İran'da mollalara direnen kadınlar anlatıyor: Biz özgürlüğü kıyafette değil, demokraside arıyoruz, sokaklardaki isyan işkence ile bastırılmaya çalışılıyor

İran'da yaklaşık 20 gündür devam eden sokak gösterilerine katılan kadınlar yaşadıklarını Gerçek Gündem'e anlattı

İran'da mollalara direnen kadınlar anlatıyor: Biz özgürlüğü kıyafette değil, demokraside arıyoruz, sokaklardaki isyan işkence ile bastırılmaya çalışılıyor

GERÇEK GÜNDEM - MELİSA GÜLBAŞ

İran’da, Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasından 3 gün sonra hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolar ülkenin dört bir yanına yayılmaya devam ediyor. Yaklaşık 20 gündür devam eden protestolarda protestoculara sert önlemler alınmaya devam ederken ölü sayısı 100’ü geçti.

İranlı protestocular Sara Salehi ve Nasibe Shamsaei protestolar sırasında yaşadıklarını, güvenlik güçleri tarafından tutuklandıklarını ve protestoculara ‘acımayın, vurun ’emri verildiğini Gerçek Gündem’e anlattı.

“YAŞADIĞIM EN KORKUNÇ ŞEYDİ”

İran protestolarının ilk gününden beri protestolara katılan ve Tahran’da yaşayan Sara Salehi, İran’da ahlak polisleri tarafından tutuklanmayan bir kadının bile olmadığını söyledi:

“Ben de ahlak polisleri tarafından tutuklandım. Yaşadığım en korkunç şeydi. Ulusal kanallarda bize polislerin kibar olduklarını ve asla fiziksel şiddet uygulamadıklarını söylüyorlar. Ama bu kesinlikle doğru değil. Beni zorla arabaya bindirmeye çalıştılar. Arabada bana tokat attılar, zorla çantamı aradılar ve bana küfrettiler. Onlara karşı gelirseniz size istedikleri her şeyi yaparlar. Beni kelepçelediler ve cinayetten tutuklanan suçluların yanına götürdüler."

“TUTUKLANMAK YERİNE ÖLMEYİ TERCİH EDERİM”

Bugünlerde ahlak polisinin sokaklarda eskisi gibi görünmediğini ama onların yerine sokakta çok sayıda çevik kuvvet ve ordu mensubunun olduğunu belirten Sara, onları görünce dehşete kapıldığını söyledi.

“Sokakta ne zaman onları görsem kaçıyorum. Eğer beni tutuklarlarsa arkadaşlarıma ve aileme intihar edeceğimi söyledim, kesinlikle abartmıyorum. Çevik kuvvet polisi tarafından tutuklanmak yerine ölmeyi tercih ederim. Gözaltı sırasında kadınlara tecavüz ettikleri de doğru. En yakın arkadaşım bana hücrede neler yaşadığını anlattı. Hücrede onların sorularını yanıtlayana kadar onu dövmüşler ve taciz etmişler."

“COPLARIN NE KADAR ACI VERDİĞİNİ BİLİYORUM”

Birkaç gece önce protestolar sırasında arabasının kornasını çalarak tepkisini gösteren Salehi, sivil bir polisin yanına geldiğini aktardı:

“Birkaç gece önce sokakta arabamın yanında, korna çalıyordum çünkü bu öfkenizi göstermenin en iyi yollarından biriydi. Sivil polis yanıma geldi. Arabamın plakasını aldığını ve peşimden geleceğini söyledi. Sonra başka bir polis geldi. Arabanın camlarına copla vurmaya başladılar. Copların ne kadar acı verdiğini biliyorum. Coplarla bana vurmuşlardı ve bir hafta boyunca bacaklarımdaki morluklar gitmemişti."

Kendisinin ve diğer protestocuların şok tabancası ve biber gazı ile saldırıya uğradıklarını belirten Salehi, “ Birkaç gece önce yaklaşık 30 kadın ile birlikte sokaktaydım. Bir süre sonra polisler geldi ve bize coplarla vurmaya başladılar. Biz polisleri dağıtmayı başardık ama daha büyük bir grup şok tabancası ile geldi ve bize biber gazı sıktılar” dedi.

Salehi şöyle devam etti:

“Birçok arabanın camlarının polisler tarafından kırıldığını gördüm. Yalnız olanları veya küçük bir grupla dolaşan insanları gördüklerinde yol ortasında onları döverek öldürüyorlar. Kaç kişinin polis tarafından tutuklandığını veya dövülürken gördüğümü sayamıyorum bile.”

POLİSLER “ACIMAYIN, VURUN” EMRİ VERİYOR

Üst düzey güvenlik güçlerinin, protestoculara “acımayın, vurun” emri verdiğini söyleyen Salehi, dün gece buna bizzat tanıklık ettiğini söyleyerek yaşadıklarını anlattı:

“Dün protestocularla birlikte Enghelab Caddesi’ndeydim. Polis yine biber gazı sıktı ve astımım olduğu için başka bir sokağa arkadaşımın dükkânına gittim. Nefesim kesilmişti, ben arkadaşımın yanında yüzümü yıkarken polisler geldi. Gözümün önünde protestoculara ‘acımayın, vurun’ emri verildi ve insanlara ateş ettiler. Onları yarı kapalı dükkânın içinden gördüm."

