüzüne çıkardı. Evlerinde bilgisayarı, interneti hatta televizyonu olmayan milyonlarca yurttaş var.

Sadece bu da değil. Çok çocuklu ailelerde evinde tek bir bilgisayarı olanların sayısı da oldukça fazla. Bunun dışında evde kalamayıp aileleriyle birlikte tarlalarda çalışanlar da bulunuyor.

Milli Eğitim Bakanlığı geçen eğitim-öğretim yılında sisteme erişemeyen çocuklar için hiçbir şey yapmadı. 2020-2021 eğitim-öğretim yılında ise ‘Mobil destek noktası’ ismiyle çok da yeterli olmayan sistemler kurdu. Üniversite öğrenciler için ise tek çözüm ‘kayıt dondurma hakkı’ oldu. Öğretmenler ve veliler yaşadıklarını aktarırken uzmanlar ise sorunların çözümüne ilişkin önerilerini aktardı.

***

Dosyada bugün veliler ve öğretmenler geçen yıl ve bu yıl yaşadıkları deneyimleri ve hissettiklerini anlattı. Veliler internet ve bilgisayar olmamasının yarattığı sıkıntıları aktarırken öğretmenler ise öğrencileriyle iletişimde yaşadıkları sıkıntılara değindi. Evinde bilgisayarı olmayan iki çocuklu bir veli, akıllı telefonuyla çocuklarının EBA’ya bağlanırken yaşadığı sıkıntıları aktarırken bir öğretmen ise öğrencilerinin yarısının derse katılabildiğini ifade etti.

BABAMIN EVİNE GİDİYORUM

Edirne Merkez’de yaşayan iki çocuk velisi Gamze Kesermi hem kendilerinde hem de mahallerinde yaşayan birçok ailede internet veya bilgisayar olmadığını aktardı. Kesermi şunları söyledi: “İki çocuğum var. Biri 12 yaşında altıncı sınıfa gidiyor. Bir de üç buçuk yaşında küçük bir çocuğum var. Uzaktan eğitimin başlaması ile biz çok zorlandık. Bizim evimizde bilgisayar ve internet yok. Bu nedenle çocuklarımı sabah alıp babamın evine gidiyorum.

Ancak orada çocuğun rahatlıkla derse girmesi, odaklanması açısından elverişli bir ortam yok. Zaten küçük kardeşi var bir de kız kardeşimin bebeği oluyor. Uzaktan eğitime çocuk sessiz ve uygun bir ortamda katılamıyor. Biz sabah erkenden geliyoruz babamlara. Mahalledeki arkadaşlarımda da görüyorum.

Çoğunda bilgisayar, internet yok. Çocukların hem imkânı hem de uygun ortamı yok, benim evim tek oda. Ben veli olarak zorlanıyorum. Çocukların bu eğitimden verim aldığını düşünmüyorum.”

Balıkesir Ayvalık’ta yaşayan ve yine iki çocuk velisi olan Meva K. ise uzaktan eğitim derslerini akıllı telefonla takip etmeye çalıştıklarını söyledi.

Bölgede yaşanan sorunlar nedeniyle üç ayda internet bağlatabildiklerini aktaran Meva K., sık sık donma problemiyle karşılaştıklarının altını çizdi:

“İnterneti üç aydan beri ilk defa yaptırabildik. Başta internet için altyapı yok dediler. Üç ay boyunca ertelediler. En sonunda bağladılar. Direkt yok dediler, komşumuz izin verdiği için onun direğine bağlandık ve o şekilde yaptırabildik. Bilgisayarımız ve tabletimiz yok. Akıllı telefondan ders takip ediyoruz. Çocuğum uzaktan eğitimde telefon donduğu için bazı şeyleri duymuyor, o sebeple geri kalabiliyor, kendini ifade edemiyor. Öğretmenin gönderdiği dersler oluyor, telefonda soruları işaretleyemiyor. 3 ay boyunca internetimiz yoktu.

Bu süreçte yalnızca kitaptan çalıştı. İnternet paketi de yetmiyordu. O sebeple ödevleri yapamadı, birçok şeyden geri kaldık. Televizyondan öğrendikleriyle bir şeyler yapmaya çalışıyor ama çok sıkıntı çekiyoruz. Öğretmen bilgisayar lazım diyor, yok diyorum. Onlar da ‘şu anlık televizyondan yapın’ diyor.”

Bilgisayar almak için gittiklerini ancak eli boş geri dönmek zorunda kaldıklarını aktaran Meva K., “İkinci el bilgisayarlar iki binde dört bin TL’ye kadar. Daha önce ne kadar diye sorduk, 600-700 TL dediler. Nedenini sorduk, yığılma olduğu için dediler. Sıfırlar zaten altı yedi bin TL’den başlıyor. Alamayıp geri döndük. Şimdi çevreye haber saldık, ikinci el bilgisayar arıyoruz. Başka türlü bulamıyoruz, çok pahalı. Maddi durumu kötü olanlar için bilgisayarı devletin vermesi gerekiyor. Milyonlarca insan var bilgisayarı olmadığı için derse giremeyen. Bende bir telefon var, küçük oğlum oyun oynamak istiyor, o esnada abisi de derse girmek istiyor. Sıkıntı yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

***

SIKINTISI OLMAYAN YOK

Öğrenciler yanında öğretmenler de EBA’dan şikâyetçi. Kırklareli’nde görevli Öğretmen Eser Çolak okulunun merkezde olmasından kaynaklı diğer okullara daha iyi olduğunu aktardı. Çolak, birçok öğretmenin de cihaz sıkıntısı yaşadığını anlattı.

