Taraflar, zaman zaman birbirinin savunma ve saldırı hazırlığını kontrol ediyor. Yoklamaların ardından Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destek açıkça görüldü. Ermenistan, bunu farklı bir tehdit olarak da algılıyor. Ermenistan, Rusya’nın Kafkasya’daki üssü gibi. Bütün savunma düzenini bunun üzerinden yürütüyor. Karşılığında birtakım tavizler vermek zorunda kalıyor. Karabağ ekibi de bu tavizleri etkin biçimde yürüten taraf.

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi, Rusya-Avrasya ve güvenlik politikaları üzerine çalışan Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki gerilime ilişkin, “Her iki taraf da belirli aralıklarla birbirlerinin savunma sistemlerini yokluyor. Uzun yıllardır çözüm için bölgede olan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), soruna çözüm sunmuyor. Bu iş masada değil, daha farklı sertlikle çözülecekmiş gibi gözüküyor” dedi.


Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Cumhuriyet'ten Sena Yaşar'ın sorularını yanıtladı

Ermenistan içindeki Karabağ ekibinin, saldırıdan bir hafta önce ulusal güvenlik stratejisi hazırladığını ve metnin “Türk düşmanlığı” içerdiğini belirten Çelikpala, “Karabağ ekibinin Rusya ile organik bir bağı var. Tovuz’a saldırı, Karabağ ekibinin stratejisinin bir parçası olabilir” diye konuştu. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çelikpala, Ermenistan’ın Azerbaycan sınırını ihlal etmesi ve Tovuz bölgesine saldırması sonucu bölgede yaşanan gerilimi Cumhuriyet’e değerlendirdi.

AGİT’in, uzun yıllardır iki ülke arasındaki sorunlara çözüm sunamadığına ve güven kaybettiğine dikkat çeken Çelikpala, “Azerbaycan tarafı çok hızlı tepki verdi. Karşılığında, 90’ların başından beri ilk defa Azerbaycan’da bir tümgenerali öldürdüler. Çok üst düzeyde bir ölüm bu. Bunun bedelleri ödenir. Çok sessizce kabullenilecek bir şey değil.

Gerilim, masada çözülmekten ziyade sertlikle çözülecekmiş gibi gözüküyor. Taraflar, zaman zaman birbirinin savunma ve saldırı hazırlığını kontrol ediyor. Yoklamaların ardından ise Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destek açıkça görüldü. Destek çerçevesinde Ermenistan, bunu farklı bir tehdit olarak da algılıyor” dedi.

‘KARABAĞ EKİBİ’

Saldırıdan birkaç gün önce, 10 Temmuz’da Ermeni tarafının yeni ulusal güvenlik stratejisi yayımladığını belirten Çelikpala, strateji belgesine ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir önceki strateji, 2007’nin şubat ayında yayımlandı. 2007’deki strateji Karabağ odaklıydı. Güvenlik algılaması ve savunması bunun üzerinden yürüyordu. Nikol Paşinyan yönetiminin 10 Temmuz’da yayımladığı belge ise Ermenistan içinde de eleştirildi. Çünkü çok genel ve muğlak olarak görüldü. Belgede sertlik söylemi, kiliseye dayanma, diasporayla işbirliği kurma, pan-Ermeni hareketi yaratma etkisi gibi söylemler var. Belgede, en büyük tehdit olarak Türkiye ve politikalarının görülmesi dikkat çekti. Düşünün ki bir ülkenin güvenlik strateji belgesinde başka bir ülkeyle ilgili değerlendirme yapılıyor. Açık bir Türk düşmanlığı mevcut, Türkiye problematik bir ülke olarak görülüyor. Türkiye, son dönemdeki tarzı ve tavrıyla Ermenistan için iyi komşuluk niyeti olmayan bir ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin ‘kışkırtmasıyla’da Azerbaycan’ın düzenleyeceği bir saldırının bölgeyi darmadağın edeceği öngörülüyor. Dağlık Karabağ’ı da yine bu anlayışın merkezinde tutuyorlar. Ermenistan içindeki dengeler de oldukça karmaşık. 2007 stratejisini hazırlayan grup, ‘Karabağ ekibi’ denen ekipti. Bu ekibin asker ve güvenlik bürokrasisi, istihbarat, ordu içindeki ağırlığı hâlâ devam ediyor. Bu ekip, Paşınyan’ın çıkarttığı belgeyi eleştiriyor.”