Aynı gece, askerlerin Tahran Üniversitesi’ne ateş ettiğini gören Salehi, askerlerin üniversitenin içine girebilmek için ambulansları kullandığını söyledi.

“TELEFON VE KİMLİKLERİMİZİ EVDE BIRAKIYORUZ”

Devletin protestocuları cep telefonlarından takip ettiklerini söyleyen Salehi, protestolara çıkmadan önce telefonlarını ve kimliklerini evde bırakmaları gerektiğini söyledi:

“Telefon ve kimliklerimizi evde bırakıyoruz ve dışarı çıkarken kalın koyu renk giysiler giyiyoruz. Eğer galerinizde gösteri fotoğrafları ve videolar varsa tutuklanırsınız. Telefonunuzda hükümet aleyhine konuştuğunuzu gösteren mesajlar varsa da tutuklanırsınız, sizinle temas halinde olan kişilerin de peşine düşerler."

“TUTUKLANAN ARKADAŞLARIMDAN HABER ALAMIYORUM”

Yakın zamanda tutuklanan arkadaşlarından hiçbir haber alamadığını söyleyen Salehi, “Birkaç gün önce bir arkadaşım tutuklandı ve bana onu bir minibüse koyduklarını ve içeriye göz yaşartıcı gaz atıp kapıyı kapattıklarını söylediler. Başka bir arkadaşım daha tutuklandı. Önce onu dövdüklerini daha sonra fotoğraflarının çekildiğini duydum.

“BU REJİM OLDUĞU SÜRECE YAPTIĞIMIZ HİÇBİR ŞEY İŞE YARAMAYACAK”

Kendisinin ve diğer protestocuların özgürlük haklarını kıyafetlerinde değil demokraside aradıklarını söyleyen Salehi, “Bu rejim olduğu sürece yaptığımız hiçbir şey işe yaramayacak. Bu devrim halkın kalbinden doğdu, hepimizi ne için savaştığımızı çok iyi biliyoruz. Bu hükümet bir an önce ortadan kalkmazsa İran halkının kafasında ve ortak bilincinde asla sönmeyecek kıvılcımlar mutlaka belirecektir. Umarım bir gün ülkemde özgürce yaşayabilen bir kadın olurum” dedi.

“BENİ BİLİNMEYEN BİR YERE SORGUYA GÖTÜRDÜLER”

Gerçek Gündem’e konuşan bir diğer protestocu Nasibe Shamsaei, İran güvenlik güçlerinin evine saldırdığı anları anlattı:

“Dört yıl önce benim de evime güvenlik güçleri saldırdı ve beni tutukladı. Evimi basıp bana olabilecek en acımasız şekilde davranan, beni kelepçeleyen ve beni bilinmeyen bir yere sorguya götüren 8 tane erkekti. Bütün İranlı kadınlara böyle davranıyorlar. Sosyal medyanın her yerinde kadınlara yönelik muamelelerin ne kadar korkunç olduğunu gösteren videolar da var. Maalesef tam olarak sözlerimi anlayamazsınız çünkü bunların hiçbiri tanık olmadınız.”

“POLİS TARAFINDAN KATLEDİLEN 17 YAŞINDAKİ KIZIN CESEDİ ÇALINDI”

İran’da sadece bir şehirde günde 60’tan fazla insanın öldürüldüğünü söyleyen Shamsaesi, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Çocuklara ve kadınlara bile saldırıyorlar. Protestoların ardından çok sayıda çocuk öldürüldü. 16 yaşındaki bir işçi olan İkbal Şahnavazi, baskıcı güçlerin doğrudan açtığı ateş sonucu öldürüldü. Polis tarafından öldürülen 17 yaşındaki Nika Shakrami adlı kız, defnedildiği gün bile güvenlik güçleri tarafından ailesine ateş açılarak cesedi çalındı ve başka bir yere gömüldü.”

“ÖĞRENCİLERİ KURŞUNA DİZDİLER”

Polislerin üniversite gençlerine hiçbir şekilde merhamet göstermediğini belirten protestocu Shamsaei, İran’daki üniversitelerin tamamen kuşatma altında olduğunu söyledi:

“İran’ın en iyi üniversitelerinden biri olan Şerif Üniversitesi’nde pek çok genç saldırıya uğradı, tutuklandı, öğrenciler kurşuna dizildi. Güvenlik güçleri, gençlere acımasızca davranıyor. Onları soyuyorlar ve elektrik şoklarıyla işkence yapıyorlar. Bu olayla ilgili videolar da gördük, oradaki arkadaşlarımız da bize bunu söyledi. Onlar ülkemizin gençleri.”