Çolak şunları anlattı: “Dezavantajlı bölgelerde katılım oranı azalıyor. Veli ve öğrenciler genelde EBA’ya girmekte zorlanıyorlar. Örneğin canlı derse giriyoruz fakat birçok zaman programdan kaynaklı giriş sıkıntısı yaşıyoruz. 5-15 dakika arası giremediğimiz oluyor. Dersler zaten otuz dakika ve neredeyse yarısında giremiyoruz.

Bu nedenle burada bir geride kalma durumu zaten var. Kaldı ki Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilerin bütün konulardan sorumlu olduklarını daha yeni açıkladı. Bu çocuklar ders yaptıktan sonra girmeyenlere tekrar telafi dersi yapmak imkânsız gibi bir şey. Öğrenci ve veli açısından bu ekstra külfet demek.

Ayrıca benim eşim de öğretmen, iki çocuğum var. Biri birinci sınıfa yeni başlıyor. Benim ve eşimin canlı dersleri var, çocuğum da canlı derslere girecek. Bizler de teknik anlamda sıkıntı yaşıyoruz. Biz ders yaparken onların nasıl ders alacağını planlayamıyoruz.”

ÖĞRENCİLERİMİN YARISI KATILIYOR

İzmir Buca Ahmet Kutsi Tecer İlkokulu Sınıf öğretmeni Özcan Çetin ise pandemi sürecinin başından bu tarafa MEB’in her konuda hazırlıksız olduğunu belirtti.

EBA’nın önceki gün çökmesine de değinen Çetin, yaşananları şöyle anlattı:

“Geçen hafta okul idareleri tarafından EBA dersleri atanıyordu, öğrencilerin katılımı düşük olsa da ders yapabiliyorduk. 27 kişilik sınıfta 13 14 öğrenciyle ders yapabiliyorduk. Bu koşullar devam ettikçe sayı 7-8’e düştü. Ailelerde internet paketinin olmaması, tabletin olmaması, sadece telefon üzerinden bağlantı olması sürdürülebilir bir olay değil. Bu hafta ise eğitimciler şu anda büyük bir sorunla karşı karşıya kalmış durumda.

 

MEB’in öğretmenlere okul idarelerinin ders ataması yaptıktan sonra kendilerinin de harici canlı ders ataması yapabileceği noktasında bir genelgesi oldu. 1 ve 4’üncü sınıfların öğretmenlerinin harici ders ataması yapabileceği konusunda duyumlar oldu. Buna biz başladık. Ancak şöyle bir sorunla karşı karşıya kaldık, biz akşamdan öğrencilere linki gönderdik, saati söyledik, geçmiş dönemdeki gibi hazırlıklarını yaptılar.

Zoom destekli EBA’ya bağlanmaya çalıştık ama altyapı kaldıramadı. Diğer bir boyutu ise maalesef öğretmenlerin maaşını tartışan MEB, öğretmenlerin ders ücreti alabilmeleri bir sınıf öğretmeninin otuz saat ders yapması gerek diyor. Yani öğretmenin günde 6 saat canlı yayın yapması gerekiyor. Bu denenmeye başlandı, herkes atama yapmaya başladı ve EBA çöktü. 27 tane öğrencim var, bu öğrencilerimden bilgisayarı veya tableti olan kişi sayısı 13. Diğerleri telefondan giriyor. Telefondan girenlerin de interneti yetmiyor. Hele bu süreçte bu devam ederse zaten sürdürülebilir değil. Bizim isteğimiz öğrencilerimize mutlaka ücretsiz tablet ve internet erişiminin sağlanması.”

VERİMLİ DEĞİL

Konya’da öğretmenlik yapan ismini vermek istemeyen bir öğretmen ise, “Benim öğrencilerimin çocuğunun tableti, bilgisayarı yok. Bağlanabilenler telefonla bağlanıyor. O da verimli olmuyor. Ekrana bir şeyler yansıtıyoruz, çocuk okumak için uğraşıyor, verimli olmuyor.

Çocukların kardeşleri de var, ablası bağlıyor, diğer kardeşleri bağlanamıyor. Derse çok geç bağlanmak zorunda kalıyor. Teknik anlamda girilmiyor. Eşim de ben de öğretmeniz. Çocuğum sekizinci sınıfta. Bize bile bilgisayar yetmiyor. Derse katılım oldukça düşük. Bazen sisteme girip 2 öğrenciyle karşılaştığım anlar oluyor” dedi.

***

Katılım yüzde 15

Eğitim Sen’in geçen günlerde açıkladığı raporda derslere katılımla ilgili şu ifadeler yer aldı: “EBA üzerinden yürütülen canlı derslere katılım, birçok okulda yüzde 15-20 dolaylarında kalmıştır. Öğrencilerin dersleri izlemek için gerekli teknolojik donanım ve internetten yoksun olmaları eşitsizliklere yol açmış, anayasal bir hak olan eğitim hakkı kullanılamaz hale gelmiştir. *Öğretmenlerden yüzde 65’i 10 saatten fazla uzaktan eğitim dersi verdiklerini ifade etmişlerdir. Bu öğretmenler tarafından yürütülen canlı derslere, sınıf mevcutlarının yarısından fazlasının katılmadığı görülmüştür. Canlı derslere katılan öğrencilerin yüzde 70’ten fazlası derslerde sadece dinleyici konumunda kalmışlar, ders süresince ses ve kameraları kapalı tutulmuştur.”

Hazırlayan: Meral Danyıldız & Mustafa Kömüş