RUSYA’DAN BİR İLK...

Karabağ ekibinin Rusya ile organik bağı olduğunu belirten Çelikpala, “Ermenistan, Rusya’nın Kafkasya’daki üssü gibi. Bütün savunma düzenini bunun üzerinden yürütüyor. Bunun karşılığında da Ermeni tarafına birtakım tavizler vermek zorunda kalıyor. Karabağ ekibi de bu tavizleri etkin biçimde yürüten taraf” dedi. Tovuz’a saldırıda, Karabağ ekibinin payı olabileceğine dikkat çeken Çelikpala, şunları kaydetti: “90’lı yıllarda da bunun örneklerini gördük. Moskova-Çeçen meselesinde, masada çözüm gibi öneriler geliştirilmişti. Ama merkezde alınan siyasi kararlar, sahadaki askeri yapılar tarafından ciddiye alınıp uygulanmadı. Hatta zaman zaman tam tersi yapıldı. Moskova anlaşma imzaladı ama ordu, bu işi tamamen değiştirdi. Tek başına bağımsız bir Ermenistan ordusundan söz etmek mümkün değil. Rusya her yerde. Ufak tefek denemelerle yoklamalar çekiliyor olabilir. Saldırının arkasında ne kadar Ermenistan muhalefeti, ne kadar merkezdeki Paşinyan’dan bağımsız bir hareket tarzı var, görmek lazım. Saldırı, Paşinyan hükümetinin sıkıştırılmasıyla ilgili olabilir. Tovuz olayında kimin ne taraftan, ne kadar sorumlu olduğu hâlâ havada. Ama ilk kez Rusya tarafında Ermenistan’a destek veren bir söylem yükselmedi.”

BAĞIMLILIK AZALDI

Türk ve Azerbaycan ordusunun, bölgede yaptığı ortak tatbikatın etkilerini de değerlendiren Çelikpala, şu ifadeleri kullandı: “Tatbikat, Azerbaycan’a çok açık bir destek. Tatbikatlar planlı olduğu için yapılacağını Ruslar da Ermeniler de biliyor. Ölçeği büyütülmüş ve görünürlüğü artırılmış vaziyette. Çünkü Nahçıvan bizim için önemli. Bu, Ermenistan’a da ‘herkes ayağını denk alsın’ mesajı. Son dönemde Türkiye ile Rusya ilişkilerine bakıldığında, iki tarafın da birbirinden huzursuz oldukları konu başlıkları olsa da bölgedeki dengeleri görüyorlar. Türkiye’nin, Rusya’nın Pantsir’lerini Suriye’de ve Libya’da yok etmesi unutulmamalı. Rusya artık bunları kimseye satamaz. Ayrıca Türkiye, Suriye’de, belli bir alan hâkimiyeti sağlamış vaziyette. Bunlar, Türkiye’nin, Rusya bağımlısı bir ülke olduğu imajının ortadan kalkmasını sağlıyor. Doğalgaz ve petrol ticaretindeki rakamlar da düşüyor. Türkiye’nin Rusya’ya bağımlığında iki yıl öncesine göre ciddi bir azalma var. Bu da Türkiye’yi daha bağımsız bir aktör haline getiriyor. Rusya, bundan rahatsız olabilir. Türkiye’nin yeniden çok boyutlu ilişkilerine dönmesi gerekiyor.”