“ASLA DURMAYACAĞIZ”

Ne olursa olsun durmayacaklarını ve protestolara devam edeceklerini söyleyen Shamsaei, “Protestoların durdurulması sadece tutukluların ve halkın güvensizliğine yol açar. Dökülen kan için devam etmeliyiz ve eğer biz durursak tutuklular kesinlikle daha ağır baskılara ve işkencelere maruz kalacaklar. Asla durmayı düşünmüyoruz.” dedi.

İRANLI GAZETECİ: “PROTECTOCULAR GÖZALTI SIRASINDA ÖLDÜRÜLÜYOR”

Gerçek Gündem’e konuşan ve güvenliğini korumak için ismini yayınlamadığımız İranlı gazeteci ise, İran’daki protestoların yaklaşık 20 gündür devam ettiğini ancak hükümetin bu protestoları şiddetli bir biçimde bastırdığını söyledi:

“Hükümet çocuklar ve gençler de dâhil olmak üzere en az 100 insanı öldürdü. Şu anda insanlar sokak protestolarını greve dönüştürmeye çalışıyorlar. Bazı üniversiteler ve öğretmenler açıklama yaparak greve gidiyor.”

“AİLESİ MAHSA’NIN CESEDİNİ BİLE GÖREMEDİ”

Polisin, Mahsa Amini’nin gözaltı sırasında doğal nedenlerden öldüğü konusunda ısrar etmesinin kesinlikle doğru olmadığını söyleyen gazeteci, “Mahsa’nın kulakları kan içindeydi ve gözleri morarmıştı. İran’daki birçok doktor, Mahsa’nın kafatasının kırıldığını ve bunun doğal nedenlerden olamayacağını söyledi. Mahsa’nın ailesi de İran medyasına Mahsa’nın boynunun ve yüzünün bazı kısımlarının kapatıldığını ve kızlarının cesedini bile göremediklerini ifade etti.

“KALBİNE, BOYNUNA VE MİDESİNE KURŞUN SIKTILAR”

Polisin protestoculara en acımasız şekilde müdahale ettiğini belirten gazeteci, “İran polisi 23 yaşındaki Hadis Necefi’yi 3 doğrudan ve yakın atışla öldürdü. Kalbine, boynuna ve midesine kurşun sıktılar. Hadis Necefi’nin annesi, kızının yüzünün bir kurşunla parçalandığını ve cesedin işkenceden sonra kendilerine teslim edildiğini söyledi.”

PROTESTOCULAR İŞKENCE SIRASINDA HAYATINI KAYBEDİYOR

Polisin gözaltı sırasında protestoculara işkence yaptığını belirten gazeteci, birçok protestocunun işkence sırasında hayatını kaybettiğini söyledi:

“Protestocuların ellerini ve ayaklarını kırıyorlar ya da onları öldüresiye dövüyorlar. Protestoculara psikolojik olarak da şiddet uyguluyorlar. Gözaltı sırasında protestoculara tecavüz edildiği de doğru. 2009’da Kahrizak gözaltı merkezinde mahkûmlar tecavüze uğramış ve ülke çapında skandala neden olmuştu.”

“KADINLARI SOKAK ORTASINDA ÖLDÜRESİYE DÖVÜYORLAR”

İranlı gazeteci, İran polisinin protestoculara şiddet uyguladığı birçok videonun her gün yayınlandığını sözlerine ekledi:

“Polisler protestocuları başlarından ve göğüslerinden bile vuruyorlar. Gençlere ve yaşlılara merhamet göstermiyorlar. Kadınları sokak ortasında öldüresiye dövüyorlar. İnsanların evlerine ateş açtıkları ve gaz bombalarıyla saldırdıkları videolar var. “
Sepideh Reshnu adlı bir kadının hapishanede işkence gördüğünü söyleyen gazeteci sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaklaşık iki ay önce radikal İslamcı bir kadın otobüste başka bir kadınla hijab (başörtüsü) yüzünden kavga etti. Dindar kadın diğer kadını döverek videosunu çekip polise verdi. Polis kadın kurbanı tutukladı ve hapishanede işkence yaptı. Reshnu’yu televizyona çıkmaya ve kadından özür dilemeye zorladı.”

Gazeteci şöyle devam etti:

“Diğer bir olay ise yine yaklaşık bir ay önce yaşandı. Radikal İslamcı kadın bir öğretmen trende hijab yüzünden iki kadınla kavga etti. Trendeki görevli kadına hiç kimsenin kıyafetine karışmaması gerektiğini söylediği için kovuldu. Kurbanlar tutuklandı, kadın saldırgana ise Eğitim Bakanlığında yüksek bir pozisyon verildi. Bu kadının adı Zainab Jafari!”

Yabancı medyanın İran halkının sesi olması gerektiğini vurgulayan gazeteci, “İran hükümetinin İran dışında güçlü medya propagandası var ve yerli gazetecileri bastırıyorlar. Siz Gerçek Gündem olarak İran halkının sesi oldunuz, insan haklarını geri almak için önemli bir adım attınız, çok teşekkür ederiz” dedi.