Beyrut Limanı'nda meydana gelen patlama sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı en son 135'e yükselirken ve yaralı sayısı 5 bini aştı. Enkaz altında kalanlara ulaşılmaya çalışılıyor.

Lübnan hükümeti, faciaya yol açan patlayıcıların tutulduğu Beyrut Limanı'nda 2014'ten bu yana depolama, koruma ve denetim işlerini yürüten tüm sorumlular hakkında ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı getirdi. Ayrıca, patlamanın sorumlularını belirlemek için araştırma komitesine üç gün süre tanındı.

Enformasyon Bakanlığı da iç güvenlik, genel güvenlik, devlet güvenliği, gümrük muhafaza, limanlar ve havalimanı güçleri ve itfaiye de dahil tüm güçlerin "Yüksek Askeri Otorite"nin kontrolünde olacağını duyurdu. Hükümet ayrıca söz konusu felaketin tüm düzeylerdeki yansımalarını takip etmek için bir kriz masası oluşturdu.

'GÜBRE' ALDATMACASI

Birgün'ün derlediğine göre; Ancak patlamayla ilgili yapılan ilk incelemeler, olayın yıllardır süren ihmaller dizisine dayandığını ortaya çıkardı. Rusya Denizciler Sendikası, 2014 yılında Moldova bandıralı Rhosus adlı geminin Beyrut Limanı'nda durduğunu ve gemi sahibinin mürettebatı kaderine terk ettiğini açıkladı.

Buna göre, gemi sahibi, mürettebata maaş ödemedi ve patlamaya yol açan amonyum nitrat altı yıl boyunca limanda kaldı. Geminin kaptanı Boris Prokoşev de gemideki maddelerin gübre olduğunu sandığını söyledi.

Moskova 24 televizyonuna konuşan Prokoşev, "Arazilerde gübreleme yapılması için taşındığını düşünmüştüm. Belgelerde bu şekilde belirtiliyordu. Daha sonra geminin boşaltıldığını ve Ulaştırma Bakanlığı'nın sorumluluğunda depoya amonyum nitrat taşındığını öğrendim" dedi.

Reuters'a konuşan Lübnanlı bir resmi kaynak da patlamaya neden olan malzemenin güvenli bir şekilde depolanması konusunun birçok kez gündeme geldiğini ancak kaldırılması veya imha edilmesi için “hiçbir şey yapılmadığını” ifade etti.

HÜKÜMET SUÇLANIYOR

Beyrut'ta yaralarını sarmaya çalışan halkın ise öfkesini 'ihmalle suçladığı' hükümete yönelttiği görüldü. Hastanede tedavi altına alınan Chadia Elmeouchi, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Her zaman, yeteneksiz kişiler, yeteneksiz bir hükümet tarafından yönetildiğimizi biliyordum. Ama size bir şey söyleyeyim, şimdi yaptıkları tamamen bir suç" dedi.

Lübnanlı danışman Stephane Bazan da "Bizi daha kaç felaket bekliyor? Elektrikler kesik, sular zehirli, gıda şüpheli, silahlar her yerde. Paramızı, çocuklarımızın geleceğini çaldılar" tepkisi verdi. Paris ve Beyrut'ta uluslararası ilişkiler profesörü olarak görev yapan Karim Bitar da "Halkın öfkesine rağmen... İstifa yine de çok olası görünmüyor, çünkü bir alternatif yok" dedi.

Trump kafa karıştırıyor

Birçok ülke Lübnan’la dayanışmak için seferber olurken ABD’den patlamaya ilişkin kafa karıştırıcı açıklamalar yapılıyor. ABD Başkanı Donald Trump, “bu korkunç bir saldırı” tepkisi verdiği patlamanın “saldırı” olup olmadığına ilişkin kimsenin henüz bir şey bilmediğini ileri sürdü. Beyaz Saray’daki basın toplantısında konuşan Trump, “Olayda bazı bomba parçaları şeyler etrafa saçılmış, bu belki bir kazaydı belki de bir saldırıydı. Bazıları bunun saldırı olduğunu düşünüyor, bazıları düşünmüyor” dedi. ABD Savunma Bakanı Esper de, “Birçok kişi Beyrut’taki patlamanın kaza olduğuna inanıyor. Bu bariz bir trajedi” açıklaması yaptı.

Yardım seferberliği sürüyor

Birçok ülkenin başlattığı yardım kampanyası büyüyor. Lübnan Ekonomi Bakanlığı, patlamanın yol açtığı zararın 10 ila 15 milyar doları aşabileceğini duyururken birçok ülkeden fon sağlama girişimleri yürütülüyor. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Lübnan’a acil durum ihtiyaçları için ilk etapta 33 milyon avro destekte bulunulacağını bildirdi. Türkiye’den de Lübnan’a yardım malzemeleri ve personel ulaştırıldı. Rusya Acil Durumlar Bakanlığı’na ait üçüncü yardım uçağı da Beyrut’a vardı.

Destek ziyareti için Lübnan’a giden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnanlı mevkidaşı Mişel Aun ile görüştü, patlamanın yaşandığı bölgeye giderek yetkililerden bilgi aldı. Macron, “Lübnan siyasi ve ekonomik bir krizle karşı karşıya ve buna acil müdahale edilmesi gerekiyor. Reformlar yapılmazsa Lübnan sıkıntı çekmeye devam eder” açıklaması yaptı. Öte yandan, Paris Savcılığı olayda 21 Fransız vatandaşının yaralanması üzerine patlamayla ilgili ‘kasıtsız yaralama’ soruşturması açtı.

Hükümette ‘uluslararası soruşturma’ tartışması

Lübnan’ın eski başbakanları Saad el Hariri, Necib Mikati, Fuad Sinyora ve Temmam Selam, Saad Hariri’nin başkent Beyrut’taki konutunda bir araya geldikten sonra yaptıkları ortak açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) ile Arap Birliği’ne patlamanın nedenlerini ortaya çıkarmak için uluslararası veya Arap soruşturma komitesi oluşturulması için çağrıda bulundu.

Ancak, bu öneriye hükümetten destek gelmedi. Lübnan Meclis Başkanı Elie el-Ferezli, uluslararası komisyon kurulmasına karşı çıkarak “Beyrut Limanı’ndaki patlama için uluslararası inceleme talep edilmesi Lübnan devletinin yok sayılması anlamına gelir” dedi. Ferezli, bu tartışmaların eski Başbakan Refik Hariri’nin suikastı sonrasında yaşanan tartışmayı hatırlattığını söyledi.

Dava ertelendi

Öte yandan, patlama öncesi Refik Hariri suikastıyla ilgili karar duruşmasının bugünlerde yapılması planlanıyordu. Ancak, Uluslararası Lübnan Mahkemesi, patlamanın mağdurlarıyla dayanışma için, daha önce 7 Ağustos olarak belirlenen karar duruşmasının, 18 Ağustos’ta yapılmasına karar verdiğini açıkladı.

Bayrak yansıtıldı

İsrail’in başkenti Tel Aviv’deki belediye binası önceki gün Lübnan bayrağıyla aydınlatıldı. Tel Aviv Belediye Başkanı Ron Huldai, binanın fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşarak, “İnsanlık her tür çatışmadan üstündür. Kalbimiz, büyük bir felaket yaşayan Lübnan halkıyla beraberdir” dedi.