Patlama olduğunda İstanbul'da olan ve yakın çevresinden bilgi alan Yazgan, “Hastanelerde de büyük hasar var. Koronadan dolayı zor durumdaydılar. Şu anda koronanın ikinci dalgası yaşanıyor Lübnan’da. Ve ilk dalgadan çok çok daha fazla yeni vaka sayıları ve ölümler var. Dolayısıyla zaten işlemeyen sağlık sistemine bir de şimdi bu patlamanın etkisi gelince gerçekten daha da kötüleşti. Lübnanlılar çok öfkeli hesap sormak istiyorlar, suçluların bulunmasını istiyorlar” dedi.

Beyrut yaralarını sarmaya çalışıyor. Patlamanın ardından iki gün geçti. Lübnanlılar aralarında dayanışma göstererek birbirlerine yardım etmeye çalışıyorlar 300 binden fazla konut oturulamayacak hale geldi diyen gazeteci Yazgan, "İnsanlar önce barınma ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorlar. Yaralılar tedavi görmeye çalışıyor. Hastanelerde de büyük hasar var. Zaten yetersiz olan sağlık sistemi şuanda daha da kötü durumda. İmkânı olanlar Beyrut’u, Lübnan’ı terk etmeye çalışıyor. Çünkü patlamadan sonra ortaya yayılan kimyasal atıklar ve zehirli gaz bir süre orada kalacak. Sadece Beyrut’ta değil Lübnan’a komşu ülkelerde durum aynı. Suriye ve Ürdün’de etkisini gösterecek uzun bir süre. O yüzden Sağlık Bakanı, İçişleri Bakanı bu konuda açıklama yaptı, “imkanı olanlar lütfen terk etsin” dedi." Gazeteci Yazgan şu bilgileri paylaştı:

"Bazı binalar ağır hasarlı göçme ihtimali var. Bu binalara giriş çıkışlar yasaklandı. Ama bu da bir bina göçtükten sonra akla geldi Lübnan’da. İçindekilerle birlikte bir bina göçtü. Hafif hasarlı binalarda tamirata başlandı. İnsanlar kendi aralarında çadır kurarak 1000 kişilik barınma imkanı yarattılar, geçici olarak böyle yaralarını sarmaya çalışıyorlar. Devlet varlığı olmadığı için Lübnan’da insanlar dayanışma göstererek bunu yapmaya çalışıyorlar aralarında. Bazı yerleri temizlemeye başlamışlar. İnsanlar gönüllü olarak gelip temizliğe başladılar. Hatta onlarla röportaj yapanlara 'Lübnan’da devlet yok bunları biz yapmak zorundayız. Yoksa bu böyle kalır' diyorlar. Burada devletin yetersizliği her yerde belli oluyor."

"Zaten bu patlamada bir ihmaller zincirinin sonucunda olabilir, diye gelen resmî açıklama var. Bu sabotaj mı? değil mi? tam olarak bunu şu anda bilemiyoruz. Patlamanın olduğunu biliyoruz 2 bin 750 ton amonyum nitratın şehrin ortasındaki bir depoda 6 yıl boyunca kalması hemen yanı başında havai fişek deposunun bulunması bu depoya kaynakla yaklaşılması. Hatta depoya kapı yapılırken kaynak yapılması zaten hepsi olağan üstü tedbirsizlik üst üste akıl alır gibi değil. Ama buna hesap sormak istiyorlar Lübnanlılar çok öfkeli hesap sormak istiyorlar, suçluların bulunmasını istiyorlar. Soruşturma devam ediyor. Yaralı sayısı çok fazla. Benim tanıdığım herkes hafif veya ağır bir şekilde yaralanmış. Çünkü patlamanın etkisiyle zaten çok büyük bir alanda o basınçla camlar patlamış, kapılar patlamış birçok insan bundan dolayı yaralandı. Evinin içerisinde oturan bir insan bile bir şekilde yaralanmış."

"SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKMÜŞ DURUMDA, İNSANLAR ÇARESİZ"

"Hastaneler şu an dolu durumda. Zaten koronadan dolayı zor durumdaydılar şu anda koronanın ikinci dalgası yaşanıyor Lübnan’da. Ve ilk dalgadan çok çok daha fazla yeni vaka sayıları ve ölümler var. Dolayısıyla zaten işlemeyen sağlık sistemine bir de şimdi bu patlamanın etkisi gelince gerçekten oldukça kötü durumda. Bazı hastaneler kullanılamayacak durumda. Mesela bana yakın dokuz katlı bir hastanede vardı tamamen kullanılamaz durumda. Yaralanan ve ölen sağlık çalışanları var. Şu anda çok yetersiz sağlık sistemi. Sedyeler yok ağır yaralıları ofis sandalyeleriyle hastaneye ulaştırmaya çalışıyorlar. Birçok yol kapalı durumda."

"Bizim evimiz de hasar almış ama çok büyük bir hasar değil. Evlerine giremeyecek şekilde hasar gören komşularımız var. Yaralanan, ameliyat edilen ve hatta hayatını kaybeden komşularımız var. Durum oldukça kötü."

"KIL PAYI KURTULDUK. BUNA DA ŞÜKREDİYORUZ AMA İNSAN SEVİNEMİYOR"

"Benim doğum günümdü 4 Ağustos ve eşim sürpriz yapmış bana, benim haberim yoktu geleceğinden. Ve o sabah Beyrut’tan İstanbul’a geldi. Zaten geldi oturduk, aradan yarım saat geçmeden telefonlar çalmaya başladı. Ve bu patlamanın haberini aldık. Ve eşim hemen hemen her gün o limandaydı. Çünkü biz korona dolayısıyla çocuklarla birlikte İstanbul’a gelmiştik birkaç aydır buradaydık. Koronadan dolayı ben çocukları toplu taşımaya bindirmek istemedim. Burada da arabamız yok eşim Lübnan’dakini getirecekti Türkiye’ye onun bürokratik işlemleri halletmeye çalışıyordu günlerdir, orada gümrüğe gidip geliyordu limanda. Artık oradaki insanlarla tanışıyordu. Orada olabilirdi. Eşimde hayatını kaybedebilirdi. Kıl payı kurtulduk. Buna da şükrediyoruz ama insan sevinemiyor."

"ENKAZ ALTINDA KURTULMAYI BEKLEYEN İNSANLAR VAR"

"Çok zor durumda olana insanlar var. Yaralananlar çok, hayatını kaybedenler çok, kaybolanlar çok. Hem karada bir de denizde kaybolanlar var. Bir haber geldi mesela birisi 30 saat boyunca denizde kalmış yaralı bir şekilde hala hayatta. Tabii bunlar bizim gördüğümüz bildiğimiz. Enkaz altında kurtulmayı bekleyen insanlar var. Ve zamanla yarışılıyor. Gerçekten bu Lübnan, Beyrutlular için bile şok edici travma yaratıcı bir olaydı ki Lübnanlılar 15 yıl süren bir iç savaş yaşadı. 1975, 1990 yılları arasında, sonrasında 2006’da İsrail ile olan savaşta Beyrut bombalandı ağır şekilde büyük kayıplar verdi. Bunun haricinde Lübnan’da günlük hayatta suikastlar oluyor. Artık günlük hayatın bir parçası suikastlar, araba bombalamaları. Zaten ilk patlamayı duyduğumuzda herkes bunun araba bombası olduğunu düşünmüş. Çünkü çok olağan bir şey artık. Ama bütün bunları yaşayan gündelik halde normalleştiren insanlar için bile maalesef bu patlama büyük bir travma yaratıcıydı."

"AÇIKLANAN RAKAMLAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR "

Beyrut'ta tanıdığı herkesin bir şekilde yaralandığını dile getiren Yazgan, "Kızılhaç’ın bildirdiğine göre ölü sayısı 135, yaralı sayısı 5 binden fazla, 1600 yüzden fazla kişide kayıp şu anda ama bunun çok daha fazla olduğunu tahmin ediyorum. Dediğim gibi tanıdığım herkes bir şekilde yaralanmış. Dolayısıyla bu açıklanan rakamlar gerçeği yansıtmıyor." dedi.