Fatih Altaylı, bugünkü köşesinde Faruk A. isimli bir öğrenci velisinin okulların ağustos ayı sonunda açılacak olmasından duydğu endişeyi dile getiren mektubunu yayınladı.

"Bu şartlarda okullar nasıl açılacak?" başlıklı mektup şöyle:

Merhabalar Fatih Bey,
8. sınıfa geçmiş bir kızın babası olarak, okulların açılma tarihi yaklaşırken sizinle hem düşüncelerimi paylaşmak hem de sizden bu konuyu dile getirmenizi istemek için yazma gereği duydum.
Malum vaka sayıları 900’ün altına inmedi ve bayram vs ineceği de yok. Doktor ve diğer sağlıkçı tanıdıklarım sizin de yazdığınız gibi vaka sayısının giderek arttığını söylüyorlar. Görünen o ki; vaka sayısı yakın bir gelecekte azalmayacak.
Bu şartlarda okulların durumu ne olacak? Yine ekonomik kaygılarla yani özel okullar batmasın, kayıt yapabilsinler diye düşünülerek okullar açılacak. Bunu da bir yere kadar anlayabiliyorum.
Ancak benim devletten ya da iktidardan talebim şu, istediği okulu istediği tarihte açsın ama beni bir baba olarak böyle bir sağlık tehdidi altında çocuğumu okula göndermek zorunda bırakmasın.
Zaten göndermeyeceğim, ancak 4+4+4’teki gibi çocuğuma "geri zekalı" raporu aldırmak durumunun benzerine düşürmesin.
Benim fikrim şu; En azından kasım ortasındaki 1 haftalık tatile kadar okullar bence hiç açılmamalı, eylül ekim döneminde vakalar gözlemlenmeli, acele edilmemeli. Dünyanın en önemli üniversiteleri bile uzaktan eğitimle devam edeceğiz derken, bizim inat etmemiz mantıksız. Öğretmen ve veli işbirliği artırılarak sorum çözülebilir. Öğretmenler her hafta ders kitaplarının yanında ek olarak doküman, test vs hazırlayarak müfredatı takip edebilir. Örneğin, çocuklar okula gitmesin ancak biz veliler her cuma öğretmenle okulda buluşarak, öğretmenin hazırlamış olduğu ek dokümanları alıp çocuğumuza iletelim. Bir sonraki hafta cuma günü de çocuğumuzun çalıştığı dokümanları öğretmene götürelim, öğretmenden de yeni haftanın dokümanlarını alalım. Böylece kasım ortasını görelim, gerekirse sınavlar online vs yapılsın, ki geçen dönem sene sonu öyle yapıldı.
Bu benim önerim, eğitimciler daha isabetli ve verimli öneriler üreteceklerdir mutlaka. Ama ana babayı, bu virüs ortamında çocuğunun sağlığı ya da hayatıyla sınamaya kalkmak hiç insani değil. Şöyle ki, çocuğum virüs kaparsa hayatta kalabilir belki ama ya bu virüsten dolayı 5 - 10 sene sonra ya da daha ileride, bedeninde başka bir sorun yaşamayacağını kimse garanti edemiyor. Öyleyse ben neden çocuğumun hayatını riske edeyim. Ya da benim gibi düşünen milyonlarca insan neden çocuğunun hayatını riske ediyormuş durumuna düşsün.
Eğer illa açacağım derlerse, ben zaten çocuğumu okula göndermeyeceğim. Sene kaybedecekse etsin, zaten bu memlekette her insan sene ya da seneler kaybediyor, bu nesil de bu periyotta kaybetsin, ne olacak ki.
Uzattım çok özür dilerim, yoğunsunuz, çok zamanınızı aldım. Ama bu konuyu her açıdan gündeme getirecek başka bir kişi ya da mecra yok. Siz de, değerlendirdiğinizde haklı gördüğünüz noktalar olursa ve bununla birlikte konuyu gündeme getirirseniz sevinirim.
Size ve ailenize sağlık diliyorum.