Christchurch kentindeki iki camide 50 kişiyi katleden Brenton Tarrant'ın 74 sayfalık manifestosunu bilgisayara indirmiş halde yakalananlar 10 yıla, bir başkasına gönderirken yakalananlar 14 yıla varan hapis cezasına çarptırılabilecek.

Ancak yasak kararını, çok ileri gidildiği uyarıları takip etti.

İngiltere Uluslar Topluluğu'na bağlı Yeni Zelanda'daki Sansür Şefi makamı, Christchurch kentindeki iki camide 50 kişiyi katleden Brenton Tarrant'ın 74 sayfalık manifestosunu yasakladı. 

Avustralya vatandaşı Tarrant'ın katliamdan önce yayımladığı manifestoyu bilgisayara indirmiş halde yakalananlar 10 yıla, bir başkasına gönderirken yakalananlar 14 yıla varan hapis cezasına çarptırılabilecek.

'İLGİ ÇEKER, MERAK UYANDIRIR'

Bu karar, Yeni Zelanda'da ifade özgürlüğü tartışmasını da beraberinde getirdi. Böyle bir yasağın çok ileri gittiğini söyleyenler, yasak yüzünden saldırgan ile manifestosunun daha fazla ilgi çekebileceği uyarısını da yaptı. 

Arkadaşları ve komşularının çok sıradan biri olduğunu söylediği Tarrant'ın karakterini ve düşünüş şeklini anlamak için en yakın merceği bu manifesto tutuyor.

'IŞİD PROPAGANDASI DA YASAK'

Sansür Şefi David Shanks ise Tarrant'ın manifestosunun çocukları öldürmek gibi çok korkunç zalimlikleri haklı çıkarmaya ve terör eylemlerini teşvik etmeye çalıştığına ve hatta nerelerin hedef alınması gerektiğine dair kılavuzluk edip saldırı düzenleme yöntemlerini aktardığına dikkat çekti.  

Kendisinin de ekibiyle birlikte yasağın daha fazla ilgi yaratmasından endişelendiğini, ama nihayetinde IŞİD propagandasıyla aynı muameleyi yapmak gerektiğine karar vardiklerini söyleyen Shanks, nitekim IŞİD propagandasını yasaklamış olduklarını hatırlattı. 

Daha önce Tarrant'ın yaptığı katliamı kaskına bağladığı kameradan canlı yayımladığı 17 dakikalık videoyu da yasaklamış olan Sansür Şefi, araştırmacılarla gazetecilern he iki yasaktan da muaf tutulmak için başvurabileceğini belirtti.

Ancak videonun yasaklanması kabul görmüşken manifestonun yayımlanması tartışma yarattı.  

'YASAKLANINCA MERAK ETTİM'

İfade Özgürlüğü Koalisyonu Sözcüsü ve anayasa hukuku avukatı Stephen Franks, "Komplo teorilerine mahal bırakılmadığında, hiçbir şey saklanmadığında insanlar birbirlerine ve liderlerine daha çok güveniyor.  Böyle şeyleri bastırmanın tehlikeleri ve riskleri, insanların kötülüğü veya deliliği kendilerinin fark edip kendi sonuçlarını çıkarmasından çok daha büyük" dedi. 

'HİTLER'İN KAVGASI YASAK DEĞİLKEN'

Yasaklanan dek manifestoyu okumak gibi merakının olmadığını söyleyen Franks "Şimdiyse yasak meyve olduğu için meraktan çatlıyorum. Başkalarının da böyle hissedebileceğinden endişeliyim" diyerek ekledi:

"Yeni Zelanda halkı Adolf Hitler'in Kavgam kitabını okumakta özgürken böyle bir yasak saçmalığın dik alası."

Aynı zamanda Başbakan Jacinda Ardern'in saldırganın bu katliamla adının anılmasını amaçladığını, bu nedenle adını hiç anmayacağını söyleyip herkesi sadece kurbanların adını anmaya çağırmasına koşut olarak medyada da Brenton Tarrant'ın adını kullanıp kullanmama tartışması başladı.

Haber sitesi Stuff, cumartesi günü Tarrant hakkında 1800 kelimelik portre yayımlarken adını hiç yazmadı. 

The New Zealand Herald hem Tarrant portresi hem de hem de Ardern'in tutumunu yalanlayan bir başyazı yayımlayıp "Makalemizde onun adını mümkün olan en az sayıda geçirdik" dedi.

Medyada ve kamuoyunda Tarrant'ın avukatını kovup kendi savunmasını yapacağını söylemesinin ardından davasını şova çevirebileceğine dair endişe de var.