Venezüella’da, ABD başta olmak üzere birçok ülkenin kendisini “geçici devlet başkanı” ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu tanımasıyla başlayan siyasi kriz sürüyor. Selçuk Üniversitesi’nden Latin Amerika uzmanı Esra Akgemci, Venezüella’da yaşanan süreci ve gelinen noktayı Cumhuriyet’e değerlendirdi.

Cumhuriyet'ten Hüseyin Haytsever'in aktardığına göre Akgemci, “Şu anda iktidar ve muhalefetin diyaloğa zorlanması gerekiyor fakat muhalefet Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun zayıflamasını bekliyor” dedi.
Maduro’nun devlet başkanı olduktan sonra attığı adımların, ülkeyi dış müdahaleye açık hale getirdiğini belirten Akgemci, “Eski Devlet Başkanı Hugo Chavez’in ölümü ve petrol fiyatlarındaki düşüşün arka arkaya denk gelmesi Maduro’yu çok zorlu bir krize soktu. Maduro, Chavez’in başlattığı Bolivarcı devrimi radikalleştirmekle iktidarını sağlamlaştırmak arasında bir tercih yapmak durumundaydı ve tercihini iktidarını sağlamlaştırmaktan yana kullandı. Kendi tabanından gelen Bolivarcı devrimin derinleştirilmesi taleplerini göz ardı etmesi, ABD destekli muhalefetin eline devrimin kazanımlarının paramparça edilmesiyle sonuçlanabilecek bir fırsat verdi” diye konuştu.

Maduro’nun, 2015’teki parlamento seçimlerinde çoğunluğu kaybetmesinin ardından 2017’de anayasa değişikliği gerekçesiyle “Kurucu Meclis” kurulması kararı aldığını, bunun da meşuiyet tartışmalarını doğurduğunu anımsatan Akgemci, “Muhalefet o dönemden bu yana tüm seçimleri boykot ediyor” ifadelerini kullandı.

‘Darbe kışkırtılıyor’ 

Venezüella’da muhalefetin Maduro ile demokratik yollarla mücadele etmediğini belirten Akgemci, “Maduro’da otoriterleşme eğilimi var, fakat muhalefetin ana gövdesi de demokratik bir tavır içinde değil. Seçimleri boykot etmek, seçim sonuçlarını tanımamak darbe ve dış müdahale gibi seçenekleri kışkırtıyor. Guaido’nun kendisini geçici devlet başkanı ilan edeceği ve ABD Başkanı Donald Trump’ın onu resmen tanıyacağı, Maduro yeni görev dönemine başlamadan çok önce basında yer almıştı. Bu da muhalefetin çok önceden kararlaştırılmış, uluslararası ayağı da olan bir plan çerçevesinde hareket ettiğini gösteriyor” diye konuştu.

‘Zor günler kapıda’ 

Venezüella’da çözüm yolunun, Maduro ve muhalefetin diyaloğa girerek karşılıklı adımlar atmasının sağlanmasından geçtiğini vurgulayan Akgemci, “Uluslararası tarafsız diplomatik girişimlerle iki tarafa da karşılıklı adım atmasını sağlayacak şekilde bu sorun çözülebilir, diyalog yolu açılabilir. ABD, Venezüella’da insani krize neden olan yaptırımları askıya alırsa, Maduro da Kurucu Meclis’i feshederse ve bu ortamda yeniden seçimlere gidilirse meşruiyet krizi çözülebilir” dedi. Akgemci, çözümün diyalogdan geçtiğini vurgulasa da mevcut koşullarda bunun çok zor olduğuna da dikkat çekerek “Maalesef Venezüella’yı zor günler bekliyor. Maduro’yu zayıflatmak için sürdürülen uluslararası baskının Venezüellalılar üzerindeki etkisi her geçen gün biraz daha ağırlaşacak, fakat Maduro iktidardan düşerse Bolivarcı Devrim’in tüm kazanımları paramparça edilecek. Böyle bir çıkmazda ülkenin geleceği hayli karanlık görünüyor” ifadesini kullandı.

‘Türkiye’nin desteği söylemsel’

Akgemci, Türkiye’de hükümetin Maduro’ya verdiği desteğin, Rusya ve Çin’inki gibi somut olmadığını ve söylem düzeyinde kaldığını savunarak “Erdoğan’ın Maduro’ya sınırsız destek verdiğini görüyoruz ancak Türkiye’nin Venezüella’ya verdiği desteğin sınırı altın ticareti meselesinde görülecektir. ABD’nin yaptırımlarına Türk şirketlerin ne ölçüde uyacağı, Venezüella’ya desteğin ölçüsünü de gösterecek” dedi.

BM’de gündem Venezüella

Caracas yönetimine bayrak açarak kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido’yu tanıyan ülkelerin başını çeken ABD, Venezüella’daki siyasi krizin muhalefet lehine çözülmesi için yeni bir hamlede bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ni Venezüella gündemiyle acil toplantıya çağıran Washington, toplantıda krizin aşılması için atılacak olası adımların sıralandığı bir karar taslağı sundu. 

‘Taslakta seçim ve yardımlar var’

BM Güvenlik Konseyi’ndeki diplomatik kaynakların aktardığı bilgiye göre, karar taslağı Venezüella’da seçime gidilmesi ve ülkeye uluslararası yardımların mümkün kılınmasını kapsıyor. Taslak ayrıca “demokratik seçimle göreve gelmiş yegane kurum olan” Ulusal Meclis’in desteklenmesini öngörüyor.
Venezüella’da Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’nun kendisini “geçici devlet başkanı” ilan etmesinin ardından ilk olarak ABD, daha sonra Lima Grubu olarak adlandırılan Latin Amerika ülkeleri, son olarak da aralarında Almanya, Fransa ve İspanya’nın da bulunduğu birçok AB ülkesi Guaido’yu devlet başkanı olarak tanımıştı.